İş görüşmesinde DEHB: heyecanı ve dağınıklığı yönetmek

İş görüşmesinde DEHB ile konudan sapmak, soruyu unutmak ya da geç kalma korkusu yaşamak çok tanıdık. Hazırlıktan görüşme sonrasına bende işe yarayanlar.

· · 5 dk okuma

“Biraz kendinden bahseder misin?” Kâğıt üstünde en kolay soru bu. Kendimi en iyi ben tanıyorum, değil mi? Ama bu soru geldiğinde zihnimin bir anda boş bir koridora döndüğü, sonra da üç ayrı hikâyeye aynı anda başladığım görüşmeler oldu.

İş görüşmesinde DEHB, benim için iki zıt şeyin aynı anda yaşanması demekti. Bir yanda heyecan, hız, dökülmeyi bekleyen fikirler; öbür yanda soruyu yarıda unutmak, cevabın ortasında kaybolmak, “Ben ne diyordum?” anları. Bu yazıda görüşmelerden önce, görüşme sırasında ve sonrasında bana iyi gelen şeyleri topladım.

Kısaca: İş görüşmesinde DEHB'li biri için en zorlayıcı anlar genellikle konudan sapmak, soruyu kaçırmak ve zamanı yönetmek oluyor. Hikâyelerini önceden kısa bir yapıya oturtmak, görüşme gününün lojistiğini bir gün önceden halletmek, soruyu tekrar istemekten çekinmemek ve görüşme sonrasında zihnindeki tekrar oynatmayı sınırlamak süreci hafifletebilir.

İş görüşmesinde DEHB nasıl hissettiriyor?

Görüşme, kısa bir zamanda kendini değerlendirilmeye açtığın, yüksek tansiyonlu bir ortam. Herkes için gergin ama DEHB ile birlikte bu gerginlik farklı biçimlerde ortaya çıkabiliyor. Benim için en belirgin olanı, zihnimin hızlanmasıydı.

Heyecanlandığımda düşüncelerim birbirini kovalıyor. Bir soruya cevap verirken aklıma ilgili başka bir örnek geliyor, oradan bir diğerine geçiyorum ve bir bakıyorum sorudan çok uzaklaşmışım. Karşımdaki kişinin yüzündeki hafif şaşkınlığı fark ettiğimde de toparlanmaya çalışırken daha çok dağılıyorum.

Bir de tam tersi anlar var. Soru geliyor ve ben cevabı bildiğim hâlde, içimden kelimeleri çekip çıkaramıyorum. Zihnim kalabalık bir masa gibi; aradığım şey orada ama üstünde başka şeyler var. Bu iki hâli tanımak, kendimi suçlamak yerine onlara hazırlanmamı sağladı.

Hazırlık: hikâyelerini önceden toplamak

Görüşmelerde en çok işime yarayan şey, cevapları ezberlemek değil, hikâyeleri önceden toplamak oldu. Ezber, benim gibi biri için tehlikeli; bir kelimeyi kaçırdığımda bütün metin dağılıyor. Ama elimde birkaç hazır hikâye olunca, gelen soruya uygun olanı seçip anlatabiliyorum.

Benim görüşme öncesi hazırladığım hikâye türleri kabaca şunlar:

  • Zor bir problemi çözdüğüm bir an.
  • Bir hata yapıp ondan bir şey öğrendiğim bir durum.
  • Bir ekiple birlikte bir şeyi tamamladığım bir proje.
  • Beklenmedik bir değişikliğe uyum sağladığım bir dönem.
  • Gerçekten heyecanlandığım ve içine daldığım bir iş.

Her hikâyeyi üç kısa parçaya ayırıyorum: durum neydi, ben ne yaptım, sonuç ne oldu. Bu yapı, cevabın ortasında kaybolduğumda tutunacağım bir korkuluk gibi. Bir parçayı bitirdiğimde bir sonrakine geçiyorum ve sonuç kısmına geldiğimde susmam gerektiğini biliyorum.

Hikâyeleri yüksek sesle, birkaç kez anlatmak da çok işe yarıyor. Aynanın karşısında ya da bir arkadaşa anlatmak, kelimelerin zihnimden ağzıma giden yolunu açıyor. Kâğıt üstünde mükemmel görünen bir cevabın, sesli söylendiğinde ne kadar uzun olduğunu ancak böyle fark ediyorum.

Şirketi araştırmak da hazırlığın bir parçası ama burada bir tuzak var. İlgimi çeken bir konuya daldığımda saatlerce okuyup asıl hazırlığı unutabiliyorum. Bir keresinde görüşmeden önceki akşamı, kurumun geçmişteki bir projesinin ayrıntılarını okuyarak geçirdim ve kendi hikâyelerimi hiç gözden geçirmedim. Artık araştırmaya bir süre sınırı koyuyorum ve sonunda sadece üç şey not ediyorum: ne yapıyorlar, bu pozisyondan ne bekliyorlar ve benim onlara sormak istediğim bir soru.

Görüşme günü: lojistiği bir gün önceden halletmek

DEHB'de zaman algısının kaygan olabilmesi, görüşme günü en çok lojistikte ortaya çıkıyor. Yola ne kadar sürede çıkmam gerektiğini yanlış hesaplamak, son anda kıyafet aramak, belgeleri yanıma almayı unutmak; bunların hepsini yaşadım.

Artık görüşmeden bir gün önce kısa bir hazırlık listesi yapıyorum. Kıyafeti seçip bir köşeye asıyorum, gerekli belgeleri çantaya koyuyorum, adresi ve yol süresini kontrol edip bu süreye rahat bir pay ekliyorum. Online görüşmelerde de bağlantıyı, kamerayı ve sesi bir gün önceden deniyorum.

Görüşme sabahı ise kendime fazladan zaman bırakıyorum. Erken varmak bazen sıkıcı olabiliyor ama o fazladan zaman, panikle koşturmaktan çok daha iyi. Beklerken hikâyelerimin başlıklarına son bir kez göz atıyorum ve birkaç derin nefes alıyorum.

Görüşme sırasında: sapmak, kesmek, unutmak

Bütün hazırlığa rağmen görüşme sırasında dağıldığım anlar oluyor. Bu anları yok etmeye çalışmak yerine onlarla nasıl başa çıkacağımı önceden düşünmek daha gerçekçi geldi.

Bir soruyu tam yakalayamadığımda, tekrar istemekten çekinmiyorum. “Soruyu doğru anladığımdan emin olmak istiyorum, şunu mu soruyorsunuz?” demek, panikle yanlış bir cevaba atlamaktan çok daha iyi bir izlenim bırakıyor. Düşünmek için birkaç saniye istemek de son derece doğal.

Cevabın uzadığını fark ettiğimde ise “kısaca özetlersem” deyip toparlıyorum. Bu küçük cümle, hem bana bir çıkış kapısı açıyor hem de karşımdakine cevabın sonuna geldiğimizi haber veriyor. Önümde küçük bir not defteri tutmak ve soruyu iki kelimeyle yazmak da cevabın ortasında soruyu unutmamı engelliyor.

Söz kesme dürtüsü de görüşmelerde ortaya çıkabiliyor. Heyecanla, karşımdaki sözünü bitirmeden cevaba atladığım anlar oldu. Fark ettiğimde kısa bir “pardon, devam edin” demek durumu yumuşatıyor. Not defterine aklıma geleni yazmak da sıramı beklememi kolaylaştırıyor.

DEHB'den bahsetmeli miyim?

Bu, görüşmeye hazırlanan pek çok DEHB'linin aklındaki soru. Benim cevabım, herkes için tek bir doğru olmadığı yönünde. Bazı insanlar görüşmede bunu açıkça söylemekten rahatlık duyuyor; bazıları ise işe başlayıp ortamı tanıdıktan sonra karar vermeyi tercih ediyor.

Ben görüşmelerde tanıdan çok, nasıl çalıştığımı anlatmaya odaklanmayı seçiyorum. “Önceliklerin net olduğu ortamlarda iyi çalışıyorum” ya da “yazılı talimatlarla daha verimliyim” gibi cümleler, hem bilgi veriyor hem de beni bir etiketin içine sıkıştırmıyor. Gizlilik, sağlık bilgisi paylaşımı ya da işe alım süreçlerindeki haklarınla ilgili soruların varsa, bunları bir iş hukuku uzmanına danışmanı öneririm.

Görüşmeden sonra: zihnimdeki tekrar oynatma

Görüşme bittiğinde benim için asıl zor kısım başlayabiliyor. Zihnim her cevabı, her duraksamayı, her yanlış kelimeyi defalarca tekrar oynatıyor. “Şunu neden söyledim?”, “Şunu neden söylemedim?” soruları saatlerce sürebiliyor.

Bu döngüyü kesmek için görüşmeden hemen sonra kısa bir not yazıyorum: iyi giden üç şey ve bir sonraki görüşmede farklı yapmak istediğim bir şey. Bu not, zihnimdeki dağınık tekrarı somut bir öğrenmeye dönüştürüyor. Sonra bilerek başka bir şeyle meşgul oluyorum; bir yürüyüş, bir arkadaşla konuşmak ya da sevdiğim bir dizi.

Görüşmeden çıkarken

İş görüşmesinde DEHB ile yaşadığın zorluklar, değerini ya da yetkinliğini ölçmüyor. Görüşme, kısa ve yapay bir ortam; senin nasıl çalıştığını tam olarak yansıtmayabilir. Bunu bilmek, her görüşmeyi bir sınav gibi değil, bir karşılaşma gibi görmeme yardım etti.

Bir sonraki görüşmen için sadece üç hikâye hazırla ve her birini durum, eylem ve sonuç olarak üç cümleye sığdır. Gerisini o hikâyelerin üstüne kurarsın.

Sık sorulanlar

İş görüşmesinde DEHB olduğumu söylemeli miyim?

Bu kişisel bir karar ve herkes için doğru tek bir cevap yok. Pek çok kişi tanıdan çok nasıl çalıştığını ve hangi koşullarda iyi olduğunu anlatmayı tercih ediyor. Haklarınla ilgili soruların varsa bir iş hukuku uzmanına danışmak en sağlıklısı.

Görüşmede sürekli konudan sapıyorum, ne yapabilirim?

Cevaplarını önceden kısa bir yapıya oturtmak işe yarayabilir: durum, ne yaptığın, sonuç. Uzadığını fark ettiğinde “kısaca özetlersem” diyerek toparlamak da tamamen kabul edilebilir.

Görüşmede soruyu unutursam ne yapmalıyım?

Soruyu tekrar istemek ya da düşünmek için birkaç saniye almak doğal karşılanır. “Soruyu doğru anladığımdan emin olmak istiyorum” demek, panikle yanlış bir cevaba atlamaktan daha iyi bir izlenim bırakır.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir