İlk uygulama sınırlayıcıyı kurduğum gün kendimle gurur duymuştum. Akşam olduğunda aynı sınırı üç kez “bugünlük yoksay” diyerek geçmiştim. Ekranda çıkan uyarıyı okumadan kapatıyordum bile; başparmağım düğmenin yerini çoktan ezberlemişti.
Bu yazı, uygulama sınırlayıcı denen araçlarla yaşadığım inişli çıkışlı ilişkinin hikâyesi. Kısa cevap şu: Evet, işe yarayabiliyor. Ama benim ilk beklediğim şekilde değil.
Kısaca: Uygulama sınırlayıcı, DEHB'li biri için kendi başına bir çözüm değil ama doğru kurulursa iyi bir yardımcı. Sınırları çok katı koyduğumda hep görmezden geldim; daha gerçekçi süreler, az sayıda hedef uygulama ve uzatmaya küçük bir sürtünme eklediğimde ise gerçekten durup düşündüğüm anlar arttı.
Uygulama sınırlayıcı nedir, ne vaat eder?
Uygulama sınırlayıcı, belirli uygulamalara günlük süre koymanı ya da belli saatlerde erişimi kapatmanı sağlayan bir araç. Bazı telefonlarda bu özellik ekran süresi ayarlarının içinde hazır geliyor, bazıları için ayrı uygulamalar var. Hepsinin vaadi aşağı yukarı aynı: Ne kadar kullanacağına önceden karar ver, araç da seni o karara sadık tutsun.
Kâğıt üstünde mükemmel. Sorun şu ki karar veren ben ile o anda telefonu elinde tutan ben aynı kişi değil. Sabah sakin kafayla “günde yarım saat yeter” diyen ben, akşam yorgun ve sıkılmışken o kararı hatırlamıyor bile.
DEHB'de bu iki “ben” arasındaki mesafe bazen çok açılabiliyor. Gelecekteki sonuçları şimdiki anda hissetmek zor. Şu anki can sıkıntısı ise çok gerçek. Sınırlayıcı, bu iki ben arasında köprü kurmaya çalışan bir araç aslında.
Neden ilk denemelerim tutmadı?
Geriye dönüp baktığımda birkaç ortak hata görüyorum:
- Sınırlar gerçekçi değildi. Normalde saatlerce kullandığım bir uygulamaya bir anda on beş dakika koymuştum. Bu bir sınır değil, bir duvardı ve duvarı aşmak için tek dokunuş yetiyordu.
- Her şeyi sınırladım. Bir sürü uygulamaya aynı anda sınır koyunca gün boyu uyarılarla karşılaştım. Uyarılar gürültüye dönüştü, ben de hepsini görmezden gelmeyi öğrendim.
- Yoksay düğmesi çok kolaydı. Bir dokunuşla on beş dakika daha. Sonra bir on beş dakika daha. Akşam olduğunda sınırın hiçbir anlamı kalmıyordu.
- Sınırı ceza gibi gördüm. Süre dolduğunda çıkan ekranı bir azar gibi algıladım. Azar karşısında da ilk tepkim hep isyan oldu.
Bu hatalar bana bir şeyi gösterdi: Araç işe yaramıyor değildi, ben onu kendime uygun kurmamıştım. Kendi gerçekliğimi değil, olmasını istediğim kişiyi hedef almıştım.
Uygulama sınırlayıcı işe yarıyor mu? Benim kısa cevabım
Evet, ama bir yasak olarak değil, bir hatırlatıcı ve bir sürtünme olarak. DEHB'de en zor an, otomatik pilottan çıkıp bir karar vermek. İyi kurulmuş bir sınırlayıcı tam o anı yaratıyor. Uyarı çıktığında bir saniyeliğine duruyorum ve kendime soruyorum: Gerçekten devam etmek istiyor muyum?
Bazen evet diyorum ve devam ediyorum. Bu bir yenilgi değil, bilinçli bir seçim. Bazen de hayır diyorum ve telefonu bırakıyorum. Eskiden bu ikinci seçeneği hiç fark etmiyordum bile.
Bir de ekran süresi verisinin kendisi işe yarıyor. Sınırlayıcıyı kurduktan sonra hangi saatlerde, hangi uygulamada ne kadar kaldığımı görmeye başladım. Bu bilgi tek başına bir şey değiştirmiyor ama nereye bakmam gerektiğini gösteriyor.
Daha işe yarar bir kurulum
Zamanla şu ayarlara ulaştım. Herkese uyacağını iddia etmiyorum, ama bende eskisinden çok daha iyi çalışıyor:
- Sadece bir iki uygulama. En çok kaybolduğum uygulamaları seçtim. Geri kalanına dokunmadım.
- Gerçekçi bir süre. Normal kullanımımın biraz altında bir süre koydum. Hedef bir anda kesmek değil, fark etmek.
- Saat bazlı kapalı dönemler. Toplam süre yerine belli saatlerde uygulamaların kapalı olmasını ayarladım. Mesela sabahın ilk saati ve yatmadan önceki saat.
- Uzatmaya sürtünme. Bazı araçlar uzatmak için birkaç saniye beklemeni ya da bir cümle yazmanı istiyor. Bu küçük bekleme, tek dokunuşla geçmekten çok farklı.
- Uyarıyı dost gibi okumak. Ekranda çıkan mesajı bir yasak değil, “bak, zaman geçti” diyen bir arkadaş sesi gibi düşünmeye çalışıyorum.
- Haftalık küçük ayar. Bir sınır sürekli çiğneniyorsa onu cezalandırıcı biçimde düşürmek yerine bir hafta biraz yükseltiyorum. Tutulan bir sınır, çiğnenen bir sınırdan daha öğretici.
Bir de şunu fark ettim: Telefonun kendi ekran süresi ayarları çoğu zaman yeterli. Ayrı bir araç indirmek bazen yeni bir oyuncak gibi oluyor ve bir süre sonra o da sıkıcılaşıyor.
Şifreyi başkasına vermek iyi bir fikir mi?
Bazı telefonlarda süre sınırlarını bir şifreyle kilitlemek mümkün. Bir dönem bu şifreyi güvendiğim birine belirleyip söylememesini rica etmeyi düşündüm. Böylece sınırı aşmak için o kişiye sormam gerekecekti. Bu yöntemi kullanan ve memnun olan insanlar var, ben de bir süre benzer bir şey denedim.
Bende iki tarafı da oldu. İyi yanı şuydu: Sınır gerçekten bir sınır haline geldi ve otomatik geçişler neredeyse tamamen bitti. Zor yanı ise şuydu: Gerçekten ihtiyacım olduğunda bile birine sormak zorunda kalmak beni yetişkin değil, denetlenen biri gibi hissettirdi. Bu his bir süre sonra isyana dönüştü.
Şimdi bu yöntemi sadece belirli dönemler için düşünüyorum. Mesela çok yoğun bir haftada, tek bir uygulama için ve süresi baştan belli olacak şekilde. Kendi kontrolümü tamamen başkasına devretmek yerine, kısa bir süre için destek istemek bana daha sağlıklı geliyor. Eğer denemek istersen, karşındaki kişiyle bunun bir ceza değil, bir yardım olduğunu açıkça konuşmanı öneririm.
Sınırlayıcının yapamadığı şeyler
Uygulama sınırlayıcı, neden o uygulamaya yöneldiğimi çözmüyor. Sıkılıyorsam, kaygılıysam, bir işten kaçıyorsam, uygulamayı kilitlemek o duyguyu ortadan kaldırmıyor. Bazen sadece başka bir uygulamaya geçiyorum. Bir kapıyı kapatınca diğerini açmak, DEHB'li zihnin çok iyi bildiği bir şey.
Bu yüzden sınırlayıcıyı tek başına değil, diğer küçük adımlarla birlikte kullanıyorum: bildirimleri azaltmak, telefonu çalışırken başka bir yere koymak, kaçtığım işin en küçük parçasını bulmak. Sınırlayıcı bu yapının sadece bir tuğlası.
Süre dolduğunda içimde bir huzursuzluk kabarıyorsa, bunu da bir bilgi olarak alıyorum. O an neye ihtiyacım olduğunu sormak, sınırı aşmaktan daha çok şey öğretiyor.
Benim kararım
Uygulama sınırlayıcılarla ilişkim bir mücadele olarak başladı ve zamanla bir iş birliğine dönüştü. Artık onlardan beni kurtarmalarını beklemiyorum. Sadece arada bir omzuma dokunmalarını istiyorum.
Eğer sen de sınırları sürekli yoksayıyorsan, bunun bir karakter meselesi olmadığını bil. Belki sadece sınırlar sana göre değil. Bir uygulama seç, gerçekçi bir süre koy ve bir hafta boyunca uyarıyı bir azar gibi değil, bir soru gibi okumayı dene.