Masanın üstünde açık bir test kitabı, yanında üç renk kalem, telefonda yarım kalmış bir video ve kafanın içinde aynı anda çalan on ayrı şarkı. Saat ilerliyor, sen hâlâ ilk soruyu okumaya çalışıyorsun. Bu sahne sana tanıdık geliyorsa, DEHB ile YKS hazırlığı üzerine yazdığım bu rehber tam olarak senin için.
Öğrenciyken ben de o masada çok oturdum. Bazı günler saatlerce oturup tek bir sayfa çözdüğümü, bazı günler ise hiç planlamadığım bir anda bütün bir üniteyi bitirdiğimi hatırlıyorum. O zamanlar bu dalgalanmayı bir karakter kusuru sanıyordum. Bugün dönüp baktığımda başka bir şey görüyorum: Sorun irade değildi, bana uymayan bir kalıba sığmaya çalışmaktı.
Bu rehberde TYT ve AYT sürecini baştan sona, DEHB'li bir beynin gerçekleriyle birlikte düşünmeye çalışacağım. Uzman değilim; tanı koymuyorum, tedavi önermiyorum. Bu yoldan geçmiş ve hâlâ kendi dikkatiyle her gün pazarlık eden biri olarak, işe yarayabilecek şeyleri sade bir dille anlatıyorum.
Kısaca: DEHB ile YKS'ye hazırlanmak, başkalarının programını kopyalamak yerine kendi dikkat ritmine göre bir düzen kurmak demek. Kısa bloklar, görünür hedefler, yargısız deneme analizi ve destekleyici bir ortam çoğu zaman uzun ve katı planlardan daha iyi işler. Tanı, kaygı ya da tedaviyle ilgili soruların için bir uzmana danışmak her zaman iyi bir adım.
DEHB ile YKS hazırlığı neden farklı hissettiriyor?
YKS hazırlığı herkes için uzun ve yorucu bir yol. Ama DEHB'li bir öğrenci için bu yolun zemini biraz daha kaygan. DEHB nörogelişimsel bir durum; dikkati yönlendirmek, zamanı algılamak, bir işe başlamak ve sıkıcı bir işi sürdürmek gibi konularda beynin farklı çalışmasıyla ilgili. YKS ise tam olarak bu becerileri, aylarca ve neredeyse her gün istiyor.
Yani mesele “ders çalışmayı sevmemek” değil. Çoğu DEHB'li öğrenci aslında çok istiyor. İstemek ile başlamak arasındaki o görünmez duvar, dışarıdan bakan biri için isteksizlik gibi görünebiliyor. İçeriden ise bambaşka: Kitabı açmak için bütün enerjini harcıyorsun ve açtığında zaten yorulmuş oluyorsun.
Bir de ilginin dalgalı olması var. Seni meraklandıran bir konuda saatlerce kaybolabilir, hiperodak denen o tünele girebilirsin. Aynı gün, sıkıcı bulduğun bir konu için beş dakika bile oturamayabilirsin. Bu tutarsızlık hem seni hem çevreni şaşırtıyor. “Dün yapabiliyordun, bugün neden yapamıyorsun?” sorusu belki de en sık duyduğun ve en çok canını yakan soru.
Burada anlattıklarım, tanın olsun ya da olmasın, dikkatle zorlanan herkese bir şey söyleyebilir. Ama kendinde DEHB olabileceğini düşünüyorsan ve bu seni zorluyorsa, bir psikiyatristle ya da yaşına göre bir çocuk ve ergen psikiyatristiyle konuşmak en sağlıklı başlangıç. Tanıyı internetteki testler değil, uzmanlar koyar.
Çalışma düzenini beynine göre kurmak
Sınav hazırlığında herkesin bir programı var: saat saat bölünmüş, renk renk boyanmış tablolar. DEHB'li biri için bu tablolar çoğu zaman ilk üç gün işe yarıyor. Sonra bir sabah tek bir kutu kaçıyor ve bütün yapı çöküyor. Ben de defalarca baştan program yazdığımı hatırlıyorum. Programı yazmak, onu uygulamaktan çok daha keyifliydi.
Kutular yerine bloklar
Saate bağlı bir program yerine sıraya bağlı bir program dene. “Sabah dokuzda matematik” yerine “kahvaltıdan sonraki ilk blok matematik” gibi. Saat kaydığında bütün gün mahvolmuş gibi hissetmezsin; sadece sıradaki bloğa geçersin.
Blokların uzunluğunu da kendi dikkatine göre ayarla. Kimine yirmi beş dakika uyar, kimine on beş, kimine kırk. Önemli olan, bloğun sonunda “bir tane daha oturabilirim” hissiyle kalkmak. Kendini tüketerek bitirdiğin bir blok, bir sonrakine başlamayı zorlaştırır.
Başlamayı küçültmek
DEHB'de en zor kısım çoğu zaman başlamak. Bu yüzden ilk adımı neredeyse gülünç derecede küçült:
- Kitabı aç ve sadece ilk soruyu oku.
- Bugünkü konunun başlığını deftere yaz, o kadar.
- Tek bir paragraf sorusu çöz, sonra devam edip etmeyeceğine karar ver.
Bu küçük adım çoğu zaman motorun çalışması için yetiyor. Yetmezse de en azından kendine karşı dürüst bir deneme yapmış oluyorsun. Ertesi gün aynı küçük adımla yeniden başlayabilirsin.
Tekrar ve sevmediğin dersler
Konu tekrarı DEHB'li beyin için ayrı bir sınav, çünkü içinde yenilik yok. Tekrarı çeşitlendirmek işe yarıyor: bir gün soru çözerek, bir gün konuyu birine anlatarak, bir gün küçük kartlarla. Sevmediğin dersi ise günün en dinç saatine ve en kısa bloklara koymayı dene. O dersle inatlaşmak yerine küçük ve sık buluşmalar ayarlamak çoğu zaman daha az yoruyor.
TYT ile AYT arasında denge
DEHB'li beyin bir yöne kapılınca diğerini unutabiliyor. Bir hafta boyunca sadece sevdiğin AYT konusuna gömülüp TYT'yi hiç açmadığını fark edebilirsin, ya da tam tersi. Bunu suçluluk konusu yapmak yerine haftanın sonunda kısa bir kontrol koymak işe yarıyor: “Bu hafta hangi derslere hiç dokunmadım?” Cevaba göre ertesi haftanın ilk bloklarını o derslere ayırırsın.
Kâğıda ya da duvara asılı basit bir ders listesi, her dokunduğun derse bir çentik atmak bile dengeyi görünür kılıyor. DEHB'de görünmeyen şey çoğu zaman yok sayılıyor; görünür olan ise hatırlanıyor. Okul ya da kurs sana bir denge önerdiyse onu temel al, ama kendi gözleminle esnetmekten çekinme.
Denemeler, analiz ve iniş çıkan netler
Deneme sınavları YKS sürecinin nabzı gibi. Ama DEHB'li bir öğrenci için deneme hem bilgiyi hem dikkat dayanıklılığını ölçüyor. Uzun bir oturumda dikkatin dalgalanması, bildiğin bir soruyu yanlış işaretlemen, paragrafı üç kez okuyup hâlâ tutamaman bilgi eksikliğinden çok dikkatle ilgili olabilir.
Bu yüzden deneme analizini iki ayrı soruyla yapmak işe yarıyor: “Bunu bilmiyor muydum, yoksa biliyordum ama kaçırdım mı?” Bilmediğin konular çalışma planına gider. Kaçırdıkların ise dikkat stratejilerine: işlem kontrolü, soru kökünü işaretlemek, belirli aralıklarla kısa bir nefes molası vermek gibi.
Bu ayrım özellikle iki yerde belirginleşiyor. Birincisi TYT paragraf soruları: Gözün satırlarda gezinirken zihnin başka yere gidebiliyor ve sorunun sonunda neyin sorulduğunu hatırlamıyorsun. İkincisi matematik: İşaret hatası, yanlış okunan bir sayı, kâğıtta kaybolan bir satır. Her ikisinde de kalemi yardıma çağırmak işe yarıyor; okurken satırın altını çizmek, işlemi düzenli bir alanda ve adım adım yazmak.
Netlerin inip çıkması da çok tanıdık bir durum. Bir denemede şaşırtıcı derecede iyi, bir sonrakinde hayal kırıklığı yaratacak kadar düşük netler. Tek bir denemeye değil, birkaç denemenin genel eğilimine bakmak hem daha doğru hem daha nazik bir yöntem. Uykusuz bir gecenin, ağır geçen bir haftanın ya da salondaki gürültünün o günkü sonucu etkileyebileceğini unutma.
Yanlışlarınla barışmak da bu sürecin parçası. Yanlış, senin hakkında bir hüküm değil; bir sonraki adım için bir işaret. Analiz defterini bir suç kaydı gibi değil, bir harita gibi tutmayı dene. Haritaya bakarken kendini suçlamazsın, sadece yolu görürsün.
Telefon, ev, dershane: ortamı düzenlemek
DEHB'li bir beyin için ortam, iradenin yapamadığını çoğu zaman yapabiliyor. Telefonu tamamen yasaklamak genellikle birkaç gün sürüyor, sonra gerilmiş bir lastik gibi geri fırlıyor. Onun yerine telefonu bir düzene oturtmak daha sürdürülebilir: çalışma bloğu boyunca başka bir odada durması, molada ise bilerek ve sınırlı süre bakılması gibi.
Evde çalışıyorsan, sadece ders için kullandığın bir köşe yaratmak yardımcı olabilir. Yatak, televizyon ve mutfak gibi “hadi başka bir şey yap” davetlerinden uzak durmak işini kolaylaştırır. Dershanede ya da kursta ise öne yakın oturmak, ders sırasında kısa notlar almak ve aralarda gerçekten hareket etmek dikkatini toparlamana yardım edebilir.
Mezun yılındaysan, okulun verdiği dış yapı ortadan kalktığı için günler daha kolay dağılabiliyor. Bu durumda günü sabitleyen birkaç küçük çapa büyük fark yaratıyor: aşağı yukarı aynı saatte uyanmak, güne hep aynı yerde başlamak, akşamları kısa bir kapanış yapmak.
Yalnız çalışmak zor geliyorsa, birinin yanında çalışmak şaşırtıcı derecede işe yarayabiliyor. Buna body doubling de deniyor. Bir arkadaşla kütüphanede, görüntülü bir aramada ya da sanal bir ortak çalışma odasında sessizce yan yana oturmak bile yetebiliyor. MASA'daki YKS Kampı odasını da tam bu ihtiyaçtan yola çıkarak düşündüm: aynı yolda yürüyen insanlarla, konuşmadan ama yalnız da olmadan çalışmak.
Kaygı, kıyas ve aile: işin görünmeyen yükü
YKS sadece bir bilgi sınavı değil, duygusal bir yolculuk da. DEHB'li öğrenciler çoğu zaman yıllarca “dikkatsiz”, “dağınık” ya da “yapabilir ama yapmıyor” gibi etiketlerle büyüyor. Bu etiketler sınav dönemlerinde yeniden canlanabiliyor ve insanın kendi sesine karışıyor.
Sınav kaygısı DEHB ile iç içe geçebiliyor. Kaygı dikkati daha da dağıtıyor, dağılan dikkat kaygıyı artırıyor. Bu döngüyü fark etmek bile bir adım. Ama kaygın uykunu, iştahını ya da günlük hayatını ciddi şekilde etkiliyorsa, bir psikolog ya da psikiyatristle konuşmak gerçekten önemli. Bu bir zayıflık değil, kendine gösterdiğin bir özen.
Arkadaşlarla kıyaslanmak da ayrı bir yük. Senin netlerin, çalışma saatlerin ve ritmin başkasınınkine benzemeyebilir. Bir arkadaşının günde kaç saat çalıştığı, senin beynin için doğru ölçü değil. Kendi dünkü halinle kıyaslanmak çok daha anlamlı bir pusula.
Aileyle konuşmak ise belki de en hassas konu. Ailen seni desteklemek isterken farkında olmadan baskı kurabilir. Neye ihtiyacın olduğunu sakin bir anda, somut cümlelerle anlatmayı dene: “Her gün kaç net yaptığımı sorduğunuzda geriliyorum, bunu haftada bir konuşalım mı?” gibi. Net bir istek, belirsiz bir şikâyetten çok daha kolay anlaşılıyor.
Son aylar ve sınav günü
Sınava yaklaştıkça panik artabilir. DEHB'li beyin paniği çoğu zaman iki şekilde yaşıyor: ya her şeye aynı anda saldırıyor ya da donup kalıyor. Son aylarda planı sadeleştirmek, yeni kaynak eklemek yerine elindekileri tekrar etmek ve deneme ritmini korumak genellikle daha iyi hissettiriyor.
Uyku da bu dönemde sessiz ama belirleyici bir rol oynuyor. Gece geç saatlere kayan çalışma, ertesi günün dikkatini sessizce eritiyor. Uyku düzenin gerçekten bozuksa ve kendi çabalarınla toparlanmıyorsa, bunu bir doktorla konuşmak en doğrusu.
Sınav günü için ise küçük hazırlıklar fark yaratıyor:
- Gerekli belgeleri ve malzemeleri bir gün önceden tek bir yere koymak.
- Sınav binasına nasıl gideceğini önceden netleştirmek.
- Sınavda dikkatin dağılırsa kendine söyleyeceğin kısa bir cümle belirlemek.
- Sınav kurallarını ve yanına alabileceklerini ÖSYM'nin güncel duyurularından kontrol etmek.
DEHB tanısı olan adaylar için herhangi bir sınav düzenlemesi olup olmadığını merak ediyorsan, bu konuda da kulaktan dolma bilgilere değil, ÖSYM'nin güncel duyurularına bak. Kurallar değişebiliyor ve en doğru bilgi her zaman resmi kaynakta.
Kendime not
Bu rehberi yazarken, o masada oturan genç halime ne söylemek isterdim diye düşündüm. Sanırım şunu: Dağınık olman, emek vermediğin anlamına gelmiyor. Bazı günler çok, bazı günler az yapacaksın ve ikisi de bu yolculuğun parçası.
YKS hayatının bir bölümü, tamamı değil. Kendi ritmini bulmaya çalışırken kendine nazik ol. Bu rehberdeki diğer yazılarda her başlığı daha ayrıntılı ele alıyorum; hangisi bugün sana daha yakın geliyorsa oradan başla. Hepsini birden okumak zorunda değilsin. Bir tanesi bile yeter.