Floresan ışık hafifçe vızıldıyor. Tahtada bir formül, arka sıradan bir fısıltı, pencerenin dışında rüzgârda sallanan bir ağaç dalı. Öğretmen konuşuyor, sen başını sallıyorsun ama aslında yarım dakikadır o ağaç dalını izliyorsun. “Dershanede odaklanamıyorum” cümlesi tam olarak bu anlardan doğuyor: Bedenin sınıfta, zihnin ise çoktan dışarıda.
Kalabalık sınıflarda oturduğum zamanlardan en net hatırladığım şey, derslerin sonunda hissettiğim tuhaf yorgunluktu. Bütün gün oturmuş, aslında pek bir şey yapmamış ama tükenmiş hissederdim. Bugün anlıyorum ki o yorgunluk, sürekli dikkat dağıtıcılarla mücadele etmekten geliyordu. Bu yazıda, kurs ve dershane ortamında bu mücadeleyi biraz daha hafifletmenin yollarını konuşmak istiyorum.
Kısaca: Dershanede ya da kursta odaklanamamak DEHB'li öğrencilerde çok yaygın ve bu ortamın uzun pasif dinleme, kalabalık ve gürültü gibi özelliklerinden kaynaklanıyor. Nereye oturduğunu seçmek, dinlemeyi not ve sorularla aktif hale getirmek ve aralarda gerçekten hareket etmek dikkatini toparlamana yardım edebilir.
Dershanede odaklanamıyorum: ortam neden bu kadar yorucu?
Bir dershane ya da kurs sınıfı, DEHB'li bir beyin için uyarıcılarla dolu bir yer. Onlarca öğrenci, her birinin küçük hareketleri, sesler, kapının açılıp kapanması, koridordan gelen gürültü. Çoğu insanın beyni bu uyarıcıları arka plana itebiliyor. DEHB'li bir beyin ise hepsini aynı anda fark edebiliyor.
Bir de pasif dinleme var. Derslerin büyük kısmı, birinin konuşmasını uzun süre dinlemekten oluşuyor. DEHB'li beyin için pasif işler en kolay kaybolunan işler. Elin, gözün ya da zihnin aktif bir şeyle meşgul olmadığında, dikkat kendine başka bir uğraş arıyor.
Son olarak, ders saatlerinin uzunluğu. Arka arkaya gelen dersler, aralarda kısa molalar ve bütün gün aynı sırada oturmak. Dikkat kaynakları gün ilerledikçe tükeniyor ve öğleden sonraki derslerde sabahki dikkatin yarısı bile kalmayabiliyor.
Bunları bilmek önemli, çünkü dershanede odaklanamamanın senin isteksizliğinden değil, ortamın ve beyninin karşılaşmasından kaynaklandığını gösteriyor. Ortamı tamamen değiştiremezsin, ama onunla ilişkini değiştirebilirsin.
Nereye oturduğun fark yaratır
Sınıfta oturduğun yer, karşılaştığın dikkat dağıtıcıların sayısını doğrudan etkiliyor. Bu yüzden yer seçimi, DEHB'li bir öğrenci için küçük ama önemli bir karar.
Birçok DEHB'li öğrenci şu tür yerlerde daha az zorlanıyor:
- Öne yakın sıralar: Öğretmen ve tahta görüş alanının büyük kısmını kaplıyor, arkadaki hareketler görünmüyor.
- Kapıdan uzak yerler: Kapının açılıp kapanması ve koridordaki sesler daha az ulaşıyor.
- Pencereden uzak yerler: Dışarıdaki hareketler gözünü daha az çekiyor.
- Sınıfın ortası yerine kenarına yakın bir sıra: Bazı öğrenciler etrafında daha az insan olunca rahatlıyor.
Ama bunlar sadece başlangıç noktası. Herkesin beyni farklı ve bazı öğrenciler arka sırada, duvarı arkalarına alarak daha güvende hissediyor. Birkaç farklı yeri dene ve hangisinde derslerin sonunda daha az yorgun ve daha çok hatırlayan biri olduğunu gözlemle.
Bir de yanında kimin oturduğu önemli. Sürekli konuşan ya da telefonuyla oynayan biriyle yan yana oturmak, dikkatini çok daha zorluyor. Sessiz ve derse odaklı biriyle oturmak ise bir tür yan yana çalışma etkisi yaratabiliyor.
Ders dinlerken elini ve zihnini meşgul etmek
Pasif dinlemeyi aktif hale getirmek, dershanede dikkati korumanın belki de en etkili yolu. Ellerin ve zihnin dersle ilgili bir şeyle meşgul olduğunda, dikkatin kaçacak yer bulması zorlaşıyor.
Birkaç fikir:
- Kendi kelimelerinle not al. Öğretmenin söylediklerini aynen yazmak yerine kısaltarak ve kendi dilinle yaz.
- Soru listesi tut. Anlamadığın ya da merak ettiğin her şeyi sayfanın kenarına kısa bir soru olarak yaz.
- Görselleştir. Konuyu küçük şemalara, oklara ya da çizimlere dök.
- Tahmin et. Öğretmen bir soru çözerken bir sonraki adımı tahmin etmeye çalış.
Tahmin etmek özellikle işe yarıyor, çünkü dinlemeyi küçük bir oyuna çeviriyor. Öğretmen “Şimdi ne yapacağız?” demeden önce cevabı bulmaya çalışmak, zihnini derse kilitliyor.
Bazı DEHB'li öğrenciler, ders sırasında kâğıdın kenarına küçük şekiller çizmenin ya da elinde yumuşak bir nesneyi sıkmanın dinlemeyi kolaylaştırdığını söylüyor. Bu, dışarıdan dikkatsizlik gibi görünebilir; ama bazı beyinler için tam tersi işliyor. Elini hafifçe meşgul etmek, zihnin dinlemesine alan açabiliyor. Sadece çevreni rahatsız etmeyecek bir yol seçmeye dikkat et.
Aralarda gerçekten mola vermek
Teneffüs ya da ara, dikkatin yeniden dolması için bir fırsat. Ama bu fırsat çoğu zaman telefona bakarak harcanıyor. Telefona bakmak bedeni dinlendirmiyor; sadece zihni başka bir uyarıcıya geçiriyor ve bir sonraki derse daha da dağınık başlıyorsun.
Aralarda bedenini hareket ettirmeyi dene. Koridorda kısa bir yürüyüş, merdivenlerden inip çıkmak, pencereyi açıp derin bir nefes almak, su içmek. Bu küçük hareketler, DEHB'li bir beyin için sandığından çok daha fazla şey değiştirebilir. Uzun süre oturmaktan biriken huzursuzluk biraz boşalıyor ve bir sonraki derse daha taze dönüyorsun.
Aralarda yemek ve su meselesini de ihmal etme. Uzun bir dershane gününde aç ya da susuz kalmak, dikkat kaynaklarını hızla tüketiyor. Çantanda küçük bir atıştırmalık ve bir su şişesi bulundurmak basit ama etkili bir önlem.
Öğretmenle ve rehberlikle konuşmak
Dershanedeki öğretmenlerin ve rehber öğretmenlerin, öğrencilerin farklı ihtiyaçlarını anlamaya açık olabilir. Onlarla konuşmak, ortamı biraz daha sana uygun hale getirmenin bir yolu.
DEHB tanını paylaşmak zorunda değilsin. Bu tamamen senin kararın ve paylaşmamak da çok anlaşılır bir seçim. Ama istersen tanıdan bahsetmeden de neye ihtiyaç duyduğunu konuşabilirsin. Örneğin öne oturmak istediğini, derslerin konu özetlerini almanın sana yardımcı olacağını ya da anlamadığın yerleri ders sonrasında sormak istediğini söyleyebilirsin.
Somut ve küçük istekler, çoğu zaman genel şikâyetlerden daha kolay karşılık buluyor. “Derslerde odaklanamıyorum” yerine “Ders sonunda bugünkü konunun ana başlıklarını bir yere yazabilir misiniz?” gibi bir istek, öğretmenin sana nasıl yardım edebileceğini daha net gösteriyor.
Rehberlik servisi de bu konuda bir kaynak olabilir. Çalışma alışkanlıkları ya da sınav kaygısı gibi konularda rehber öğretmenle konuşmak, bazen yeni bir bakış açısı kazandırıyor.
Sınıftan çıkarken
Dershanede her dersi pürdikkat dinlemek gerçekçi bir hedef değil. Hiç kimse için değil, DEHB'li bir beyin için hiç değil. Daha gerçekçi olan, dikkatin kaçtığı anları fark etmek, geri dönmenin yollarını bilmek ve kaçırdıklarını sonradan telafi edebileceğin küçük bir sistem kurmak.
Dersten çıktıktan sonra, eve gitmeden ya da bir sonraki işe geçmeden önce birkaç dakika ayır ve günün derslerinden aklında kalan üç şeyi yaz. Bu kısa not, hem öğrendiklerini pekiştiriyor hem de kaçırdığın yerleri gösteriyor. Kaçırdıklarını o akşam kısa bir tekrarla tamamlayabilirsin.
Yarın derse girerken sadece bir şeyi değiştir: Ya oturduğun yeri, ya not alma şeklini, ya da aradaki molayı. Tek bir değişiklik, sınıfta geçirdiğin bir günü sandığından çok daha fazla etkileyebilir.