Sekme kalabalığı: DEHB'de açık kalan onlarca sekme

Sekme kalabalığı bende hep yarım işlerin koleksiyonu gibiydi. DEHB'li biri olarak açık sekmelerin ne anlattığını ve nasıl hafiflettiğimi yazdım.

· · 5 dk okuma

Tarayıcının üst çubuğuna baktığımda sekmeler artık sadece küçük simgelerden ibaret. Başlık yok, ne olduğunu hatırlatan bir şey yok. Hangisi yarım kalmış bir ödeme sayfası, hangisi okumak istediğim bir yazı, hangisi bir saat önce merak edip bıraktığım bir arama, bilmiyorum.

Bu tabloya sekme kalabalığı diyorum ve bana oldukça tanıdık geliyor. Sekmeler birikiyor, ben de her gün biraz daha onlara bakmaktan kaçınıyorum. Bir noktadan sonra çubuğun kendisi bir tür arka plan gürültüsüne dönüşüyor: Orada olduğunu biliyorum, bakmıyorum, ama hiç de yok sayamıyorum.

Çoğu zaman bunu bir dağınıklık sorunu gibi gördüm, hatta biraz da kendime kızdım. Sonra fark ettim ki sekmeler dağınıklıktan çok, kafamın içindeki açık döngülerin ekrana yansımış haliydi.

Bu yazıda sekmelerin bende ne anlama geldiğini, dikkatime ne yaptığını ve onları hafifletmek için denediklerimi anlatıyorum.

Kısaca: Sekme kalabalığı, DEHB'li biri olarak bende “sonra bakarım” demenin görünür hali. Her sekme küçük bir yapılacak ya da yarım kalmış bir niyet gibi duruyor ve dikkatimden gizli bir pay alıyor. Hepsini bir günde kapatmak yerine, her sekmeye ne olduğunu sorup küçük bir yere taşımak bende daha iyi işledi.

Sekme kalabalığı neden birikiyor?

Sekmeyi açmak çok kolay; açık bırakmak ise hiçbir şey istemiyor. İlgimi çeken bir şey gördüğümde karar vermem gerekmiyor: Şimdi okuyacak mıyım, kaydedecek miyim, yoksa geçecek miyim? Sadece yeni bir sekme açıp devam ediyorum. Karar verme işi, sekmeyle birlikte ertelenmiş oluyor.

Bir de görmediğim şeyin aklımdan çıkması var. Gözümün önünde değilse, aklımda da değil. O yüzden bir şeyi unutmamak için sekmeyi açık bırakıyorum: Sekme benim hatırlatıcım, yapılacaklar listem, bir tür dış hafızam oluyor. Sorun şu ki sekme sayısı arttıkça hatırlatıcı olma özelliğini yitiriyor. Elli sekmenin içinde hiçbiri öne çıkmıyor.

Bir de ilgimin hızı var. Bir konuya merak sardığımda, o konuyla ilgili beş altı yazıyı aynı anda açıyorum, çünkü hepsini aynı anda okumak istiyorum. Ama ilgi dalgalanıyor; bir saat sonra başka bir şey beni çekiyor ve ilk konunun sekmeleri öylece kalıyor. Bu yüzden sekme kalabalığı bir bakıma geçmiş ilgilerimin de bir arşivi.

Her sekmenin bende bir anlamı var

Bir gün sekmeleri tek tek açıp her birinin neden orada olduğunu sormaya karar verdim. Çıkan tablo şuna benziyordu:

  • Şu an yaptığım iş: Gerçekten kullandığım iki ya da üç sekme.
  • Okumak istediklerim: İlgimi çekmiş ama o an vakit bulamadığım yazılar.
  • Kaçındığım işler: Bir form, bir ödeme, bir başvuru. Açık duruyor çünkü hâlâ yapmadım.
  • Belki ileride lazım olur: Neden açtığımı hatırlamadığım sayfalar.
  • Kullanıp kapatmayı unuttuklarım: Bir kez bakıp bırakılmış şeyler.

En sert tarafı üçüncü gruptu. Kaçındığım işlerin sekmeleri, sayfanın tepesinde sürekli “bunu hâlâ yapmadın” diye bekliyordu. Bunları kapatmak o işi yapmaktan daha zor geliyordu, çünkü kapatmak “yapmayacağım” demek gibiydi.

Açık sekme neden yarım ilerleme gibi hissettiriyor?

Kaçındığım bir işin sayfasını açtığımda, içimde küçük bir rahatlama oluyor: “Başladım sayılır.” Oysa yaptığım tek şey bir sayfa açmak. Formu doldurmadım, ödemeyi yapmadım, başvuruyu göndermedim. Ama sekme açık olduğu için sanki işin bir kısmı halledilmiş gibi hissediyorum.

Bu his tatlı ama yanıltıcı. Sekme açık kaldıkça iş de yarım kalıyor ve her bakışta içimde hafif bir suçluluk oluşuyor. İş yapılmadığı için değil, yapılmamış bir şeyin gözümün önünde durmasından kaynaklanıyor. Benim için daha iyi çalışan yol, sayfayı açık tutmak yerine işi küçük bir adıma bölmek ve ilk adımı bir nota yazmaktı. Gerçek bir ilk adım, bir sekmeden çok daha dürüst bir başlangıç.

Sekme kalabalığı dikkate ne yapıyor?

Her sekme, üstünde bir başlıkla bana “bana da bak” diyor. Çalışırken gözüm sekmeler arasında dolaşıyor, bir işi bırakıp başkasına geçmek için sürekli bir kapı açık duruyor. DEHB'de zaten dikkati tek yerde tutmak emek isterken, bu kapılar emeğimi boşa harcıyordu.

Bir de kaybolma hissi var. Bir işe geri dönmek istediğimde doğru sekmeyi bulmak için sekmeleri tek tek tıklıyorum. Bulana kadar aklımdaki asıl niyeti unutmuş oluyorum. Bu küçük kayıp, günde onlarca kez tekrarlanınca yorucu bir hâl alıyor.

Cihaz tarafı da var elbette; çok sayıda açık sayfa bilgisayarı yavaşlatabiliyor. Ama benim için asıl yük bilgisayarın değil, kafamın yavaşlamasıydı.

Sekmeleri hafifletmek için denediklerim

Hepsini tek günde kapatmaya çalışmak bende işe yaramadı; bir saat sonra yeniden açmak istedim. Adım adım ilerlemek daha iyi gitti:

  1. Önce say. Bir ceza olarak değil, sadece bilgi olarak: Kaç sekme açık?
  2. Bir işe bir pencere. Her işi ayrı bir pencerede tuttum. Çalışma penceresi küçük kaldı, geri kalanı başka bir yerde bekledi.
  3. Okuyacaklarımı tek yere taşıdım. Tarayıcının okuma listesi ya da yer imi klasörü işimi gördü. Sekmeyi kapatmak, onu silmek anlamına gelmedi.
  4. Kaçındığım işleri bir cümleye çevirdim. “Şu formu doldur” diye bir nota yazıp sekmeyi kapattım. Kaygı sekmede değil, notta kaldı.
  5. Gün sonunda beş dakikalık bir kapanış. Bu sırada yeni bir şey okumadım, sadece sekmelere “kal” ya da “git” dedim.

Hâlâ emin olamadığım sekmelerde basit bir kural uyguladım: Bir haftadır açık duran ve o hafta dokunmadığım bir sekme büyük ihtimalle aslında önemli değil. Gerçekten gerekliyse, geçmişten ya da arama kutusundan yeniden bulabilirim.

Kapatmak neden bu kadar zor?

Kapatmanın arkasında çoğu zaman küçük bir korku var: “Ya bir daha bulamazsam?” Bazen de suçluluk: “Bunu okuyacaktım, okumadım.” Sekme sayısı bir tür itirafa dönüşüyor.

Bunun için kendime şunu söylemeyi öğrendim: Bir sekmeyi kapatmak, o fikri hayatımdan silmek değil. Önemliyse geri döner. Ve kapatmak bir karar vermek demek; karar vermek de yorucu olduğundan, ben günün en taze saatlerinde birkaç sekmeyi kapatmayı seçiyorum, akşama bırakmıyorum.

Çalışırken tek sekmeyle ilerlemek de bana iyi geliyor. Yanımda sessizce çalışan birinin olduğunu bilmek, o tek sekmede kalmamı kolaylaştırıyor; bazen bunun için MASA'daki ortak masaya giriyorum. Kendi başıma çalıştığım günlerde ise ekranımın yarısını boş bırakmak benzer bir hafiflik veriyor.

Bir de şu küçük ayrıntı: Sekmeleri kapatırken kendime hız limiti koymuyorum. Bazı günler on tane kapatıyorum, bazı günler sadece iki tane. İkisi de ilerleme. Yarım saatlik bir temizlikten sonra sekmeler yine birikirse, bu da olağan; çünkü merak etmeyi bırakmadım ve bırakmak da istemiyorum. Sadece merakımın izlerini zaman zaman toplamayı öğreniyorum.

Bir sekmeyle başla

Sekmelerim bir ahlak sorunu değil, bir anlatı. Sekme sayım iyi bir gün geçirdiğimi ya da kötü bir gün geçirdiğimi de göstermiyor. İçlerine baktığımda ilgi alanlarımı, kaçındığım işleri, yarım kalmış merakları görüyorum. Bu kalabalıkla savaşmak yerine onu okumak bana daha çok şey öğretti.

Bugün sekmelerinin sayısına bakıp utanıyorsan, bir tanesini kapatmakla başla. Sadece bir tane. Gerisi yarın da orada olacak, ama sen bir adım atmış olacaksın.

Sık sorulanlar

Çok sekme açmak DEHB belirtisi mi?

Tek başına bir belirti ya da tanı ölçütü değil; pek çok insan sekme biriktiriyor. Bende planlama, karar verme ve işi kapatma zorlukları sekme kalabalığıyla iç içe geçiyordu. Merak ediyorsan tanıyı ancak bir psikiyatrist koyabilir.

Açık sekmeler bilgisayarı yavaşlatır mı?

Çoğu zaman evet; her açık sayfa bir miktar bellek kullanıyor, cihaz yavaşlayabiliyor. Ama benim için asıl yük bilgisayardan çok zihnimdeydi: Her sekme küçük bir yapılacak gibi bekliyordu.

Sekmeleri kaybetmeden nasıl kapatırım?

Önce işine yarayacak olanları yer imine, okuma listesine ya da bir nota taşıyabilirsin. Yanlışlıkla kapattığın sekme için tarayıcıların çoğunda kapatılan sekmeyi yeniden açma kısayolu ve geçmiş sayfası da var.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir