Dijital not sistemi kurmak: DEHB için basit bir düzen

Dijital not sistemi kurmak DEHB'de neden karmaşıklaşıyor? Tek giriş noktası ve dört kutuyla notlarımı nasıl bulur hale geldiğimi anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Telefonumda “market” adında bir not var. Bilgisayarda aynı adla bir tane daha. Bir de bir defterin son sayfasında, yarısı silinmiş bir liste. Hangisinin güncel olduğunu düşünürken markete gitme isteğim çoktan geçmiş oluyor.

Not almayı seviyorum, notları bulmayı pek değil. Zamanla bunun bende bir kalıbı olduğunu fark ettim: yazma anında hevesliyim, sonrasında yazdığım şey bir yerlerde kayboluyor. Bu yazıda bir dijital not sistemini mümkün olduğunca basit kurmak için denediklerimi, neyin işe yaradığını ve neyin yaramadığını anlatıyorum.

Kısaca: DEHB'de iyi bir dijital not sistemi, mükemmel kategoriler kurmak değil; notu birkaç saniyede yakalayıp sonra bulabilmek demek. Benim için işe yarayan üç şey oldu: her notun önce aynı yere düşmesi, çok az sayıda kutu ve haftada bir kısa temizlik.

Dijital not sistemi neden bu kadar çabuk karmaşıklaşıyor?

Yeni bir not düzeni kurmak keyifli bir iş. Klasörler açıyorum, etiketlere renk veriyorum, şablonlar hazırlıyorum. O sırada kendimi çok düzenli hissediyorum. Sorun, bu düzenin işe yarayıp yaramadığını anlamadan önce enerjimin bitmesi.

Bir başka sorun da notu yazmak ile onu bulmanın ayrı beceriler olması. Yazarken “bunu elbette hatırlarım” diyorum, üç gün sonra nereye koyduğumu bile bilmiyorum. Karmaşık bir sistemde ise her not önce bir karar istiyor: Bu hangi klasöre gider, hangi etiketi almalı, başlığına ne yazmalıyım?

Bu kararlar küçük ama sürekli. DEHB'de küçük kararların birikmesi, işe başlamayı bile zorlaştırabiliyor. Not almak bir yük haline geldiğinde de en kolay yol, notu hiç almamak ya da başka bir yere yazmak oluyor. İşte dağınıklık böyle başlıyor.

Tek giriş noktası: her şey önce aynı yere düşsün

Benim için en büyük fark, tek bir “yakalama” yeri belirlemek oldu. Aklıma bir şey geldiğinde, ne olursa olsun, önce oraya yazıyorum. Alışveriş, bir fikir, bir telefon numarası, bir iş: hepsi aynı yere.

Bunu işe yarar kılan şey, o yere ulaşmanın neredeyse hiç efor istememesi. Telefonumda ana ekrana bir kısayol koydum ve gerektiğinde sesimle not bırakabiliyorum. Bilgisayarda da aynı yeri açık tutuyorum. Aracı değiştirebilirsin, ama kural aynı: Notu yazmak için üç saniyeden fazla uğraşmak gerekmemeli.

Bu yaklaşımın bir bedeli var: Yakalama yeri zamanla dolup taşıyor. Ama bunu bile bilerek yaşamak, her şeyi kafamda tutmaktan daha kolay. Karar vermeyi o anda değil, sakin bir anda yapıyorum.

Dört kutu yeterli

Yakalama yerindeki notları sonradan dört kutudan birine taşıyorum. Daha fazla kutu açmayı çok denedim, her seferinde bir hafta sonra yarısını unuttum. Şu an kullandığım kutular şunlar:

  1. Şimdi: Bu hafta bakmam gereken her şey. Küçük bir liste, en fazla bir ekran uzunluğunda.
  2. Sonra: Bir gün yapabileceğim ama acelesi olmayan şeyler. Fikirler, merak ettiklerim, “şunu bir araştırayım” notları.
  3. Bilgi: Tekrar bakacağım şeyler. Tarifler, ölçüler, adresler, bir randevunun hazırlık notları.
  4. Arşiv: Bitmiş ama silmeye kıyamadığım şeyler.

Bu dört kutunun mantığı basit: Hepsinin bir cevabı var. “Şimdi yapacak mıyım, sonra mı yapacağım, bakıp duracak bir şey mi, yoksa bitti mi?” Notu hangi kutuya koyacağım, bu dört sorudan birinin cevabına bağlı. Bir notun iki kutuya uyduğunu düşünüyorsam, daha kısa ya da daha sıkıcı olanı seçiyorum.

Senin kutuların farklı olabilir. Bir öğrenciysen “Ders” bir kutu olabilir, evden çalışıyorsan “İş”. Ama dört ya da beşi geçtiğinde ben yönetemiyorum.

Başlık, arama ve etiket: bulmayı kolaylaştıran küçük kurallar

Notları bulabilmem, neredeyse tamamen başlığa bağlı. Başlığı bir yıl sonraki bana yazılmış küçük bir mektup gibi düşünüyorum. “Not 12” değil, “Terapi öncesi sorular” ya da “Kombi bakım numarası”.

Benim küçük kurallarım şöyle:

  • Başlığın ilk kelimesi konu olsun: “Tarif — mercimek köftesi”, “Fatura — internet”.
  • Etiketi en fazla bir ya da iki tane kullan. Daha fazlası aramayı değil, düşünmeyi çoğaltıyor.
  • Klasörde gezinmek yerine aramayı kullan. Aramada ilk iki harfi yazınca çıkan sonuç, beş klasör açmaktan çok daha az yoruyor.
  • Aynı notu iki yere kopyalama. Bir tane olsun, güncel olan o olsun.

Bunlar basit görünüyor, ama bende fark yaratanlar küçük şeyler oldu. Bir notu ararken “hangi klasördeydi” diye düşünmem gerekmiyorsa, notu aramak da bir yüke dönüşmüyor.

Ekran görüntüleri de bir tür not

Telefonumun galerisi bir süre fiilen ikinci not defterim oldu. Bir tarif, bir adres, okumak istediğim bir yazı: hepsini ekran görüntüsü alıp “sonra bakarım” dedim. Sonra galeri bin görüntüyle doldu ve aradığım şey o kalabalığın içinde kayboldu.

Şimdi kendime küçük bir kural koydum: Ekran görüntüsü aldıysam, aynı gün içinde ya notun içine metin olarak yazıyorum ya da görüntüyü ilgili nota ekleyip galeriden siliyorum. İkisi de iki dakika sürüyor. Yapamadığım günlerde de galeriyi karıştırmak yerine bir sonraki temizlikte onları toplu halde not sistemime taşıyorum. Bu küçük alışkanlık, “bunu bir yere kaydetmiştim” duygusunun yarısını ortadan kaldırdı.

Haftada on dakikalık temizlik

Hiçbir sistem kendi kendine temiz kalmıyor, benimki de kalmıyor. Haftada bir, çoğu zaman hafta sonu ya da pazartesi sabahı, on dakikalık bir temizlik yapıyorum. Süre uzayınca sıkılıyorum, bu yüzden bir zamanlayıcı kuruyorum.

Sırayla şunlara bakıyorum:

  • Yakalama yerinde biriken notları dört kutudan birine taşıyorum.
  • “Şimdi” kutusundaki bitmiş ya da artık önemini yitirmiş notları siliyorum ya da arşive atıyorum.
  • Takvime ya da bir göreve dönüşmesi gereken notları oraya taşıyorum, çünkü not yazmak bir şeyi yapmış olmak anlamına gelmiyor.

Bu on dakika, hafta boyunca biriken “nereye koymalıydım” kararlarını tek bir sakin ana topluyor. Aksatırsam dünyanın sonu gelmiyor. Bir hafta kaçırırsam bir sonraki hafta aynı şeyi yapıyorum, biraz daha uzun sürüyor, o kadar.

Sistemi bıraktığımda ne yapıyorum?

Bırakıyorum, elbette. Bir dönem yoğun geçiyor, yakalama yerine uğramıyorum, notlar başka yerlere dağılıyor. Bir de “bu sefer başka bir araç deneyeyim” dürtüsü geliyor. Yeni bir araç bana yeni bir başlangıç gibi geliyor, ama genelde eski sorunu da beraberinde taşıyor.

Artık şunu deniyorum: Yeni bir sistem kurmak yerine eski yakalama yerine dönüyorum. Eski notları taşımayı sonraya bırakıyorum, belki hiç taşımıyorum. Bugünden itibaren yeni notlar tek yere düşüyor, yeter. Geçmişi toparlamak, düzeni yeniden kurmanın şartı olmak zorunda değil.

Not almak ya da düzen kurmak konusunda gerçekten zorlanıyorsan, bunun günlük hayatını ne kadar etkilediğini bir psikiyatriste ya da psikoloğa anlatmak faydalı olabilir. Ben bir uzman değilim; sadece kendi deneyimimi paylaşıyorum.

Kendime not

Mükemmel bir not sistemi aramak, çoğu zaman notları yazmayı ertelemenin yeni bir yolu oluyor. Bana yeten şey şu: tek bir yere yaz, dört kutudan birine taşı, haftada bir bak. Bunun ötesi süs.

Bugün yapabileceğin en küçük adım, notlarını hangi yere yazacağına karar vermek. Sadece karar vermek. Gerisi bir sonraki not geldiğinde kendiliğinden yerine oturuyor.

Sık sorulanlar

DEHB'li biri için en iyi dijital not sistemi hangisi?

Herkese uyan tek bir sistem yok. Bende işe yarayan şey belirli bir araç değil, notu birkaç saniyede yakalayabilmem ve her notun aynı yere düşmesiydi. Sana uyan, açması en az efor isteyen araç genelde en iyisi.

Notları klasörlere ve etiketlere ayırmak gerekli mi?

Çoğu zaman gerekli değil. Klasör ve etiket sayısı arttıkça notu hangisine koyacağına karar vermek ayrı bir iş haline geliyor. Az sayıda kutu ve iyi bir arama özelliği benim için daha sürdürülebilir oldu.

Not sistemimi sürekli bırakıyorum, ne yapmalıyım?

Bırakmak çok yaygın ve kişisel bir kusur değil. Yeni bir sistem kurmak yerine eski giriş noktasına dönmeyi, eski notları da sonraya bırakmayı deniyorum. Süren bir sorun günlük hayatını zorluyorsa bir uzmandan destek almak da mümkün.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir