Not ilan edildiğinde ekrana bakıyorsun ve bir ders adının yanında beklemediğin bir ifade var. Midene oturan o his, ilk saniyede neredeyse fiziksel. Sonra düşünceler hızla arkasından geliyor: “Herkes ne der, ben neden yapamadım, bu benim sonum mu?” Bütünlemeye kalmak, çoğu öğrenci için bir sınav sonucundan çok daha fazlası; bir utanç anı.
Bu yazı, o anın ardından gelen ilk günler ve haftalar için. Öğrencilik dönemimde ve sonrasında, umduğum sonucu alamamanın ne kadar ağır hissettirebileceğini kendi deneyimimden biliyorum; bu yüzden sana “üzülme” demeyeceğim. Bunun yerine, utancı biraz yerine koyup küçük bir plana nasıl geçebileceğini konuşmak istiyorum.
Kısaca: Bütünlemeye kalmak, bir ders ve bir sınav hakkında bir durumdur, senin değerin hakkında bir hüküm değil. İlk 48 saatte acele karar vermemek, kuralları tahmin etmek yerine öğrenci işlerinden öğrenmek, nedeni suçlamadan anlamak ve geriye doğru küçük bir plan kurmak yardımcı olabilir.
Bütünlemeye kalmak ne anlama geliyor, ne anlama gelmiyor?
Bütünlemeye kalmak, bir ders için bir sınav hakkının daha olduğu anlamına geliyor. Hakkın tam koşulları, notun nasıl hesaplandığı, tarihler ve diğer ayrıntılar üniversiteye ve yönetmeliğe göre değişiyor; bunları burada tahmin edemem. Ama genel çerçeve şu: Bu, bir son değil, bir ikinci fırsat.
Ne anlama gelmediğini söylemek de önemli. Zeki olmadığını, DEHB'ni “yönetemediğini” ya da bu bölüme ait olmadığını söylemiyor. Tek bir ders ve tek bir sınav, sana dair çok az şey anlatıyor. Sınav günü dikkatin, uykun, kaygın, çalışma düzenin ve dersin yapısı birbirine karışıyor ve sonuç bunların toplamı.
DEHB'nin burada payı olabilir; olmayabilir de. Zamanı hissetmek, uzun dönemli bir hazırlığı sürdürmek, sınav günü dikkati korumak bazen daha zor olabiliyor. Ama bu, “o zaman hep kalırım” demek değil. Aksine, neyin zor olduğunu bilmek, ikinci denemeyi daha akıllıca kurmanın başlangıcı.
İlk 48 saat: utançla ne yapmalı?
Sonuçtan sonraki ilk iki gün, çoğu zaman en zor kısım. Zihin sürekli kendini yargılamak istiyor. Bu saatlerde işe yarayabilecek birkaç küçük şey:
- Büyük kararları ertele. “Bölümü bırakırım” ya da “bu dersi hiç alamam” gibi cümleler utancın sesi; gerçeği yansıtmayabilir.
- Bir kişiye söyle. Güvendiğin bir arkadaşa ya da aile üyesine “bütünlemeye kaldım ve kötü hissediyorum” demek, utancın sır olarak büyümesini engelliyor.
- Beden ihtiyaçlarına bak. Yemek, su, biraz yürüyüş. Bunlar çözüm değil ama düşünmeyi kolaylaştırıyor.
- Sosyal medyada başkalarının sonuçlarına bakmayı bırak. Kıyaslama bu anda sadece yaranı kaşıyor.
- Sonuç ekranını bir süre kapat. Detaylara birkaç saat sonra bakmak daha sakin bir zihinle yapılabiliyor.
Ailene ya da çevrene nasıl söyleyeceğin de bu ilk günlerin bir parçası. Bazen en zor kısım, sonucu bir başkasına anlatmak. Önceden kısa bir cümle hazırlamak işe yarayabilir: “Bir derste bütünlemeye kaldım, şu an üzgünüm, ama plan yapıyorum.” Bu cümle hem durumu açık söylüyor hem de ardından gelecek soruları biraz yumuşatıyor. Karşındaki öfkeli ya da hayal kırıklığına uğramış tepki verirse, bunun senin değerini belirlemediğini hatırlamak zor ama önemli.
Bu saatlerde seni bunaltan düşünceler çok yoğunsa ya da umutsuzluk hissi uzuyorsa, bir psikolog ya da psikiyatristle konuşmaktan çekinme. Acil bir durum hissedersen 112'yi aramak mümkün.
Kuralları tahmin etme, öğren
Utanç, kuralları bilmemekle birleşince hayal gücü en kötü senaryoları üretiyor. Bunu önlemek için somut bilgi toplamak iyi bir adım. Üniversitenin öğrenci işlerine ya da danışmanına şunları sorabilirsin:
- Bütünleme sınavı ne zaman, nerede?
- Bu dersin notu bütünlemeyle nasıl hesaplanıyor?
- Bütünlemede başarılı olamazsam ne olur, bir sonraki seçenek ne?
- Sınava özel bir erişim ya da uyarlama talep edebilir miyim?
Son soru, DEHB'li öğrenciler için önemli olabilir. Üniversitenin engelli öğrenci birimi ya da öğrenci işleri, sınavlarla ilgili hangi desteklerin ya da düzenlemelerin mümkün olduğunu söyleyebilir. Neyin mümkün olduğunu ben bilmiyorum; ama sormanın bir zararı yok.
Nedenini suçlamadan anlamak
Bir sınavın ardından “neden böyle oldu” sorusu kaçınılmaz. Bu soruyu suçlama olarak değil, bir inceleme olarak sormak çok farklı bir yere götürüyor. Birkaç soru deneyebilirsin:
- Dersi dönem boyunca takip edebildim mi, yoksa sınav haftasına mı sıkıştı?
- Çalıştıysam, çalışma yöntemim sınavın tipine uydu mu?
- Sınav günü neler oldu? Kaygı, yorgunluk, zaman yönetimi?
- Ders içeriğinin hangi kısmı bana en uzak geldi?
- Yardım isteyebilecekken istedim mi, istemediysem neden?
Cevaplar bir mahkeme kararı değil, bir yol haritası. “Sınav zamanı donuyorum” bir bilgi; “paragraf sorularını bitiremedim” başka bir bilgi. Her birinin farklı bir çözümü var. Çalışma yönteminde bir şey değişmesi gerekiyorsa şimdi görmek, bir sonraki dönem için de değerli.
Bütünleme planını geriye doğru kurmak
Bütünlemeye kadar kısa bir zaman var ve bu hem avantaj hem zorluk. Avantajı, aciliyetin DEHB'li beyne iyi gelmesi; zorluğu, zamanın hızla akması. Planı sınav tarihinden geriye doğru kurmak iyi bir yöntem:
- Sınav tarihini ve sınava kadar kaç gün kaldığını yaz.
- Konuları bir liste halinde yaz ve en zayıf olduğunu düşündüğün parçaları işaretle.
- Her gün için tek bir net görev belirle. “Bölüm 3'ü çalış” yerine “Bölüm 3'ün ilk on sayfasını oku ve beş soru yaz” gibi.
- Son birkaç günü tekrar ve deneme için ayır, yeni konu eklemeye çalışma.
- Önceden çıkmış sınav tipleri varsa onlara göz at; ne beklediğini bilmek kaygıyı azaltabiliyor.
Planı kâğıda dökmek, kafandaki sürekli bir kaygıyı somut görevlere çeviriyor. Her gün küçük bir görevi tamamlamak, utancın karşısına koyabileceğin bir kanıt: “Bugün bir şey yaptım.”
Yalnız çalışmak zor geliyorsa, bütünleme dönemini yalnız geçirmek zorunda değilsin. Aynı derse hazırlanan bir arkadaşla belirli saatlerde birlikte çalışmak, ya da sadece aynı mekânda sessizce oturmak, başlamayı kolaylaştırıyor. Dersin hocasına ya da asistanına soru sormak da sık gözden kaçıyor; çoğu zaman bir iki soru, bir haftalık belirsizliği çözebiliyor. Kimi öğrenciler utandıkları için bunu yapmıyor; oysa soru sormak bir zayıflık değil, bir hazırlık.
Sınav günü için küçük hazırlıklar
Sınav günü sabahı, planlı olmak enerji tasarrufu sağlıyor. Kimlik ve gerekli malzemeleri akşamdan hazırla, ulaşım süresine tampon ekle ve sınav yerini önceden bil. Sınav öncesi gece uykuyu önemsemek iyi olabilir; uyku sorunun sürekliyse bunu bir doktorla konuşmak daha doğru. Sınavın içinde dikkatin dağıldığında, derin bir nefes alıp soruya geri dönmek ve zor soruyu işaretleyip geçmek işe yarayabilir.
Kendime not
Bir sınavın sonucu, senin hakkında son söz değil. Bütünlemeye kalmak, bir süre canını yakacak; bu normal. Ama bir yandan da, nasıl çalıştığını ve neye ihtiyacın olduğunu öğrenmen için bir fırsat sunuyor. Bugün küçük bir adımla, bir kişiyle konuşarak ya da bir soruyu öğrenci işlerine sorarak başlayabilirsin.