LGS yılı yaklaşırken pek çok evde aynı soru dolaşmaya başlıyor: Hangi kursa gitsin? Komşunun çocuğu şuraya gidiyor, sınıf arkadaşları buraya yazılmış, bir akraba başka bir yeri öneriyor. Broşürler, başarı listeleri, kampanyalar. Karar vermek için bir sürü bilgi var ama hangisinin önemli olduğunu ayırt etmek zor.
DEHB'li bir çocuk için dershane seçerken dikkat edilecekler, diğer çocuklar için önemli olanlardan biraz farklı olabiliyor. Bir kurumun başarı listesi, o kurumun DEHB'li bir çocuğa uygun olup olmadığı hakkında çok az şey söylüyor. Ben bu yazıda bir kurum önermiyorum ve kurs, dershane ya da etüt merkezi gibi yapıların resmi durumuna dair bir şey söylemiyorum. Sadece DEHB'li bir çocuk olarak, böyle bir ortamda neye ihtiyaç duyacağımı düşünerek ebeveynlere birkaç soru öneriyorum.
Kısaca: DEHB'li çocuk için dershane seçerken dikkat edilecekler; sınıf büyüklüğü, ders ve mola süreleri, öğretmenlerin veliyle iletişimi ve çocuğun o ortamda nasıl hissettiği. Başarı listelerinden çok çocuğun ihtiyaçlarına bakmak ve kararı onunla birlikte vermek, daha sürdürülebilir bir seçim yapmayı sağlıyor.
Herkes gidiyor diye mi?
Kurs kararının çoğu zaman bir ihtiyaçtan değil, bir kaygıdan doğduğunu fark etmek önemli. “Herkes gidiyor, bizimki geride kalmasın” düşüncesi çok anlaşılır. Ama bu düşünce, çocuğun gerçekten neye ihtiyaç duyduğu sorusunu gölgede bırakabiliyor.
Kursa başlamadan önce şu soruyu sormak işe yarayabilir: Bu kurs çocuğumun hangi ihtiyacını karşılayacak? Belki belirli bir derste desteğe ihtiyacı var. Belki evde çalışmakta zorlanıyor ve bir yapıya ihtiyaç duyuyor. Belki de sadece arkadaşları gittiği için gitmek istiyor. Her biri farklı bir çözüm gerektirebiliyor.
Bazen cevap kurs değil, başka bir şey olabiliyor: evde daha iyi bir düzen, okulda ek destek, birebir bir öğretmen ya da sadece biraz daha dinlenme. Bu soruyu sormak, kararı daha bilinçli vermeyi sağlıyor.
Dershane seçerken dikkat edilecekler: DEHB'li çocuğun gözünden
Bir kurumu değerlendirirken, DEHB'li bir çocuk için şu noktalara bakmak işe yarayabilir:
- Sınıf büyüklüğü. Kalabalık bir sınıf, daha fazla gürültü ve daha fazla dikkat dağıtıcı demek. Küçük gruplar, DEHB'li bir çocuğun daha rahat odaklanmasını sağlayabilir.
- Ders ve mola süreleri. Art arda uzun dersler, molasız saatler DEHB'li bir çocuk için çok yorucu olabilir. Ders aralarında gerçek molalar var mı?
- Öğretmenlerin tutumu. Öğretmenler soru sormaya ne kadar açık? Dağılan bir öğrenciye nasıl yaklaşıyorlar?
- Veliyle iletişim. Kurum, çocuğun durumu hakkında seninle düzenli olarak iletişim kuruyor mu?
- Ödev yükü. Kurs ödevleri, okul ödevlerinin üstüne eklendiğinde akşamlar ne kadar dolu oluyor?
- Ulaşım. Kursa gidip gelmek ne kadar zaman alıyor? Yolda geçen her saat, dinlenmeden ya da uykudan çalınan bir saat.
- Fiziksel ortam. Sınıflar ne kadar aydınlık, ne kadar sessiz? Koridorlar kalabalık mı?
Bu soruların cevaplarını almak için kurumu ziyaret etmek, öğretmenlerle konuşmak ve mümkünse o kuruma giden başka ailelerle sohbet etmek işe yarayabilir. Broşürde yazanla sınıfta yaşanan her zaman aynı olmayabiliyor.
Deneme dersi ve çocuğun sesi
Pek çok kurum deneme dersi ya da tanışma günü sunuyor. Bu, çocuğun ortamı kendi gözleriyle görmesi için çok değerli bir fırsat. Deneme dersinden sonra çocuğa birkaç soru sormak işe yarayabilir:
- Derste ne hissettin?
- Öğretmeni anlayabildin mi?
- Sınıfta rahat ettin mi?
- Tekrar gitmek ister misin?
Çocuğun cevapları her zaman net olmayabilir. Ama yüz ifadesi, enerjisi, dersten çıktığındaki hâli çok şey anlatabilir. Yorgun ama memnun mu, yoksa gergin ve kapalı mı?
Kararı çocukla birlikte vermek, onun kursa sahip çıkmasını sağlıyor. Kendi seçtiği bir yere gitmek, dışarıdan dayatılan bir yere gitmekten çok daha farklı hissettiriyor. Ben çocukken bana sorulmadan karar verilen her şeye karşı içimde sessiz bir direnç büyürdü. Fikrim sorulduğunda ise aynı şeyi çok daha istekle yapardım.
Kurs yükü ve günün geri kalanı
Kurs, çocuğun gününe eklenen bir yük. Bu yükün taşınabilir olup olmadığını görmek için haftalık programı birlikte çıkarmak iyi bir fikir. Okul saatleri, kurs saatleri, yolda geçen zaman, ödevler, uyku, yemek, dinlenme. Hepsini bir kâğıda yazdığında, gerçek bir tablo ortaya çıkıyor.
Bu tabloda dinlenmeye ve hobilere yer kalmıyorsa, bu bir uyarı işareti olabilir. DEHB'li bir çocuk için dinlenme bir lüks değil, dikkatin yeniden dolması için bir gereklilik. Her saatin dolu olduğu bir hafta, birkaç hafta sonra tükenmişliğe dönüşebiliyor.
Bazen daha az kurs, daha çok verim demek olabiliyor. Haftada üç gün yerine iki gün, ya da tüm dersler yerine sadece desteğe ihtiyaç duyulan dersler. Bu esneklik, çocuğun hem kursa hem de kendine yer bulmasını sağlıyor.
Kursu değiştirmek ya da bırakmak
Bazen en iyi araştırmayla seçilmiş bir kurs bile çocuğa uymayabiliyor. Birkaç hafta sonra çocuğun kursa isteksizce gittiğini, akşamları çok yorgun döndüğünü ya da kurs saatlerinde hiçbir şey öğrenmediğini hissettiğini fark edebilirsin.
Bu durumda “Para verdik, devam etmeli” düşüncesi yerine çocukla açık bir konuşma yapmak önemli. Neyin zorladığını anlamak, belki kursla konuşup bazı şeyleri değiştirmek, belki de başka bir seçeneğe geçmek. Bir kursu bırakmak bir yenilgi değil; işe yaramayan bir şeyi fark edip yön değiştirmek, çocuğa da değerli bir şey öğretiyor.
Gitmemek de bir seçenek
Son olarak şunu söylemek istiyorum: Kursa gitmemek de bir seçenek. Her çocuğun kursa ihtiyacı yok ve kursa gitmemek, çocuğun geride kalacağı anlamına gelmiyor.
Bazı DEHB'li çocuklar için evde, kendi ritminde, belki birebir bir destekle çalışmak daha iyi sonuç verebiliyor. Bazıları için okuldaki destek yeterli olabiliyor. Önemli olan, kararın başkalarının ne yaptığına göre değil, çocuğun ihtiyacına göre verilmesi. Bu karar konusunda okulun rehber öğretmeniyle konuşmak da yol gösterici olabilir.
Son söz
Dershane seçerken dikkat edilecekler listesi uzun olabilir ama aslında hepsi tek bir soruya dayanıyor: Bu ortam, benim çocuğuma iyi gelecek mi?
Bu sorunun cevabı başarı listelerinde, broşürlerde ya da komşunun önerisinde değil. Çocuğun kendisinde, onun dersten çıktığındaki yüzünde, akşam eve döndüğündeki enerjisinde. O cevabı dinlemek, en doğru seçimi yapmanın yolu.