Ders çalışırken mola: teneffüs mantığıyla 40 dakika, 10 dakika

Ders çalışırken mola vermek DEHB'li çocuk için kaçış değil, yakıt. Teneffüs mantığıyla 40 dakika çalışma, 10 dakika mola düzenini evde nasıl kurarsın?

· · 5 dk okuma

Okul zili, bence eğitim sisteminin en az takdir edilen parçalarından biri. Kimse onu sevmiyor gibi görünür; ama o zil, çocuğa her derste aynı sözü veriyor: Bu sonsuza kadar sürmeyecek. Kırk dakika sonra kalkacaksın, koridora çıkacaksın, nefes alacaksın.

Evde ise zil yok. Çocuk masaya oturduğunda önünde ucu görünmeyen bir akşam uzanıyor. DEHB'li bir çocuk için bu belirsizlik, dersin kendisinden bile ağır gelebiliyor. Bu yazıda, ders çalışırken mola vermeyi okuldaki teneffüs mantığıyla eve taşımayı anlatmak istiyorum: 40 dakika çalışma, 10 dakika mola.

Kısaca: Ders çalışırken mola vermek DEHB'li bir çocuk için kaçış değil, dikkatin yeniden dolması için gereken bir ara. Okuldaki gibi 40 dakika çalışma ve 10 dakika mola düzeni iyi bir başlangıç; süre çocuğa göre kısaltılabilir. Önemli olan bloğun sonunun görünmesi ve molanın gerçekten dinlendirmesi.

Okulda işleyen şey evde neden dağılıyor?

Okulda çocuk zaten bir ritmin içinde: Zil çalıyor, ders başlıyor, zil çalıyor, teneffüs. Bu ritmi o kurmuyor; dışarıdan hazır geliyor. Evde ise bütün bu yapıyı çocuğun kendisinin kurması bekleniyor. Ne zaman başlayacağını, ne kadar devam edeceğini, ne zaman duracağını.

DEHB'li bir beyin için zamanı içeriden takip etmek zor olabiliyor. Bazen beş dakika bir saat gibi geçiyor, bazen bir saat beş dakika gibi. Ben çocukken bunu çok yaşardım: Ya masadan kalkmak için sürekli bahaneler arardım ya da bir konuya dalıp yemeğe çağrıldığımı bile duymazdım. İki durumda da eksik olan şey, dışarıdan bir çerçeveydi.

Teneffüs mantığı, o çerçeveyi eve geri getirmenin basit bir yolu. Üstelik çocuğa yabancı bir sistem öğretmeyi gerektirmiyor; yıllardır okulda yaşadığı bir düzeni evde tanıdık bir biçimde karşısına çıkarıyor. Tanıdık olan şey, yeni bir kurala göre çok daha az direnç yaratıyor.

Ders çalışırken mola neden kaçış değil?

Pek çok evde mola, kazanılması gereken bir şey gibi görülüyor. “Önce şu testi bitir, sonra mola.” Oysa DEHB'li bir çocuk için mola, çoğu zaman çalışmaya devam edebilmenin ön koşulu.

Dikkat sınırsız bir kaynak değil. Uzun süre aynı işe odaklanmak herkesi yoruyor; DEHB'li bir çocukta bu yorgunluk daha erken ve daha belirgin gelebiliyor. Mola vermeden devam etmeye zorlamak, çoğu zaman masada geçirilen ama hiçbir şeyin akılda kalmadığı uzun dakikalar demek.

Molayı önceden planlamak ise çocuğa güven veriyor. Ne zaman dinleneceğini bilen bir çocuk, o ana kadar daha kolay sabredebiliyor. Mola artık bir pazarlık konusu değil, düzenin doğal bir parçası oluyor.

40 dakika, 10 dakika: evde nasıl kurulur?

Teneffüs mantığını evde kurmak için karmaşık bir sisteme gerek yok. Birkaç adım yeterli:

  1. Görünür bir zamanlayıcı kullan. Mutfak saati, kum saati ya da masa üstü bir sayaç. Telefon olmaması daha iyi; çünkü telefon kendi başına dikkat dağıtıcı.
  2. Bloğun başında ne yapılacağını netleştir. “Fen çalış” yerine “şu ünitenin ilk 15 sorusu.” Belirsiz hedef, kırk dakikayı da belirsizleştiriyor.
  3. Zil çalınca gerçekten dur. Çocuk akışa girmişse birkaç dakika uzatmak sorun değil; ama kural olarak zil çalınca mola başlasın. Bu, sözün tutulduğunu gösteriyor.
  4. Molanın da bir sonu olsun. 10 dakikalık mola için de bir sayaç kurmak, dönüşü kolaylaştırıyor.
  5. Akşamı iki ya da üç blokla sınırla. Sonsuz döngü yerine belli sayıda blok, akşamın bir sonu olduğunu hissettiriyor.

Bu adımları kurarken çocuğun fikrini almak da önemli. Zamanlayıcıyı kendisi kursun, ilk bloğun hangi dersle başlayacağına kendisi karar versin. Kendi kurduğu bir düzene uymak, dışarıdan verilen bir düzene uymaktan çoğu zaman daha kolay geliyor.

Ben bugün yetişkin hayatımda da benzer bir düzenle çalışıyorum. MASA'yı tasarlarken de aynı şeyi gözetmiştim: Süre belli olunca hem başlamak hem bitirmek kolaylaşıyor.

Mola nasıl geçmeli?

Molanın ne kadar sürdüğü kadar, nasıl geçtiği de önemli. On dakikalık bir mola bazen çocuğu dinlendiriyor, bazen de onu masadan tamamen koparıyor.

Genelde iyi işleyen molalar şunlar:

  • Kalkıp su ya da ayran içmek, küçük bir şey atıştırmak
  • Balkona ya da pencere önüne çıkıp dışarı bakmak
  • Esnemek, odada dolaşmak, birkaç merdiven inip çıkmak
  • Kısa bir şarkı dinlemek ya da evdeki hayvanı sevmek

Daha zorlayıcı olabilen molalar ise genelde ekranla ilgili: Kısa video akışları, oyunlar, sosyal medya. Bunlar on dakikayı kolayca yarım saate çevirebiliyor ve masaya dönüşü çok zorlaştırıyor. Bunu yasak olarak değil, gözlem olarak çocukla paylaşmak işe yarayabilir. “Molada telefona bakınca dönmek senin için zorlaşıyor gibi, ne dersin?” gibi bir soru, emirden daha çok iş görüyor.

Molaya direnen çocuk

Bazen sorun tam tersi oluyor: Çocuk bir konuya dalmış, zil çalıyor ama kalkmak istemiyor. DEHB'li çocuklarda bu çok tanıdık bir durum olabilir. İlgisini çeken bir şeye kapılınca zaman tamamen kayboluyor. Ben de çocukken bazı akşamlar sevdiğim bir konuya öyle dalardım ki, kalkmam istendiğinde neredeyse rüyadan uyandırılmış gibi hissederdim.

Böyle anlarda molayı zorla dayatmak yerine esnek davranmak mantıklı. Akış iyi gidiyorsa birkaç dakika uzatmak sorun değil. Ama tamamen molasız saatler de bir süre sonra ani bir çöküşle bitebiliyor; çocuk birden yorgunluktan hiçbir şey yapamaz hâle gelebiliyor. Bu yüzden “şu soruyu bitirince kısa bir su molası” gibi yumuşak bir ara önermek, akışı bozmadan bedene nefes aldırıyor.

40 dakika fazla geliyorsa

Her çocuk kırk dakika boyunca odaklanamaz ve bunda utanılacak hiçbir şey yok. Bazı çocuklar için 25 dakika, bazıları için 20 dakika daha gerçekçi olabilir. Önemli olan sürenin çocuğa uyması, çocuğun süreye uydurulması değil.

Bazı aileler süreyi derse göre de ayarlıyor. Çocuğun sevdiği ve rahat ettiği bir derste blok daha uzun olabilirken, zorlandığı bir derste daha kısa bloklar ve daha sık molalar iyi gelebiliyor. Herkes için aynı sayıyı uygulamak zorunda değilsin; ölçü, çocuğun o gün ne kadar taşıyabildiği.

Kısa bloklarla başlayıp, çocuk rahat hissettikçe süreyi yavaş yavaş uzatmak da mümkün. Ya da tam tersi: Bazı günler yorgunluk fazlaysa süreyi kısaltmak. Bu esneklik bir zayıflık değil, düzenin uzun süre yaşayabilmesinin yolu.

Eğer çocuğun en kısa bloklarda bile belirgin biçimde zorlanıyorsa ve bu durum okul hayatını da etkiliyorsa, bunu rehber öğretmenle ve bir çocuk ve ergen psikiyatristiyle konuşmak iyi olur.

Kendime not

Teneffüs mantığının bana öğrettiği şey şu oldu: Bir işin sonunu görebilmek, o işe başlamayı kolaylaştırıyor. Çocukken bilseydim, belki masada geçirdiğim o uzun ve sisli akşamların bir kısmı daha hafif geçerdi.

Evde zil yok, ama sen bir zil kurabilirsin. Küçük bir sayaç, net bir blok ve gerçekten dinlendiren bir mola. Çocuğuna her akşam aynı sözü veren bir düzen: Bu sonsuza kadar sürmeyecek.

Sık sorulanlar

Ders çalışırken kaç dakikada bir mola verilmeli?

Herkese uyan tek bir süre yok. Okuldaki 40 dakika ders, 10 dakika teneffüs düzeni iyi bir başlangıç olabilir; DEHB'li bazı çocuklar için daha kısa bloklar daha rahat olabilir.

Mola sırasında telefona bakmak sorun mu?

Mola sırasında ekrana dalmak çoğu zaman 10 dakikanın uzamasına ve masaya dönüşün zorlaşmasına yol açar. Su içmek, yürümek, esnemek gibi bedeni hareket ettiren molalar dönüşü kolaylaştırabilir.

40 dakika DEHB'li çocuk için uzun mu?

Bazı çocuklar için evet. Süreyi 20 ya da 25 dakikaya indirmekte bir sakınca yok; önemli olan çocuğun bloğun sonunu görebilmesi ve molanın gerçekten gelmesi.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir