Video tavşan deliği: bir klip izleyecektim, saatler geçti

Video tavşan deliği, tek bir klip izleyip saatler sonra başını kaldırmak demek. DEHB'li biri olarak döngünün nasıl işlediğini ve neyin yardım ettiğini yazdım.

· · 5 dk okuma

“Sadece şu bir şeye bakacağım.” Bu cümle, benim için çoğu zaman bir saatin başlangıcı. Bir şey aramak için açıyorum, bir tanesi ilgimi çekiyor, sıradaki başlıyor ve bir noktada başımı kaldırdığımda dışarısı kararmış oluyor.

Video tavşan deliği, bu hâlin ismi. Aslında kötü bir şey izlemiyorum; çoğu zaman merak ettiğim, güzel, hatta bilgilendirici şeyler. Sorun içerikte değil, durmak için bir yerim olmamasında.

Bu yazıda döngünün bende nasıl işlediğini, neden bu kadar kolay içine düştüğümü ve çıkışı kolaylaştırmak için denediklerimi anlatıyorum.

Kısaca: Video tavşan deliği, tek bir videonun öneriler ve otomatik oynatmayla uzayıp gitmesi. DEHB'li biri olarak durma noktası olmayan akışlarda zamanı kaybetmeye çok yatkınım. Bende en çok işe yarayan şey, başlamadan önce bir bitiş çizgisi koymak ve otomatik devamı kapatmaktı.

Video tavşan deliği nasıl başlıyor?

Genelde masum bir amaçla başlıyor. Bir yemeğin nasıl yapıldığına bakıyorum, bir şarkıyı dinlemek istiyorum, bir konuyu anlamak için kısa bir anlatım arıyorum. İlk video bitiyor ve ekranın bir köşesinde, tam da ilgimi çekebilecek bir sonraki başlık beliriyor.

Burada iki şey birleşiyor: Öneriler benim ilgi alanlarıma göre ayarlanıyor ve bir sonraki video, ben bir şey yapmasam bile kendiliğinden başlıyor. Yani devam etmek için karar vermem gerekmiyor; durmak için karar vermem gerekiyor. Kararı zor olan taraf bana kaldığı için, çoğu zaman en kolay yolu seçiyorum.

“Tavşan deliği” deyimi, Alice'in bir tavşanı kovalarken beklenmedik bir dünyaya düşmesinden geliyor. Benim yaşadığım da buna çok benziyor: Bir merak yolu açıyor, o yol bir başkasına, o da bir başkasına çıkıyor.

Neden DEHB'de daha çok çekiyor?

Kendi deneyimimden konuşuyorum, çünkü bunun nedenleri konusunda uzman değilim. Fark ettiğim şu: Yeni ve beklenmedik şeyler dikkatimi hızla yakalıyor. Her yeni video küçük bir sürpriz, ve ben sürprize açım.

İkincisi, zamanı hissetmekte zorlanıyorum. Bir videonun on dakika olduğunu biliyorum ama beş videonun bir saati bulduğunu içimde hissetmiyorum. Zaman kayıp gidiyor çünkü onu ölçen bir şey yok. Saat ya da ekran, bana sadece o anki videoyu gösteriyor.

Bir de sıkıntı faktörü var. Canım sıkıldığında, ellerim kendiliğinden telefona gidiyor ve ekran bana hazır bir uyarıcı sunuyor. Düşünmem, hazırlanmam, bir şeyi seçmem gerekmiyor. Sıkıntıyla baş başa kalmak zor geldiğinde, video en kısa yol oluyor.

Üçüncüsü ise başlamak ile bitirmek arasındaki asimetri. Video izlemek hiçbir çaba istemiyor. Yapmam gereken ama başlayamadığım bir işin yanında, sıradaki video neredeyse rahatlatıcı bir sığınak gibi görünüyor. Bazen tavşan deliğine düşmemin nedeni merak değil, bir işten kaçmak oluyor. Bunu kendime itiraf etmek zor, ama fark etmek yardımcı oldu.

Bende nasıl görünüyor?

Çoğu zaman akşam yemeğinden sonra, gün bittiğinde, “bir şeye bakayım” diyerek başlıyor. Yorgunum, bir şeyi seçecek enerjim yok ve önerilen videolar benim yerime seçim yapıyor. Seçmemek o anda öyle büyük bir rahatlık ki, bu rahatlığın bedelini sonradan ödüyorum.

Tavşan deliğinin sonunda hissettiğim şey karışık. Bir yanım yorgun: Ekrana baktığım sürede aslında dinlenmedim. Bir yanım biraz suçlu: “Yine zamanı yedim.” Bir yanım ise tuhaf bir boşluk hissediyor, çünkü az önce izlediğim şeyleri neredeyse hiç hatırlamıyorum.

Ama dürüst olmak gerekirse hepsi kayıp değil. Bazen gerçekten ilgimi çeken bir konuyu öğrendim, bir şey ilham verdi, güldüm. Bu yüzden “video izlemek kötü” demiyorum. Benim derdim, planlamadığım saatler ve ertelediğim işler.

Döngüyü kırmak için denediklerim

Bende işe yarayan küçük adımlar şunlar oldu:

  1. Başlamadan bitiş koymak. “Bir video” ya da “yirmi dakika” gibi basit bir sınır. Sınır ne kadar somutsa o kadar işe yarıyor.
  2. Otomatik oynatmayı kapatmak. Çoğu video ayarında bu seçenek var. Bir videonun bittiği yerde sessizlik oluyor ve karar anı bana geri geliyor.
  3. Önerileri azaltmak. İzleme geçmişimi temizlemek ya da ana sayfa önerilerini kısmak mümkün olduğunda, tavşan deliğinin girişi daralıyor.
  4. İlginç gelenleri sonraya kaydetmek. İzleme listesine ya da yer imine atıyorum; içinde bulunduğum videoyu bırakmama gerek kalmıyor, merakımı da bastırmıyorum.
  5. Zamanı görünür kılmak. Yanımda bir zamanlayıcı kuruyorum. Süre dolduğunda bir bildirim gelince, “ben ne kadardır buradayım?” sorusuna cevap veriyorum.
  6. Yerimi değiştirmek. Masamda ve ayakta izlediğimde, yatakta uzanarak izlediğimden çok daha kısa sürüyor.

Bunların hepsini aynı anda kullanmadım. İlk iki adım benim için temel oldu; gerisini ihtiyaca göre ekledim.

Otomatik oynatmayı kapatmanın etkisi bana önce küçük göründü, ama bir videonun bittiği anda ekranın durması, kendimle konuşabileceğim bir boşluk bıraktı. O boşlukta çoğu zaman “bir tane daha” demek yerine “tamam, bu kadar” diyebildim. Her seferinde değil elbette. Bazı geceler yine bir değil, beş video izledim; yine de en azından devam etmeyi ben seçtim.

İçindeyken kendime sorduklarım

Tavşan deliğinin içindeyken bile döngüyü yavaşlatan birkaç soru buldum. Bunları ceza gibi değil, duraklama noktası gibi kullanıyorum:

  • Buraya ne için girmiştim?
  • Şu an hâlâ keyif alıyor muyum, yoksa sadece devam mı ediyorum?
  • Bu video bittiğinde kalkabilir miyim?

Cevap “hayır” ise kalkmak için bir bahane arıyorum: bir bardak su, bir pencereye bakış, kısa bir yürüyüş. Hareket, beni ekranın ritminden çıkarmaya yetiyor. Bazen cevap “evet, keyif alıyorum” oluyor ve o zaman bilerek devam ediyorum; bu da tamam. Fark, bilerek ve bilinçli olması.

Bilerek tavşan deliğine girmek

Tavşan deliğini tamamen yok etmeye çalışmadım, çünkü merak benim için değerli bir şey. Bunun yerine bazen bilerek girmeyi seçiyorum. Mesela hafta sonu bir akşam, yarım saatlik bir keşif zamanı ayırıyorum. Zamanlayıcı kurulu, yapılacak başka acil iş yok.

Bu bana şunu öğretti: Sorun merakım değil, merakın kontrolsüzce işlerimin üstüne çıkması. Merak için bir yer açınca, diğer saatlerde ona karşı koymak da kolaylaşıyor.

Bilerek girdiğim keşif saatlerinde de küçük bir kural uyguluyorum: Bir şeyi çok sevdiysem, bir not alıyorum. Bir cümle, bir başlık, bir fikir. Böylece izlediğim şeylerden elimde bir iz kalıyor ve o saat “boşa gitti” duygusu bırakmıyor. Hatta bazen o notlar, ertesi gün gerçekten bir işe dönüşüyor; öğrenmek istediğim bir konunun ilk adımı oluyor.

Bu yöntem herkese uymayabilir. Bazı insanlar için “yarım saat” sınırı, hiç başlamamaktan daha zor olabilir. O zaman en kolayı hiç başlamamak, ya da bu tür platformları sadece belirli cihazlarda kullanmak. Kendi örüntünü gözlemlemek, hazır bir kural benimsemekten daha iyi bir başlangıç noktası.

Bugünlük küçük bir not

Tavşan deliğine düşmek karakter zayıflığı değil; durma noktası olmayan bir akışın, zaman algısı zorlanan bir zihinle buluşması. Düştüğümde beni kendime kızdıracak bir cümle aramak yerine, ilk fırsatta kalkıp ayağa kalkmak daha çok işe yarıyor.

Bir gün tavşan deliğinde saatler geçirdim diye o günün bütün değeri değişmiyor. Yarın yine bir bitiş çizgisi koyabilirim, bir kez daha deneyebilirim; deneme hakkım hiç bitmiyor.

Bu döngü günlük hayatını, işini ya da uykunu ciddi biçimde etkiliyorsa, bunu bir psikiyatristle ya da psikologla konuşabilirsin. Yardım istemek, bu konuda bir “yenilgi” değil, bir yön bulma biçimi.

Sık sorulanlar

Video tavşan deliği ne demek?

Tek bir videoya bakmaya başlayıp, önerilen içeriklerle planladığından çok daha uzun süre ekranda kalmayı anlatan gündelik bir deyim. Alice'in tavşan deliğinden düşüp beklenmedik bir yere varması gibi, nereye gittiğini fark etmeden ilerliyorsun.

Otomatik oynatmayı kapatmak işe yarar mı?

Bende yaradı, çünkü bir videonun bitişinde doğal bir durma noktası oluşturdu. Tek başına yeterli olmayabiliyor; yine de sıradaki videonun kendiliğinden başlamaması, karar anını bana geri verdi.

Saatlerce video izlemek DEHB belirtisi mi?

Tek başına bir belirti ya da tanı ölçütü değil. Zamanı algılamanın ve dikkati düzenlemenin zor olması bu döngüyü zorlaştırabiliyor. Günlük hayatını ciddi biçimde etkiliyorsa bir psikiyatriste danışmak iyi olur.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir