Sürekli yeni uygulama denemek: DEHB'de bitmeyen arayış

Sürekli yeni uygulama denemek DEHB'de neden bu kadar cezbedici? Yeni başlangıç hissinin peşindeyken öğrendiklerimi ve sınırlama yollarımı anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

“Bu sefer farklı olacak.” Bu cümleyi kendi kendime kaç kez söylediğimi saymadım. Çoğu zaman bir uygulamanın tanıtım sayfasını okurken, hatta bazen ekran görüntülerine bakarken söylüyordum.

Sürekli yeni uygulama denemek bende uzun süre fark edilmeyen bir alışkanlıktı. Her yeni araç küçük bir umut taşıyordu: belki bu beni toparlar, belki bu sefer sistem oturur. Bu yazıda o arayışın bende neye benzediğini, bana neye mal olduğunu ve denemeyi bırakmadan nasıl daha az yorulduğumu anlatıyorum.

Kısaca: Yeni bir uygulama denemek çoğu zaman aracın kendisinden çok, yeni bir başlangıç hissinden geliyor. Ben denemeyi yasaklamadım; önce bir bekleme listesi, kısa bir deneme süresi ve tek bir soru koydum. Böylece merakımı korurken telefonumda ve kafamda biriken yarım sistemleri azalttım.

Yeni uygulama neden bu kadar cezbedici?

Yeni bir uygulamanın ilk günleri hep güzel. Ekran boş, her şey temiz, hiçbir birikmiş iş yok. O boş sayfa bana “sıfırdan başlama” izni veriyor. Eski sistemdeki yarım kalmış işler, geçmiş günlerin utancı, hepsi geride kalmış gibi hissediyorum.

Bir de yenilik meselesi var. Yeni olan şey dikkatimi kolayca çekiyor ve onunla uğraşmak, bana ilerliyormuşum hissi veriyor. Oysa bazen yalnızca hazırlık yapıyorum: kategoriler, renkler, hatırlatıcılar. İş yapıyormuş gibi hissetmek ile iş yapmak her zaman aynı şey değil ve ben bunu ancak geriye dönüp baktığımda ayırt edebiliyorum.

Üçüncü neden daha sessiz: Mevcut sistem zorlanınca, sorunun benden mi araçtan mı geldiğini bilemiyorum. Araçta olduğunu düşünmek daha kolay. Yeni bir uygulama, “sorun benim değilmiş” ihtimalini canlı tutuyor.

Sürekli yeni uygulama denemek bana neye mal oluyor?

İlk bakışta zararsız görünüyor. Ne de olsa bir uygulama indirmek ücretsiz ya da çok ucuz. Ama bedel başka yerlerde birikiyor:

  • Dağılan notlar ve listeler: Bir şeyi üç farklı araca yazdığımda hangisinde ne olduğunu hatırlamıyorum.
  • Her seferinde yeniden kurulum: Her yeni araç, ayarlar, izinler, bildirimler anlamına geliyor. Bu enerjiyi gerçek işe harcayabilirdim.
  • Taşıma yorgunluğu: Eski sistemden yeni sisteme geçmek bazen başlı başına bir görev oluyor ve yarıda kalıyor.
  • Unutulan deneme süreleri: Ücretsiz deneme süresi bitince ücretlendirilen bir şeyi iptal etmeyi unuttuğum oldu. Küçük tutarlar bile hatırladığımda içimi sıkıyor.
  • Kendime güvenin azalması: Her bıraktığımda “yine bırakmışım” demek, bir sonraki denemeye daha yorgun başlamama yol açıyor.

Bu listeyi yazarken kendimi suçlamamaya çalışıyorum. Bu bir karakter kusuru değil, bir döngü. Döngüyü görmek ise onu kırmanın ilk adımı oldu.

Kendime sorduğum beş soru

Bir uygulamayı indirmeden önce kendime beş soru soruyorum. Her seferinde cevaplayamıyorum ama soruları sormak bile hızımı kesiyor:

  1. Bu hangi sorunumu çözecek? Cevabım “hepsini” ise büyük ihtimalle hiçbirini çözmeyecek.
  2. Elimde zaten bunu yapan bir şey var mı? Çoğu zaman var ve ben onu kullanmıyorum.
  3. Bu sorun gerçekten bir araçla mı çözülür, yoksa bir alışkanlık ya da bir konuşma meselesi mi?
  4. Bir hafta sonra da bunu isteyecek miyim?
  5. Bırakırsam ne olur? Verilerimi nasıl geri alırım, hesabı nasıl kapatırım?

Üçüncü soru bende en çok işe yarayan oldu. Bazı sorunlarım uygulamayla değil, örneğin bir işe başlayamamakla, bir konuşmayı ertelemekle ya da sadece uyumakla ilgiliydi. Onlara yeni bir araç koymak, tavandan damlayan suyun altına yeni bir kap koymak gibiydi: kap güzeldi ama damla devam ediyordu.

Bekleme listesi: indirme isteğini kâğıda taşımak

Beş soru kadar işe yarayan başka bir şey, isteği hemen yerine getirmemek oldu. Telefonumda ya da bir kâğıtta “bekleme listesi” diye bir yer açtım. Bir uygulamayı merak ettiğimde adını ve neyi çözeceğini oraya yazıyorum, yanına da o günün tarihini.

Bir hafta sonra listeye bakıyorum. Şaşırtıcı biçimde, yazdıklarımın çoğu için heves geçmiş oluyor. Bazıları hâlâ ilgimi çekiyor. Onlar için denemeye karar veriyorum.

Bu yöntem merakı bastırmıyor, sadece ona bir kapı bırakıyor. İsteğin anlık bir dalga mı yoksa gerçek bir ihtiyaç mı olduğunu ayırt etmemi kolaylaştırıyor. Yenilik arayışı bende tamamen geçmiyor, ama bekleme süresi onu daha az buyurgan hale getiriyor.

Denemeyi yasaklamak yerine alan açmak

Bir dönem kendime “artık hiç yeni uygulama denemeyeceğim” dedim. Birkaç hafta tuttu, sonra yine bir tanesi, hem de en gereksiz olanı, indirilmiş oldu. Yasak, merakı artırdı.

Şimdi denemeye alan açıyorum ama sınırlarıyla:

  • Aynı anda yalnızca tek bir yeni araç deniyorum.
  • Deneme süresini baştan yazıyorum: iki hafta gibi.
  • Bu sürenin sonunda tek bir soruya bakıyorum: Bu araca kendiliğimden kaç kez döndüm?
  • Cevap “neredeyse hiç” ise silip eski sisteme dönüyorum. Cevap “birkaç kez” ise bir iki hafta daha deniyorum.

Bu yaklaşım, denemeyi bir oyuna ya da bir deneye dönüştürüyor. Deneyin sonucu benim hakkımda bir karar değil, bir bilgi. “Bu araç bana uymadı” cümlesi “ben yine başaramadım” cümlesinden çok daha hafif geliyor.

Yeni başlangıç hissini başka yerden almak

Uygulamaları ararken aslında peşinde olduğum şey çoğu zaman aracın kendisi değil, o temiz sayfa duygusu. Bunu fark edince başka yerlerden de alabileceğimi gördüm. Masayı toplamak, haftanın ilk günü kâğıda taze bir liste yazmak, ekranın ana sayfasını yeniden düzenlemek ya da sadece yürüyüşe çıkıp geri gelmek bende benzer bir “yeniden başlıyorum” duygusu veriyor.

Bu, uygulamalardan vazgeçmen gerektiği anlamına gelmiyor. Sadece her başlangıç ihtiyacının bir indirme ekranından geçmesi gerekmiyor demek. Bazen yeni bir sayfa, yeni bir sayfadan ibarettir.

Eski araca dönmek ayıp değil

Bırakılmış bir sisteme dönmenin utanç verici olduğunu düşünürdüm. “Madem bıraktım, tekrar kullanmak yenilgi” gibi bir his vardı. Şimdi tam tersini düşünüyorum. Eski araç bana zaten tanıdık geliyor ve onu açmanın giriş maliyeti çok düşük.

Ayda bir kez telefondaki uygulamalara bakıp son iki haftada hiç açmadıklarımı siliyorum. Bu küçük temizlik ekranı sadeleştiriyor ve “bir gün lazım olur” duygusunu da azaltıyor. Gerçekten gerekirse yeniden indiriyorum, çünkü hiçbir şey kalıcı değil.

Eğer bu arayış günlük hayatını, işini ya da maddi durumunu belirgin biçimde etkiliyorsa, bunu bir psikiyatriste ya da psikoloğa anlatmak iyi bir fikir. Ben sadece kendi gözlemimi paylaşıyorum.

Kendime not

Yeni olan şeye çekilmem benim bir parçam ve onunla savaşmak yerine ona yön vermeyi tercih ediyorum. Merak kötü bir şey değil, sadece sisteme zarar vermeden yaşamasını öğrenmem gerekiyor.

Bu hafta bir şeyi denemek istiyorsan, önce bir kâğıda yaz ve tarihini koy. Bir hafta sonra hâlâ istiyorsan dene. İstemiyorsan, bir yeni araç değil, bir hafta kazanmış olursun.

Sık sorulanlar

Sürekli yeni uygulama denemek DEHB belirtisi mi?

Tek başına bir belirti sayılmaz ve tanı koymak benim işim değil. Yenilik arayışı DEHB'li pek çok kişinin tarif ettiği bir deneyim, ama bu davranışın nedenini bir psikiyatrist değerlendirebilir.

Yeni bir uygulamayı ne kadar denemeli?

Bende işe yarayan, baştan kısa bir süre ve tek bir soru belirlemek oldu. Örneğin iki hafta ve “bu araca bu sürede kaç kez kendiliğimden döndüm?” sorusu. Süreyi kendine göre ayarlayabilirsin.

Yeni uygulama indirme isteğini nasıl yavaşlatırım?

Bir bekleme listesi işe yarayabilir. Merak ettiğin şeyi bir yere yaz, birkaç gün bekle. İstek hâlâ sürüyorsa dene, sürmüyorsa liste senin yerine karar vermiş olur.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir