DEHB'li çocukta özgüven: LGS döneminde nasıl korunur?

DEHB'li çocukta özgüven, LGS döneminin netleri ve kıyasları arasında kolayca örselenebilir. Çocuğun kendine olan inancını korumak için gündelik öneriler.

· · 5 dk okuma

Her çocuğun içinde konuşan bir ses var. Bazen “Yapabilirim” diyor, bazen “Yine olmayacak.” Bu sesin tonu, yıllar içinde çocuğun duyduğu cümlelerden, yaşadığı küçük başarı ve hayal kırıklıklarından, etrafındaki yetişkinlerin ona nasıl baktığından şekilleniyor.

DEHB'li çocukta özgüven, bu iç sesin en kırılgan olduğu yerlerden biri. Çünkü DEHB'li bir çocuk çoğu zaman “dikkat et”, “yine mi unuttun”, “neden oturamıyorsun” gibi cümleleri akranlarından çok daha sık duyuyor. LGS yılı ise bu cümlelere netleri, sıralamaları ve kıyasları ekliyor. Ben DEHB'li bir çocuk olarak o iç sesin nasıl yavaş yavaş kısıldığını hatırlıyorum. Bu yazı, o sesi korumanın yollarına dair.

Kısaca: DEHB'li çocukta özgüven, sık duyulan uyarılar ve LGS yılının kıyasları arasında kolayca örselenebiliyor. Sonuçtan çok çabayı fark etmek, güçlü yanlara yer açmak, hataları utandırmadan konuşmak ve küçük ama gerçek başarı deneyimleri yaratmak, çocuğun kendine olan inancını korumaya yardım ediyor.

İçerideki ses nasıl şekilleniyor?

Bir çocuğun kendine dair inancı, tek bir büyük olaydan değil, binlerce küçük andan oluşuyor. Bir öğretmenin yorumu, bir ebeveynin iç çekişi, bir arkadaşın gülüşü. Her biri iç sese küçük bir cümle ekliyor.

DEHB'li bir çocuğun gününe bakalım. Sabah geç kaldığı için uyarılıyor. Okulda sınıfta yerinde duramadığı için uyarılıyor. Ödevini unuttuğu için uyarılıyor. Akşam ders başında dağıldığı için uyarılıyor. Bu uyarıların her biri haklı ya da iyi niyetli olabilir. Ama toplamı, çocuğun kendine dair hikâyesini yavaş yavaş “ben hep yanlış yapan biriyim” cümlesine doğru çekiyor.

Ben çocukken bu hikâyeye uzun süre inandım. Yaptığım şeyleri değil, yapamadıklarımı hatırlıyordum. Bir sınavda iyi bir sonuç aldığımda bile bunun şans olduğunu düşünürdüm. Kötü bir sonuç ise “gerçek ben”in ortaya çıkması gibi gelirdi.

DEHB'li çocukta özgüven neden kolay örseleniyor?

Burada iki farklı şeyi ayırmak önemli: çocuğun yetenekleri ve çocuğun kendine dair inancı. DEHB, bir çocuğun zekâsını ya da yeteneklerini azaltmıyor. Ama bu yetenekleri sergilemenin önünde engeller oluşturabiliyor. Konuyu bilen ama dikkat hatası yüzünden yanlış yapan, ödevini yapmış ama getirmeyi unutan bir çocuk, yeteneğiyle sonucu arasında sürekli bir uçurum yaşıyor.

Bu uçurum, çocuğun kafasını karıştırıyor. “Biliyordum ama yine yanlış yaptım” deneyimi tekrar ettikçe, çocuk kendi bilgisine bile güvenmemeye başlayabiliyor. Bir süre sonra bilmediğini düşünmek, bildiği hâlde yanlış yapmaktan daha az acı verici hâle gelebiliyor.

LGS yılında bu durum daha da belirginleşiyor. Çünkü sınav sistemi, dikkat hatalarını bilgi eksikliğinden ayırmıyor. Bir yanlış, bir yanlış. Bu da DEHB'li çocuğun “ben yeterince iyi değilim” düşüncesini besleyebiliyor.

Çabayı görmek, sonucu değil

Özgüveni korumanın belki de en güçlü yolu, sonuçtan çok çabayı görünür kılmak. Bu, sonuçların önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Ama çocuğun kontrol edebildiği şey çaba; sonuç ise pek çok faktöre bağlı.

“Bu denemede 70 net yaptın, aferin” yerine “Bu hafta her akşam masaya oturdun, bunu fark ettim” demek. Ya da “Bu konu seni çok zorladı ama vazgeçmedin.” Bu cümleler çocuğa şunu söylüyor: Senin değerin rakamlarda değil, gösterdiğin çabada.

Çabayı fark etmek, özellikle sonuçların iyi gitmediği dönemlerde çok değerli. Kötü bir deneme sonucunun ardından “Ama bu ay ne kadar düzenli çalıştığını gördüm” demek, çocuğun o sonuçla kendini bir tutmamasına yardım ediyor.

Bir de küçük başarıları görünür kılmak var. DEHB'li çocuklar çoğu zaman büyük hedeflere odaklanırken küçük adımlarını görmüyor. Bir akşam ödevine kendi başına başlaması, bir sabah çantasını unutmadan hazırlaması. Bunlar küçük görünüyor ama her biri, iç sese yeni ve olumlu bir cümle ekliyor.

Güçlü yanlara yer açmak

Her çocuğun parladığı bir alan var. Belki resim, belki spor, belki müzik, belki insanlarla kurduğu ilişkiler, belki mizahı. LGS yılında bu alanlar çoğu zaman geri plana itiliyor. Ama DEHB'li bir çocuk için bu alanlar, kendini yetkin hissettiği nadir yerler olabiliyor.

Güçlü yanlara yer açmanın birkaç yolu:

  • Hobileri tamamen kesmemek. Azaltmak gerekirse azaltmak ama tamamen bırakmamak.
  • Güçlü yanları konuşmalara taşımak. Sadece dersler ve netler değil, çocuğun iyi olduğu şeyler de evde konuşulsun.
  • Güçlü yanları derse köprü yapmak. Görsel düşünen bir çocuk için şemalar, hareket seven bir çocuk için ayakta çalışma.
  • Başkalarına da göstermek. Çocuğun iyi olduğu bir şeyi akrabalarla, öğretmenlerle paylaşmak.
  • Merakını ciddiye almak. Bir konuya duyduğu ilgiyi “şimdi zamanı değil” diye geçiştirmek yerine, kısa da olsa ona alan tanımak.

Ben çocukken iyi olduğum şeyler genellikle okul dışındaydı ve bunlar sınav yılında “zaman kaybı” sayıldı. Oysa o alanlar, kendimi hâlâ değerli hissedebildiğim yerlerdi. Onlar elimden alındığında, geriye sadece zorlandığım şeyler kalmıştı.

Hatalar hakkında nasıl konuşmalı?

Hatalar kaçınılmaz ve onlarla nasıl konuşulduğu, özgüven üzerinde belirleyici bir etkiye sahip. Utandırılarak konuşulan hatalar, çocuğun hata yapmaktan korkmasına ve denemekten kaçınmasına yol açabiliyor.

Hataları bir bilgi olarak görmek işe yarıyor. “Bu soruyu neden yanlış yaptın?” yerine “Bu soruda ne oldu, birlikte bakalım mı?” Bu küçük fark, hatayı bir suçlamadan çıkarıp bir keşfe dönüştürüyor.

Kendi hatalarını paylaşmak da çocuğa değerli bir şey öğretiyor. “Ben de bugün işte bir şeyi unuttum, sonra şöyle düzelttim” demek, hata yapmanın insan olmanın bir parçası olduğunu gösteriyor. Mükemmel görünen bir ebeveyn, çocuğa ulaşılamaz bir standart sunabiliyor; hata yapan ve onu onaran bir ebeveyn ise gerçekçi bir örnek.

Kendini küçümseyen cümleler duyduğunda

Bazen çocuk kendi hakkında çok sert cümleler kurabiliyor: “Ben hiçbir şeyi beceremiyorum”, “Benden bir şey olmaz.” Bu cümleleri duymak bir ebeveyn için çok acı verici ve ilk tepki genellikle hemen düzeltmek oluyor: “Öyle deme, sen çok akıllısın!”

Bu tepki çok anlaşılır ama bazen çocuğa duygusunun dinlenmediğini hissettirebiliyor. Bunun yerine önce dinlemek işe yarayabilir: “Bugün kendini böyle hissetmene ne sebep oldu?” Çocuğun duygusunu kabul ettikten sonra, onun göremediği şeyleri nazikçe hatırlatmak daha etkili olabiliyor.

Bu tür cümleler uzun süredir devam ediyorsa, çocuk sürekli mutsuz görünüyorsa ya da sevdiği şeylerden uzaklaşıyorsa, bunu rehber öğretmenle ve bir çocuk ve ergen psikiyatristiyle konuşmak önemli.

Son söz

DEHB'li çocukta özgüven, bir yıllık bir sınav maratonundan çok daha uzun süre onunla kalacak bir şey. Netler değişecek, okullar değişecek; ama çocuğun kendine dair taşıdığı o iç ses, yıllarca ona eşlik edecek.

Çocukken bana söylenen cümlelerin çoğunu unuttum. Ama birkaçını hâlâ hatırlıyorum ve bunların hepsi, birinin bende gördüğü bir şeyi bana söylediği anlar. O cümleler, iç sesimin bugün bile bazen “yapabilirim” diyebilmesinin nedeni.

Sık sorulanlar

DEHB'li çocukların özgüveni neden kırılgan olabilir?

DEHB'li çocuklar dikkat ya da hareketlilikle ilgili zorlanmalar nedeniyle akranlarından daha sık uyarı ve eleştiri duyabilir. Bu tekrar eden deneyimler, zamanla “ben yapamıyorum” inancını besleyebilir.

Çocuğun özgüvenini nasıl desteklerim?

Sonuçtan çok çabayı fark etmek, güçlü olduğu alanlara yer açmak ve hatalarını utandırmadan konuşmak yardımcı olabilir. Küçük ama gerçek başarı deneyimleri de güveni besler.

Çocuğum sürekli kendini küçümsüyorsa ne yapmalıyım?

Bu cümleleri hemen düzeltmeye çalışmak yerine neden böyle hissettiğini dinlemek iyi bir başlangıç. Bu duygu uzun süredir devam ediyor ve çocuğun genel ruh hâlini etkiliyorsa, rehber öğretmenle ve bir çocuk ve ergen psikiyatristiyle görüşmek önemli.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir