DEHB'de destek istemek: yardım istemeyi öğrenmek

DEHB'de destek istemek neden bu kadar zor? Yardım istemeyi öğrenirken işe yarayan cümleleri ve küçük adımları kendi deneyimimle paylaşıyorum.

· · 5 dk okuma

“Yardım lazım mı?” diye sorulduğunda ağzımdan çıkan ilk cümle yıllarca aynıydı: “Yok, ben hallederim.” Çoğu zaman halledemeyeceğimi o cümleyi kurarken bile biliyordum. Yine de söylüyordum, çünkü yardım istemek bana bir şeyin itirafı gibi geliyordu.

DEHB'de destek istemek, dışarıdan bakınca basit görünen ama içeriden hiç de basit olmayan bir beceri. Bu yazıda neden zorlandığımı, neyi nasıl istemeyi denediğimi ve bende işe yarayan cümleleri anlatıyorum. Tıbbi bir yazı değil; bir DEHB'linin kendi gözlemleri.

Kısaca: DEHB'de yardım istemek çoğu zaman utanç, “yük olurum” korkusu ve neye ihtiyacın olduğunu bilememekle zorlaşır. Somut, küçük ve süreli istekler, belirsiz “bana yardım et”lerden çok daha kolay karşılık bulur. Yakınlarının desteği değerlidir ama uzman desteğinin yerini tutmaz.

DEHB'de destek istemek neden bu kadar zor geliyor?

Bende ilk sebep utançtı. Hayatımın bir döneminde “biraz daha dikkat etsen olur” ya da “yapabiliyorsun, sadece uğraşmıyorsun” türünden cümleleri sık sık duydum. Böyle cümlelerle büyüyünce yardım istemek, “aslında kendi başıma yapabilmem gerekiyor” fikriyle çarpışıyor. Her istek, sanki eksik olduğumu ilan etmek gibi hissettiriyor.

İkinci sebep, yük olma korkusu. Karşımdaki zaten yorgun olabilir, kendi işleri vardır, benim kâğıt işimle uğraşmak istemez diye düşünüyorum. Bu düşünce çoğu zaman sorulmadan verilmiş bir “hayır” oluyor. Karşı tarafın ne diyeceğini ben onun yerine tahmin ediyorum ve tahminim neredeyse hep karamsar çıkıyor.

Üçüncü sebep daha sinsi: Neye ihtiyacım olduğunu bilmiyorum. Bir yığın iş birikmişken ya da kafam çok doluyken “ne istiyorsun?” sorusuna cevap vermek bile zor. Bunalmış bir zihin isteği düzgün bir cümleye çeviremiyor. Sonuç: ya hiçbir şey söylemiyorum ya da “her şey çok fazla” diyorum ve karşımdaki neye yardım edeceğini bilemiyor.

“Yardım et” demek neden yetmiyor?

“Bana yardım eder misin?” cümlesi dürüst bir cümle ama karşımdakine yük bindiriyor. Neyi, ne kadar, ne zaman, nasıl yapacağını o çözmek zorunda kalıyor. Biri bana böyle bir şey söylese ben de ne yapacağımı bilemezdim.

Yıllar içinde fark ettiğim şey şu: İyi bir destek isteği dört soruya cevap veriyor.

  1. Ne? Tam olarak hangi iş ya da hangi duygu için destek istiyorum?
  2. Ne kadar? Tek bir telefon mu, yarım saat mi, bütün akşam mı?
  3. Ne zaman? Şimdi mi, bu hafta sonu mu, yarın sabah mı?
  4. Nasıl? Yanımda otursun mu, hatırlatsın mı, dinlesin mi, bir kısmını üstlensin mi?

Bu soruların hepsini cevaplamak şart değil. Ama bir ya da ikisini bile doldurduğumda isteğim “bir yük” olmaktan çıkıp “küçük bir görev” haline geliyor. Aynı cümle şöyle değişiyor: “Bu akşam yirmi dakika yanımda oturur musun? Şu formu doldururken biri yanımdayken başlamak kolay oluyor.”

Hangi tür destek istediğimi ayırmak

Bir süre sonra destek isteklerimin birkaç türe ayrıldığını gördüm. Hangi türe ihtiyacım olduğunu bilmek, doğru cümleyi bulmamı kolaylaştırdı.

Yanımda olsun

Bazen iş benim yapacağım bir iş ama yalnız başıma başlayamıyorum. Birinin aynı odada olması, hatta sessizce kendi işiyle uğraşması bile yetiyor. Buna “yanımda otur” diyorum.

Hatırlatsın

Bazı şeyleri unutuyorum ve bu bir kişisel zayıflık değil, çalışma biçimim. “Perşembe günü bana şu mesajı at” demek, hatırlatma isteği. Karşımdaki bunu sorun etmiyorsa, kendi telefonuma kurduğum alarmın yedeği oluyor.

Birlikte bakalım

Karmaşık bir karar ya da kafa karıştıran bir yazışma karşısında ikinci bir göz çok işe yarıyor. “Şu e-postaya birlikte bakıp ne yazacağımı çıkarabilir miyiz?” gibi.

Sadece dinle

Bazen çözüm istemiyorum. Sadece bir şeyin ağır geldiğini söylemek istiyorum. Bunu da baştan söylüyorum: “Çözüm aramana gerek yok, sadece anlatmak istiyorum.” Bu cümle, karşımdakini de rahatlatıyor çünkü ne beklendiğini biliyor.

Karşı tarafın da seçme hakkı var

Destek isterken öğrendiğim zor şeylerden biri, hayır cevabını kaldırabilmekti. Birine bir şey sorduğumda “hayır” duyma ihtimali olması isteğimi anlamsız yapmıyor. Karşımdaki yorgun olabilir, o gün müsait olmayabilir. Bu, beni reddettiği anlamına gelmiyor.

Bunu kolaylaştırmak için isteğime bir çıkış kapısı ekliyorum: “Müsait değilsen sorun değil, başka bir gün de olur.” Bu cümle hem baskıyı azaltıyor hem de “evet” cevabını daha içten kılıyor.

Bir de karşılıklılık var. Yalnızca alan biri olmak istemiyorum ve bu düşünce yardım istemeyi bazen daha da zorlaştırıyor. Ama sevdiklerimle kurduğum ilişkilerde ihtiyacın bir yönden bir yöne aktığı ve zamanla yön değiştirdiği bir denge düşünmeyi öğreniyorum. Bugün ben isterim, başka gün onun işine ben yararım. Hesap tutmak zorunda değiliz.

Destek istemeyi küçükten denemek

İlk denemelerimi en düşük riskli yerden yaptım. Büyük bir meseleyle başlamak yerine küçük bir şey istedim: bir yerde bir şeyi birlikte kontrol etmek, bir telefon görüşmesinden önce sesli düşünmek. Cevap olumlu olunca sonraki seferde daha rahat oldum.

İşe yarayan birkaç küçük adım şöyle:

  • İsteği önceden yazmak. Telefonda ya da mesajda, söylemeden önce notlara iki cümle yazıyorum.
  • Mesajla istemek. Yüz yüze söylemek zorlayıcı olduğunda yazı bana nefes alacak yer bırakıyor.
  • Bir kez yardım aldıktan sonra karşı tarafa nasıl iyi geldiğini söylemek. Bu, bir sonraki isteği kolaylaştırıyor.
  • İstememe sebebimi fark etmek. “Yük olurum” mu, “utanıyorum” mu, “ne isteyeceğimi bilmiyorum” mu? Hangisi olduğunu bilmek, kendi kendime bir adım atmamı sağlıyor.

Cevap beklediğim gibi olmazsa

Her isteğin hayalimdeki gibi karşılanmayacağını da kabul etmem gerekti. Bazen karşımdaki yarım yamalak yardım ediyor, bazen konuyu hafife alıyor, bazen de gerçekten müsait olmuyor. İlk tepkim hemen “bir daha asla istemem” demek oluyordu. Bu sonuca varmadan önce kendime iki soru sormayı öğrendim: İsteğim yeterince açık muydu? Yoksa bu kişi bu konuda bana yardım edebilecek doğru kişi değil mi?

Bazı insanlar pratik işlerde iyi, bazıları sadece dinlemede iyi. Herkesten her şeyi istemek zorunda değilim. Kimin neye iyi geldiğini zamanla öğreniyorum ve isteklerimi ona göre dağıtıyorum. Bu hem yükü paylaştırıyor hem de hayal kırıklığını azaltıyor.

Sevdiklerin ve uzmanlar: ikisi farklı şeyler

Ayırt etmem gereken bir şey daha var: Yakınlarımdan istediğim destek ile profesyonel destek aynı değil. Sevdiklerim bir akşam yanımda oturabilir, hatırlatabilir, beni dinleyebilir. Ama DEHB için değerlendirme, tedavi kararları ya da süren zorlayıcı duygular konusunda onlardan uzman rolü beklemek hem haksız hem de yetersiz kalıyor.

Yetişkin DEHB'sinde tanıyı psikiyatrist koyar ve tedavi süreci de bir uzmanla yürür. Terapi gibi destekler için psikolog ya da psikiyatriste danışmak gerekir. Eğer günlük hayatın çok zorlaştığını hissediyorsan, destek istemenin ilk adımı yakınlarından önce bir uzmanla görüşmek de olabilir. Bunu bir başarısızlık olarak değil, doğru kapıyı çalmak olarak düşünüyorum.

Kendime not

Yardım istemek zayıflık değil, planın bir parçası. Neyi, ne kadar, ne zaman istediğimi bilince karşımdaki de neye evet dediğini biliyor. Bazen cümleyi bulmak zaman alıyor ve bu normal.

Bugün küçük bir şey seç. Tek bir isteği, dört soruyla yaz ve birine ilet. Cevap evet de olsa hayır da olsa, dünyanın sonu değil. Sadece destek istemeyi öğreniyorsun; öğrenmek de zaman alan bir iş.

Sık sorulanlar

DEHB'li biri neden yardım istemekte zorlanır?

Çoğu zaman yıllarca “biraz daha çabalasan olur” mesajı aldığı, bu yüzden yardım istemeyi yetersizlik gibi hissettiği için. Bunun yanında neye ihtiyacı olduğunu tam çözemeden bunalmak da isteği zorlaştırır.

Yakınlarımdan destek isterken nasıl bir cümle kurmalıyım?

Somut, küçük ve süreli bir istek genelde en kolay karşılık bulur. “Bana yardım eder misin?” yerine “Bu akşam yirmi dakika yanımda otururken şu formu doldurabilir miyim?” gibi ne, ne zaman ve ne kadar sorularını yanıtlayan bir cümle seç.

Yakınlarımın desteği profesyonel desteğin yerini tutar mı?

Tutmaz. Sevdiklerimiz günlük hayatta yanımızda olabilir ama DEHB için değerlendirme, tedavi ya da terapi gibi konular psikiyatrist ve psikolog gibi uzmanların alanıdır. İkisi birbirini tamamlar.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir