Ders çalışırken telefon: yasak yerine işleyen bir düzen

Ders çalışırken telefon elinden düşmüyor mu? Kısa süren yasaklar yerine mesafe, bilinçli molalar ve küçük anlaşmalarla DEHB'ye uygun bir düzen öneriyorum.

· · 5 dk okuma

Bir dönem, bir gece bütün sosyal medya uygulamalarını telefonumdan sildim. Kararlıydım, artık hiç bakmayacaktım. Ertesi gün öğleden sonra hepsi telefonumda geri yüklüydü ve ben eskisinden daha uzun süre ekranda kalıyordum. Ders çalışırken telefon meselesine yasaklarla yaklaşmanın bende neden işe yaramadığını o zaman anlamaya başladım.

Telefon, DEHB'li bir beyin için belki de en güçlü dikkat çekici. Her kaydırmada yeni bir şey, her bildirimde küçük bir sürpriz, her uygulamada sonsuz bir akış. Kitabın sayfasındaki sabit ve sessiz metin, bu akışla yarışamıyor. Bu yazıda, telefonu hayatından çıkarmak yerine onu bir düzene oturtmanın yollarını konuşmak istiyorum.

Kısaca: Ders çalışırken telefonu tamamen yasaklamak DEHB'li öğrencilerde çoğu zaman kısa sürüyor ve geri tepiyor. Telefonu fiziksel olarak uzaklaştırmak, molalarda süreli ve bilinçli kullanmak ve kaydığında kendini cezalandırmadan düzene dönmek daha sürdürülebilir bir yol.

Ders çalışırken telefon neden bu kadar güçlü bir çekim?

Telefondaki uygulamaların çoğu, dikkatini olabildiğince uzun süre tutmak için tasarlanıyor. Sonsuz kaydırma, otomatik oynatılan videolar, kırmızı bildirim noktaları. Bunlar herkesi etkiliyor, ama DEHB'li bir beyin için bu çekim daha da güçlü olabiliyor.

DEHB'li beyin yenilik ve anlık ödül arıyor. Telefon tam olarak bunu sunuyor: Her saniye yeni bir şey ve hiçbir çaba gerektirmeden gelen küçük keyifler. Ders çalışmak ise tam tersi. Çaba gerektiriyor, ödülü uzakta ve çoğu zaman tekdüze. İki seçenek yan yana durduğunda, beynin hangisine yöneleceği pek sürpriz değil.

Bir de kaçış meselesi var. Zor bir soruyla karşılaştığında, sıkıldığında ya da kaygılandığında telefon anında bir rahatlama sunuyor. Elin telefona uzanıyor ve birkaç saniyeliğine o rahatsız his kayboluyor. Ama soru hâlâ orada ve döndüğünde daha da ağır geliyor.

Yasaklar neden kısa sürüyor?

Telefonu tamamen yasaklamak, sözde en net çözüm. Ama DEHB'li birçok öğrenci için yasaklar birkaç gün sürüyor ve sonra eskisinden daha güçlü bir dönüşle bitiyor.

Bunun birkaç nedeni olabilir. Birincisi, yasak bir boşluk yaratıyor. Telefon sadece bir dikkat dağıtıcı değil, aynı zamanda bir dinlenme, bağlantı ve rahatlama aracı. Onu tamamen kaldırdığında bu ihtiyaçlar karşılanmadan kalıyor ve bir noktada patlıyor.

İkincisi, yasak bir hepsi ya da hiç düşüncesi yaratıyor. Telefonu bir kez açtığında yasak bozulmuş oluyor ve “Zaten bozuldu” diye günün geri kalanını ekranda geçiriyorsun. Ne kadar katı bir kural koyarsan, onu bozmak o kadar kolay ve o kadar büyük bir çöküş oluyor.

Üçüncüsü, yasaklar çoğu zaman iradeye dayanıyor. DEHB'li bir beyin için irade, özellikle yorgun ya da kaygılı anlarda pek güvenilir bir araç değil. Daha güvenilir olan, ortamı değiştirmek.

Mesafe: telefonla arana küçük engeller koymak

İrade yerine mesafeye güvenmek, DEHB'li bir beyin için çok daha işe yarar bir strateji. Telefona ulaşmak ne kadar zahmetliyse, ona uzanma ihtimalin o kadar azalıyor.

Mesafeyi kademeli artırabilirsin:

  1. Telefonu masada ekranı aşağı bakacak şekilde koy ve sesini kapat.
  2. Telefonu çantana ya da bir çekmeceye koy.
  3. Telefonu başka bir odaya bırak.
  4. Telefonu evdeki birine teslim et ve blok bitince geri al.

Her aşama, telefonla arana biraz daha fazla zahmet koyuyor. Ekranı aşağı bakan bir telefona uzanmak bir saniye sürüyor; başka odadaki bir telefona gitmek ise kalkmayı, yürümeyi ve bir karar vermeyi gerektiriyor. O küçük zahmet, çoğu zaman o anlık dürtünün geçmesi için yeterli.

Bildirimleri de düzenlemek işe yarayabilir. Çalışma saatlerinde sadece acil aramaların geçmesine izin veren bir mod kullanmak, telefonun seni çağırmasını engelliyor. Ama burada da dikkat: Ayarlarla oynamak bazen başlı başına bir oyalanmaya dönüşebiliyor. Bir kez ayarla ve bir daha dokunma.

Güne telefonsuz başlamak

Günün ilk dakikaları da önemli. Uyanır uyanmaz telefona bakmak, güne başkalarının gündemiyle başlamak demek. Bildirimler, mesajlar, videolar; daha masaya oturmadan zihnin onlarca yere dağılmış oluyor. DEHB'li bir beyin için bu dağınıklıktan çalışmaya geçmek, boş bir zihinden geçmekten çok daha zor.

Mümkünse güne telefonsuz başlamayı dene. Telefonu geceden yatak odasının dışında şarj etmek, sabahları onu ilk çalışma bloğundan sonra açmak gibi. Her sabah olmasa bile, haftanın birkaç sabahında bunu denemek, ilk bloğa başlamanın ne kadar kolaylaştığını sana gösterebilir.

Molalarda bilinçli kullanım

Telefonu yasaklamak yerine onunla küçük bir anlaşma yapabilirsin: Çalışma bloğu boyunca uzakta, molada ise belirli bir süre seninle. Bu anlaşma, yasakların yarattığı boşluğu dolduruyor ve “Ne zaman bakabileceğim?” huzursuzluğunu azaltıyor.

Molada telefona baktığında süreyi önceden belirle. Ama zamanlayıcıyı telefonun kendisine kurmamaya çalış; ayrı bir saat ya da mutfak zamanlayıcısı kullanmak daha güvenli. Mola bittiğinde telefonu yeniden uzaklaştır ve bir sonraki bloğa geç.

Bir şeyi de fark etmek önemli: Telefona bakmak her zaman dinlendirmiyor. Bazen bir molada telefona bakıp bir sonraki bloğa daha yorgun ve daha dağınık dönüyorsun. Bu yüzden molaları çeşitlendirmeyi dene. Bazı molalar telefon molası, bazıları ise hareket molası olsun: kısa bir yürüyüş, esneme, bir bardak su. Hangi molanın seni gerçekten dinlendirdiğini gözlemle.

Telefonu çalışma aracı olarak kullanmak

Birçok öğrenci telefonu çalışma aracı olarak da kullanıyor: konu anlatım videoları, soru çözüm uygulamaları, dijital kartlar. Bunlar gerçekten faydalı olabilir. Ama DEHB'li bir beyin için telefonu çalışmak için açmak, çoğu zaman başka bir yere kaymanın ilk adımı.

Bir video izlemek için telefonu açıyorsun, bir bildirim görüyorsun, ona bakıyorsun ve yarım saat sonra hâlâ başka bir yerdesin. Bu tanıdık senaryoyu azaltmak için çalışma araçlarını mümkün olduğunca telefondan ayırmayı dene. Konu anlatım videolarını bir bilgisayarda ya da tablette, sadece o sekme açıkken izlemek gibi.

Telefonu çalışma için kullanmak zorundaysan, ne yapacağını açmadan önce net olarak belirle: “Bu videoyu izleyeceğim ve kapatacağım.” Bu küçük niyet cümlesi, ekranı açtığında yönünü kaybetmemene yardım ediyor.

Kaydığında ne olacak?

Kayacaksın. Bir gün mola uzayacak, bir gün telefon masada kalacak, bir gün kendini bir videonun içinde kaybolmuş bulacaksın. Bu, düzenin bozulduğu anlamına gelmiyor. Sadece insan olduğun anlamına geliyor.

Kaydığında kendini cezalandırmak yerine sadece fark et ve geri dön. “Kaydım, şimdi telefonu bırakıp bloğa dönüyorum.” Bu kadar. Kendini suçlamak, hepsi ya da hiç düşüncesini besliyor ve günün geri kalanını da kaybetme riskini artırıyor.

Telefon ekranı kararırken

Telefon, YKS sürecinde düşmanın değil. Arkadaşlarınla bağlantın, dinlenme aracın, hatta bazen çalışma kaynağın. Sorun telefonun kendisi değil, onunla aranda bir düzen olmaması.

Bugün sadece bir çalışma bloğu boyunca telefonu başka bir odaya koy. Blok bitince ona bilinçli bir şekilde bak ve sonra yeniden uzaklaştır. Bu küçük deney, telefonla arandaki ilişkinin yasaklardan çok daha nazik bir şekilde değişebileceğini sana gösterebilir.

Sık sorulanlar

Ders çalışırken telefonu tamamen kapatmalı mıyım?

Bazı öğrenciler için işe yarıyor, ama DEHB'li birçok kişi için tam yasaklar kısa sürüp geri tepebiliyor. Telefonu çalışma bloğu boyunca başka bir odada tutmak ve molalarda belirli bir süre bilinçli kullanmak çoğu zaman daha sürdürülebilir.

Telefonu başka odaya koyunca huzursuz oluyorum, ne yapmalıyım?

Bu çok yaygın bir his. Telefona ne zaman yeniden bakacağını önceden bilmek, örneğin blok bitince birkaç dakika gibi, bu huzursuzluğu azaltabilir. Mesafeyi de kademeli artırabilirsin: önce masada ters çevrili, sonra çantada, sonra başka odada.

Ders çalışırken telefondan zamanlayıcı kullanmak sorun olur mu?

Telefonu açtığın her an başka bir uygulamaya kayma riski var. Mümkünse ayrı bir mutfak zamanlayıcısı ya da basit bir saat kullanmak, telefonu çalışma alanının dışında tutmanı kolaylaştırır.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir