DEHB'ye uygun YKS ders programı nasıl kurulur?

Hazırladığın YKS ders programı üçüncü gün mü çöküyor? DEHB'li beyne uygun, saat yerine sıraya dayanan ve kayınca toparlanabilen bir program öneriyorum.

· · 5 dk okuma

Bir ders programının ömrü ne kadardır? Benim deneyimimde, DEHB'li bir beyin için bu sorunun cevabı genellikle “ilk aksilik anına kadar.” Pazartesi sabahı heyecanla başlayan tablo, çarşamba öğleden sonra bir kutu kaçınca sessizce çekmeceye giriyor. Bu yazıda, kâğıt üzerinde güzel duran değil, gerçek hayatta ayakta kalabilen bir YKS ders programı kurmanın yollarını konuşmak istiyorum.

Öğrenciyken program yazmayı çok severdim. Yeni bir defter, cetvel, renkli kalemler; her şey o kadar umut vericiydi ki programı yazmak bile çalışmış gibi hissettirirdi. Sonra o programa uymaya çalışırken, her kaçırılan saat bir suçluluk duygusuna dönüşürdü. Bugün anlıyorum ki sorun bende değil, programın bana göre kurulmamış olmasındaydı.

Kısaca: DEHB'ye uygun bir YKS ders programı, saatlere değil sıraya dayanır, kısa bloklardan oluşur ve kayınca toparlanmayı baştan hesaba katar. Haftalık bir iskelet, günlük küçük ayarlar ve kötü günler için hazır bir B planı, katı tablolardan çok daha uzun yaşar.

Klasik YKS ders programı neden üçüncü gün çöküyor?

İnternette ya da arkadaşlarının elinde gördüğün programların çoğu aynı varsayıma dayanıyor: Her gün aşağı yukarı aynı enerjiyle uyanacaksın, saat dokuzda masaya oturacaksın ve on ikiye kadar kesintisiz çalışacaksın. DEHB'li bir beyin için bu varsayımın neredeyse her parçası sorunlu.

Birincisi, zaman algısı. DEHB'de zaman çoğu zaman “şimdi” ve “şimdi değil” diye ikiye ayrılıyor. Saat on bir buçukta başlaması gereken blok, saat on birde hâlâ uzak bir gelecek gibi hissedilebiliyor. Sonra bir bakıyorsun, saat on iki olmuş.

İkincisi, enerji dalgalanması. Bazı sabahlar zihnin pırıl pırıl, bazı sabahlar ise sisli. Program bu farkı tanımıyorsa, sisli günler programın “başarısız” günleri gibi görünüyor. Oysa sadece farklı bir gün.

Üçüncüsü ve belki en önemlisi, hepsi ya da hiç düşüncesi. Bir kutu kaçınca “Zaten bugün bozuldu” diye bütün günü bırakmak çok tanıdık. Program ne kadar katıysa bu düşünceye o kadar kolay düşüyorsun.

Saat yerine sıra: bloklarla çalışan bir program

Bende ve konuştuğum birçok DEHB'li insanda işe yarayan ilk değişiklik, saati programdan çıkarmak oldu. Bunun yerine günü bir dizi blok olarak düşünmek: birinci blok, ikinci blok, üçüncü blok. Her bloğun başlangıcı saate değil, bir önceki şeyin bitişine bağlı.

Örneğin şöyle bir sıra kurabilirsin: kahvaltı, birinci blok, kısa yürüyüş, ikinci blok, öğle yemeği, üçüncü blok. Saat ona doğru uyandıysan, program bozulmuş olmuyor. Sadece birinci blok biraz geç başlıyor.

Blokların uzunluğunu kendin belirle. Dikkatinin doğal olarak ne kadar sürdüğünü birkaç gün gözlemle. Kimi zaman yirmi dakika, kimi zaman kırk dakika olabilir. Bloğun sonunda tamamen tükenmiş değil, biraz daha gidebilecekmiş gibi hissetmek iyi bir işaret. Bu his, bir sonraki bloğa başlamayı kolaylaştırıyor.

Bir de her bloğa tek bir iş koymayı dene. “Matematik çalış” değil, “türev konusundan on soru” gibi. Belirsiz görevler DEHB'li beyni oyalanmaya davet ediyor; net görevler ise başlamak için bir kapı açıyor.

Molaları da programın parçası yap, arta kalan bir şey gibi değil. Bloklar arasındaki mola da bir isim ve sınır taşımalı: “on dakika yürüyüş”, “bir bardak su ve pencereden bakmak” gibi. Sınırı olmayan molalar DEHB'li beyin için kolayca yarım güne dönüşüyor. Molanın içeriğini önceden bilmek, ondan dönüşü kolaylaştırıyor.

Bir de dikkat et: Molada telefona dalmak çoğu zaman dinlendirmiyor, sadece başka bir uyarıcıya geçiriyor. Bedenini hareket ettiren küçük şeyler, bir sonraki bloğa çok daha taze dönmeni sağlayabilir.

Haftalık iskelet, günlük esneklik

Sadece günlük plan yaptığında büyük resmi kaçırabiliyorsun. Sadece haftalık plan yaptığında ise o günün gerçeğine uymayan bir şeyle karşı karşıya kalıyorsun. İkisini birleştirmek iyi bir denge sağlıyor.

Haftalık iskelet için şöyle bir yol izleyebilirsin:

  1. Haftanın başında hangi derslere kaç blok ayırmak istediğini yaz. Saat değil, blok sayısı.
  2. Bunları günlere kabaca dağıt, ama her güne bir boş blok bırak.
  3. Bir günü tamamen hafif tut: sadece tekrar ya da sadece deneme analizi gibi.
  4. Haftanın sonunda kısa bir kontrol yap: Hangi derslere hiç dokunmadım?

Günlük planı ise sabah, o günkü enerjine bakarak yaz. Kendini dinç hissediyorsan zorlandığın dersi ilk bloğa koy. Sisli bir gündeysen, daha mekanik işlerle başla: soru çözümü, tekrar kartları, kolay konular. Haftalık iskelet yerinde kaldığı sürece, günlük sıranın değişmesi bir sorun değil.

Bu esnekliği bir kaçış kapısı olarak görme. Esneklik, programın seninle birlikte nefes alması demek. Kırılmayan bir program, her gün aynı olmayan bir beyin için yapılabilecek en gerçekçi şey.

Program kaydığında ne yapacaksın?

Kayacak. Bunu baştan kabul etmek, kaydığında yaşanan paniği azaltıyor. Önemli olan kaymamak değil, kaydığında geri dönmenin yolunun hazır olması.

Minimum gün planı

Kötü günler için önceden bir minimum plan belirle. Bu, “hiçbir şey yapamazsam bile en azından bunu yaparım” dediğin küçük bir liste olabilir:

  • On paragraf sorusu çözmek.
  • Bir önceki günün yanlışlarına beş dakika bakmak.
  • Ertesi günün ilk bloğunu yazmak.

Minimum gün planını yaptığında o gün boşa geçmiş olmuyor. Daha da önemlisi, zincir tamamen kopmuyor. DEHB'de en zor şey sıfırdan başlamak; minimum plan, hiçbir zaman tam sıfıra düşmemeni sağlıyor.

Sıfırlama ritüeli

Bazen bir hafta tamamen dağılır. Hastalık, aile meselesi, ya da sadece açıklanamayan bir yorgunluk. Böyle zamanlarda eski programa kaldığın yerden devam etmeye çalışmak yerine, kısa bir sıfırlama yapmak işe yarıyor. Masayı topla, bir sonraki haftanın iskeletini yeniden yaz ve kaçırdıkların için bir telafi listesi hazırlama. Telafi listeleri genellikle o kadar ağır oluyor ki yeniden başlamayı imkânsız hale getiriyor.

Programı görünür tutmak

DEHB'li beyin için görünmeyen şey çoğu zaman yok hükmünde. Programını bir uygulamanın içine gömdüğünde ya da defterin arka sayfalarına yazdığında, aklından çıkması çok kolay.

Bunun yerine programı göz hizana as. Masanın üstündeki duvara bir kâğıt, ya da sadece o günün bloklarının yazılı olduğu bir yapışkan not. Tamamladığın her bloğun üstünü çizmek, küçük ama somut bir ilerleme hissi veriyor. Bu his, DEHB'li bir beyin için çoğu zaman büyük hedeflerden daha motive edici.

Bir de programı paylaşmayı düşünebilirsin. Güvendiğin bir arkadaşa ya da aile üyesine o günün ilk bloğunu söylemek, hafif bir dış hesap verebilirlik yaratıyor. Burada amaç birinin seni denetlemesi değil, niyetini sesli söylediğinde başlamanın biraz daha kolaylaşması.

Akşamları iki dakikalık bir kapanış da programı canlı tutuyor. Bugün hangi blokları yaptığına bakıp ertesi günün ilk bloğunu yazmak, sabah masaya oturduğunda “nereden başlasam” sorusuyla vakit kaybetmeni önlüyor. Sabahki o belirsizlik anı, DEHB'li beyin için günün en kaygan noktalarından biri.

Son söz

Mükemmel bir YKS ders programı yok. Ama senin beynine yeterince uyan, kayınca seni affeden ve kötü günlerde bile küçük bir adım atmana izin veren bir program kurmak mümkün. Programın senin için çalışmalı, sen programın için değil.

Bu hafta sadece tek bir şeyi dene: Programından saatleri çıkar ve yerine sıra koy. Bir hafta sonra nasıl hissettiğine bak. Belki ilk defa, programını çekmeceye kaldırmak zorunda kalmazsın.

Sık sorulanlar

DEHB'li biri için günde kaç saat ders çalışmak gerekir?

Herkes için geçerli bir saat yok. Saat sayısına odaklanmak yerine kaç blok tamamladığına ve o blokların ne kadar verimli geçtiğine bakmak, DEHB'li bir öğrenci için çoğu zaman daha gerçekçi bir ölçü.

Ders programına uyamıyorum, ne yapmalıyım?

Önce programın sana uygun olup olmadığına bak. Çok sıkı, çok uzun ya da saate bağlı programlar DEHB'li beyinde kolay çöker. Programı küçültmek, sıraya dayalı hale getirmek ve kötü günler için bir B planı eklemek işe yarayabilir.

YKS ders programını haftalık mı günlük mü yapmalıyım?

İkisini birlikte kullanmak iyi bir denge. Haftalık iskelet hangi derslere ne kadar yer ayıracağını gösterir, günlük plan ise o günün enerjisine göre küçük ayarlar yapmana izin verir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir