İlişkilerde fazla uyum sağlamak: sevilmek için küçülmek

İlişkilerde fazla uyum sağlamak DEHB'li bir kadında neden sık görülebilir? Hayır demenin zorluğunu ve kendi sesini geri çağırmanın adımlarını anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

“Nereye gidelim?” “Sen nereyi istersen.” Bu cümleyi o kadar çok söyledim ki, bir gün birinin benim için seçim yapmasından rahatlık duyduğumu fark ettim. Aslında bir tercihim vardı; sadece onu söylemenin bedelini her seferinde yeniden hesaplıyordum.

İlişkilerde fazla uyum sağlamak, dışarıdan bakıldığında bir erdem gibi görünüyor: kolay biri, esnek biri, sorun çıkarmayan biri. İçeriden ise sessiz bir küçülme olabiliyor. DEHB'li bir kadın olarak bu küçülmeyi hem kendimde hem de çevremde tanıdım. Bu yazıda onu nasıl fark ettiğimi, neden bu kadar yaygın olabildiğini ve kendi sesimi geri çağırmak için neleri denediğimi anlatıyorum. Bir terapist ya da uzman değilim; sadece kendi gözlemlerim var.

Kısaca: İlişkilerde fazla uyum sağlamak, kendi ihtiyacını görmezden gelerek karşı tarafı memnun etmeye çalışmaktır ve DEHB'li kadınlarda eleştirilme ve reddedilme korkusuyla birleşince yaygınlaşabilir. Küçük tercihleri söylemek, cevap vermeden önce zaman tanımak ve gerektiğinde destek almak bu alışkanlığı yumuşatabilir.

İlişkilerde fazla uyum sağlamak nasıl görünür?

Bu alışkanlığı fark etmek her zaman kolay değil, çünkü çoğu zaman “nezaket” ya da “anlayış” görünümü altında yaşanıyor. Kendimde ve başkalarında gördüğüm bazı işaretler şöyle:

  • Bir yer, yemek ya da plan seçerken sürekli “fark etmez” demek, aslında farkı olduğu hâlde.
  • Bir şeye gönlüm yokken “olur” deyip sonra o gün boyunca pişman olmak.
  • Karşımdakinin ruh hâline göre kendi ruh hâlimi hızla değiştirmek.
  • Kendi görüşümü söylemeden önce karşıdakinin ne düşündüğünü anlamaya çalışmak.
  • Özür dilemenin gerekmediği yerde özür dilemek.
  • Bir ilişki ya da arkadaşlıktaki kırgınlığı söylemek yerine içimde taşımak.

Bu örüntü her ilişkide aynı biçimde görünmüyor. Arkadaşlıkta “ben hep müsaitim” olarak, ailede “ben anlayışlıyım” rolü olarak, iş yerinde “her işi alan kişi” olarak, yakın ilişkilerde ise “tartışma çıkmasın” çabası olarak karşıma çıktı. Rol değişiyor ama altındaki cümle çoğu zaman aynı: “Beni bırakmasınlar.”

Bunların bazıları tek başına zararsız. Sorun, bu davranışların bir sistem hâline gelmesi ve “gerçek ben”in giderek görünmez olması.

DEHB'li kadınlarda neden bu kadar yaygın olabilir?

Bu soruya kesin bir cevap veremem; yalnızca bazı olası nedenleri paylaşabilirim. Bunlar tanı değil, sadece gözlem:

  1. Yıllarca eleştirilmiş olmak. “Dalgın”, “unutkan”, “fazla duygusal” gibi etiketlerle büyüyen biri, kendini “daha az sorun çıkararak” korumaya çalışabiliyor.
  2. Reddedilme hassasiyeti. Eleştiriye ya da onaylanmamaya çok güçlü tepki veren biri için “hayır” demek, bir ilişkiyi riske atmak gibi hissettirebiliyor.
  3. Maskeleme. Zorluklarını saklamak için uyumlu, hoş ve “kolay” görünmeye çalışmak.
  4. Fark etme hassasiyeti. Karşımdakinin hâlini çok çabuk hissetmek ve onu rahatlatma ihtiyacı.
  5. Kadınlardan beklenen roller. Nazik, uyumlu ve ilişkiyi koruyan olmak.

Bunların hiçbiri kişiyi doğuştan “uyumlu” yapmaz; ama hepsi kendi sesini kısmayı kolaylaştırabilir. Eğer kendini tanıyorsan, bunun bir zayıflık değil, öğrenilmiş bir koruma biçimi olduğunu hatırla.

Uyumun görünmeyen bedeli

Başlangıçta uyum sağlamak çok işe yarar gibi görünüyor: Çatışma yok, gerginlik yok, herkes mutlu. Ama zamanla bazı bedeller ortaya çıkıyor:

  • Birikmiş kırgınlık. Hiç söylenmeyen şeyler, bir gün beklenmedik bir yerde patlıyor.
  • Karşı tarafın seni tanımaması. Sen hiç “hayır” demediğin için, ne istediğini gerçekten bilmiyor.
  • Kendi isteklerini unutmak. “Ne istiyorsun?” sorusuna cevap bulamamak.
  • Yorgunluk. Sürekli birini ayarlamak ve ona göre davranmak ciddi bir enerji istiyor.

DEHB'ye özgü ince bir yanı da var: Konuşmanın ortasında dikkatim kayıp ipi kaybettiğimde, “bir daha söyler misin?” demek yerine başımı sallayıp “tamam” demek. Bu da bir uyum biçimi; karşımdakini kırmamak için kendi anlama ihtiyacımı yok sayıyorum. Sonuç çoğu zaman bir yanlış anlaşılma ve daha büyük bir utanç oluyor. Oysa “bir yerde kaçırdım, tekrar edebilir misin?” cümlesi, çoğu insan için hiç de yük değil.

Bunu yazarken kendimi suçlamamaya çalışıyorum; çünkü uyum bir zamanlar bana gerçekten bir şey sağladı: güven, kabul, rahatlık. Ama şimdi o uyumun bir bedeli olduğunu görmek, değişim için bir fırsat.

Esnek olmak ile küçülmek arasındaki fark

Hiç uyum sağlamamak da çözüm değil; ilişkiler karşılıklı esneklik ister. Benim kendime sorduğum üç soru, bu ikisini ayırmama yardımcı oluyor:

  • Bu kararı özgürce mi veriyorum, yoksa çatışmadan kaçmak için mi?
  • Sonrasında içimde ne kalıyor? Rahatlık mı, yoksa burukluk mu?
  • Bu esneklik karşılıklı mı? Karşı taraf da benim için esniyor mu?

Cevaplar çoğu zaman net oluyor. Bir şeyi isteyerek yaptığımda, içim hafif. Kaçmak için yaptığımda ise içimde ince bir ağırlık kalıyor.

Kendi sesini geri çağırmak: küçük adımlar

Bu alışkanlık, bir gecede değişmiyor ve değişmesi gerekmiyor. Küçük, düşük riskli adımlardan başlamak bana daha iyi geldi:

  1. Bir tercih söyle. “Fark etmez” yerine, bu hafta bir yerde tek bir tercih söylemeyi dene. Yemek seçmek bile yeterli.
  2. Cevaptan önce zaman tanı. “Bir bakıp sana döneyim” cümlesi, hemen “olur” deme refleksini yavaşlatıyor.
  3. Kısa ve net hayır cümleleri hazırla. “Bu sefer olmayacak” ya da “Bu bana şu an çok geliyor.” Açıklama yapmak zorunda değilsin.
  4. Kırgınlığı küçükken söyle. “Bunu söylemek biraz zor ama geçen konuşma beni üzdü” gibi.
  5. Kendi isteklerini yaz. Gün sonunda kendine “Bugün ne istedim, ne yaptım?” diye sormak, kendi sesine tekrar alışmak için bir yol.

İlk denemelerde kalp çarpıntısı ve “yanlış mı yaptım?” hissi gelebilir; bu beklenen bir şey. Karşı taraf bazen şaşırıyor, bazen rahatlıyor. Çoğu zaman da bu cümleler, ilişkinin daha dürüst bir yere gelmesine yarıyor.

Karşındaki şaşırırsa ya da bozulursa

Yıllardır “her zaman olur” diyen birinin ilk kez “bu sefer olmaz” demesi, karşı tarafta şaşkınlık yaratabilir. Bu, bazen bir an tereddüt, bazen kısa bir soğukluk olarak çıkabiliyor. Bu tepki senin yanlış yaptığının kanıtı olmak zorunda değil; çoğu zaman sadece karşındaki kişinin yeni bir sesi tanımasının zaman alması.

Böyle anlarda şunları hatırlamak bana iyi geliyor:

  • Tepki gelmesi, sınırın yanlış olduğu anlamına gelmez.
  • Hemen geri adım atmak zorunda değilsin; “Anladım, ama bu benim için böyle” demek yeterli olabilir.
  • Bir ilişki yalnızca senin sürekli evet demenle ayakta duruyorsa, bu bilgi de değerli.

Destek almak ne zaman iyi olur?

Uyum alışkanlığı kendi başına çözülemeyecek kadar derinse, ya da geçmiş yaşantılarla bağlantılıysa bir psikologla çalışmak çok değerli olabilir. Eğer uyum sağlamanın nedeni sevgi ya da nezaket değil de korku, tehdit ya da şiddet endişesiyse, bu başka bir konu; güvenliğin öncelikli. Böyle bir durumda hemen güvendiğin bir yakınına ve bir uzmana ulaş; acil bir tehlike varsa 112'yi ara.

Kendime not

Sevilmek için küçülmek, bir noktadan sonra sevilen kişinin ben olmadığını hissettiriyor. Bu hissi fark etmek çok rahatsız edici ama değerli bir bilgi. Kendi sesim, başkalarına zarar vermiyor; sadece onları beni gerçekten tanımaya davet ediyor.

Bu hafta bir kez, küçücük bir konuda “fark eder” demeyi dene. Sonra o anda içinde ne olduğuna sadece bak.

Sık sorulanlar

Fazla uyum sağlamak ile esnek olmak arasındaki fark nedir?

Esnek olmak, kendi isteğinle ve rahatça uyum sağlamak demek; fazla uyum sağlamak ise çoğu zaman kendi ihtiyacını görmezden gelip karşı tarafın memnuniyetini öne koymak anlamına geliyor. Aradaki fark, sonrasında içinde ne kaldığında anlaşılıyor.

DEHB'li kadınlar neden hayır demekte zorlanıyor olabilir?

Birçok kadın, yıllarca eleştirilmiş ya da “zor biri” olmaktan kaçınmış olabiliyor. Reddedilme korkusu ve uyumlu görünme isteği birleşince hayır demek daha da zorlaşabiliyor; bu bir tanı değil, yaygın bir gözlem.

Fazla uyum sağlamak ilişkime zarar verir mi?

Uzun vadede birikmiş kırgınlığa ve karşı tarafın seni gerçekten tanıyamamasına yol açabilir. Küçük adımlarla kendi tercihlerini söylemek ilişkiyi çoğu zaman daha dürüst ve daha rahat bir yere taşıyor.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir