Evden çalışmanın ilk günlerinde kendimi şanslı hissetmiştim. Yol yok, kılık kıyafet derdi yok, kimse omzumun üstünden bakmıyor. Birkaç hafta sonra fark ettim ki günlerim birbirine karışmış, öğlen olmuş ama ben hâlâ “birazdan başlarım” diyen o pijamalı insanım.
DEHB ile evden çalışma bende hem en büyük rahatlamayı hem de en sinsi dağınıklığı getirdi. Bu yazıda o dağınıklığın nereden geldiğini ve şekilsiz günlere nasıl iskelet kurmaya çalıştığımı anlatıyorum. Hepsi kendi denemelerim; senin evine ve senin işine göre uyarlaman gerekecek.
Kısaca: Evden çalışırken DEHB'li biri için en büyük eksik, ofisin farkında olmadan sağladığı dış yapı. Bunu geri kazanmanın yolu katı bir program değil; güne aynı küçük hareketle başlamak, gün içine birkaç sabit çapa saati koymak, ev işlerini işten ayırmak ve günü bilinçli olarak kapatmak.
DEHB ile evden çalışma neden bu kadar kaygan?
Ofiste çalıştığım dönemlerde günümü taşıyan şeylerin çoğunu fark etmiyordum bile. Sabah bir yere gitmek, etrafta çalışan insanlar görmek, öğle arasının belli bir saatte gelmesi, akşam herkesin toparlanmaya başlaması. Bunlar benim yerime “şimdi başla”, “şimdi ara ver”, “artık bitir” diyordu.
Evde bu dış işaretlerin hepsi kayboldu. Geriye bir masa, bir bilgisayar ve sonsuz gibi görünen bir gün kaldı. DEHB'de zaman zaten biraz bulanık hissedilebiliyor; dış işaretler de çekilince o bulanıklık bütün güne yayıldı.
Bir de ev kendi başına bir anlam taşıyor. Ev dinlenmek, uzanmak, atıştırmak, bir şeyleri tamir etmek demek. Çalışma beynim ile ev beynim aynı odada yaşamaya başlayınca, ev beynim çoğu zaman sesini daha yüksek çıkardı.
Üstüne bir de görünmezlik eklendi. Ofiste bir işi ne kadar ertelediğimi kimse görmese bile, ben görüldüğümü hissediyordum ve bu his beni bir yerden tutuyordu. Evde kimse yoktu. Bu, bazı günler büyük bir özgürlük; bazı günler de ipin elimden kayıp gittiği bir boşluk gibiydi. İkisinin aynı evde, aynı haftada yaşanabildiğini kabul etmek bana iyi geldi.
Güne başlamak: yolculuğun yerini tutan küçük ritüel
Evden çalışırken en çok özlediğim şey, aslında hiç sevmediğim o sabah yolculuğuydu. Meğer o yolculuk, evdeki ben ile iş yerindeki ben arasında bir geçiş koridoruymuş. Koridor ortadan kalkınca doğrudan yataktan işe atlamaya çalıştım ve çoğu sabah düştüm.
Şimdi o koridoru küçük bir ritüelle yeniden kuruyorum. Kıyafetimi değiştiriyorum; şık bir şey değil, sadece “dışarı çıkabilirim” dediğim bir şey. Bir bardak su ya da çay alıp masaya oturuyorum ve günün ilk işini, gülünç derecede küçük bir adım olarak yazıyorum.
Bu ritüelin işe yaramasının sebebi büyüklüğü değil, her gün aynı olması. Beynim zamanla bu hareketleri “şimdi çalışma vakti” işaretiyle eşleştiriyor. İlk günlerde hiçbir şey hissetmeyebilirsin; birkaç hafta sonra bardağı masaya koymak bile bir şeyleri harekete geçiriyor.
Gün içinde çapa saatleri kurmak
Ben saat saat planlanmış günlerde boğuluyorum. Plan bozulduğu anda bütün günü çöpe atasım geliyor. Onun yerine günün içine birkaç sabit çapa koyuyorum; aralarını esnek bırakıyorum.
Benim çapalarım kabaca şöyle:
- Başlangıç çapası: Her gün aşağı yukarı aynı saatte masaya oturmak ve ritüeli yapmak.
- Öğle çapası: Ne kadar akışta olursam olayım, belli bir saatte kalkıp yemek yemek ve birkaç dakika dışarı ya da cama bakmak.
- Mesaj çapası: E-posta ve mesajlara gün içinde iki üç belirli zamanda bakmak, aralarda kapalı tutmak.
- Kapanış çapası: Belli bir saatte yarının ilk adımını yazıp bilgisayarı kapatmak.
Çapalar arasında ne yaptığım değişebiliyor ve bu sorun değil. Önemli olan, günün tamamen akıp gitmemesi için birkaç sağlam noktaya tutunabilmek. Bir çapayı kaçırdığımda da bütün günü kaybetmiş saymıyorum; bir sonrakine tutunuyorum.
Ev işleri tuzağı: işi ev, evi iş yapmamak
Evden çalıştığım günlerde en masum görünen dikkat dağıtıcı ev işleriydi. “Çamaşırı makineye atayım, iki dakika” diye kalkıp kendimi yarım saat sonra dolabı düzenlerken buluyordum. Üstelik bu kaçış suçluluk da yaratmıyordu; sonuçta işe yarar bir şey yapıyordum.
DEHB'de zor bir göreve başlamak yerine daha kolay ve anında tatmin veren bir işe kaymak çok tanıdık bir döngü. Ev işleri bu döngü için mükemmel bir kılık. Bunu fark edince ev işlerine yasak koymak yerine onlara yer açtım.
Artık ev işlerini mola zamanlarına bilerek yerleştiriyorum. Bir çalışma bloğunu bitirince makineyi çalıştırıyorum, bir sonrakini bitirince çamaşırı asıyorum. Böylece ev işi kaçış değil, ödül ve hareket molası oluyor. Çalışma bloğunun ortasında aklıma bir ev işi gelirse, kalkmak yerine yanımdaki kâğıda yazıyorum.
Mümkünse çalıştığım yer ile dinlendiğim yeri de ayırıyorum. Ayrı bir oda şart değil; masanın bir köşesi, hep aynı sandalye bile yetebiliyor. Yatakta ya da kanepede çalıştığım günler, hem işin hem dinlenmenin kalitesini düşürüyor.
Yalnızlık ve yan yana çalışmak
Evden çalışmanın konuşulmayan bir yanı da yalnızlık. Yanımda kimse yokken hem başlamak zorlaşıyor hem de bir işin ortasında tıkandığımda ses çıkaracak kimse bulamıyorum. Bu sessizlik bazı günler huzur, bazı günler boşluk gibi geliyor.
DEHB'li pek çok kişinin “body doubling” dediği şeyden fayda gördüğünü biliyorum: Biri yanında sessizce kendi işini yaparken senin de kendi işine başlaman kolaylaşıyor. Benim için bu, bir arkadaşla görüntülü bağlanıp kameraları açık bırakarak çalışmak ya da ortak çalışma alanlarına gitmek oldu. MASA da bu yan yana çalışma hissini evden ulaşılabilir kılmak için kurduğum bir alan.
Yan yana çalışmanın bir faydası da gün içine insani bir ritim katması. Biriyle “bir saat sonra mola verelim” diye anlaşmak, kendi kendime verdiğim sözlerden daha kolay tutuluyor.
Günü kapatmak: ev yeniden ev olsun
Evden çalışırken işin ne zaman bittiği de bulanıklaşıyor. Bilgisayar hep orada, iş hep bir tık uzakta. Ben bu yüzden günü kapatmayı ayrı bir görev olarak görüyorum.
Kapanışta yaptığım şeyler basit: yarının ilk adımını yazmak, açık sekmeleri kapatmak, masayı kabaca toparlamak ve bilgisayarın kapağını kapatmak. Sonra kısa bir yürüyüş ya da en azından kıyafet değiştirmek, sabahki koridorun dönüş yolu gibi çalışıyor.
Akşam aklıma bir iş gelirse bilgisayarı yeniden açmak yerine telefonumdaki tek bir nota yazıyorum. Ertesi sabah o not, ritüelin bir parçası olarak önüme çıkıyor. Böylece hem fikir kaybolmuyor hem de akşamım işe geri sızmıyor.
Son söz
DEHB ile evden çalışma, ne tamamen kurtuluş ne de tamamen tuzak. Ofisin sana farkında olmadan verdiği yapıyı, bu sefer bilerek ve kendine göre kurman gereken bir alan. Bazı günler kurduğun iskelet tutmayacak; o günler de evden çalışmanın bir parçası.
Bugün hepsini birden kurmaya çalışma. Sadece sabah ritüelini seç, bir hafta dene. Kalanları zaten o ritüelin açtığı kapıdan tek tek eklersin.