Para ve duygular: harcamanın altındaki hissi fark etmek

Para ve duygular arasındaki bağ DEHB'de daha belirgin olabiliyor. Harcamanın altındaki hissi fark etmenin ve yargılamadan bakmanın yollarını anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Bir alışverişin hikâyesini sonradan geriye doğru çıkardığımda, fişte yazmayan bir şey buluyorum: O gün nasıl hissettiğimi. Tutar, ürün, tarih orada duruyor; ama onları asıl satın aldıran şey, o akşamın yorgunluğu ya da o öğleden sonranın sıkıntısı, hiçbir yerde kayıtlı değil.

Para ve duygular arasındaki bağı fark etmem bana uzun zaman aldı. Çünkü parayı hep rakamlarla, bütçelerle, tablolarla düşündüm; hissin işin içinde olduğunu kabul etmek garip biçimde utandırıcıydı. Bu yazıda bir uzman gibi konuşmayacağım; sadece kendi gözlemlerimi ve harcamanın altındaki hissi fark etmeye çalışırken işe yarayan küçük şeyleri paylaşacağım.

Kısaca: Para yalnızca bir hesap meselesi değil; güven, ödül, rahatlama, utanç gibi duyguların da taşıyıcısı. Harcamadan önce ve sonra hissi fark etmek, kendini suçlamadan bakmak ve gerektiğinde destek almak, para ile ilişkini daha sakin bir yere taşıyabilir.

Para ve duygular neden bu kadar iç içe?

Para hiçbir zaman sadece para değil. Biri için güvenlik demek, biri için özgürlük, biri için sevgiyi göstermenin yolu, biri için de hiç konuşulmayan bir gerginlik. Hepimizin parayla ilgili duyduğu, gördüğü ve kendi kendine çıkardığı küçük sonuçlar var; ve bunlar yetişkinlikte sessizce karar vermeye devam ediyor.

DEHB'li bir zihinde bu iç içelik daha görünür olabiliyor. Dürtüsellik, anlık duygunun gücü, yeniliğe yönelme ve sıkıntıya dayanmanın zorluğu bir araya gelince, hissin harekete dönüşmesi arasındaki mesafe kısalabiliyor. Bu bir karakter kusuru değil; sadece duygunun harekete dönüşme hızıyla ilgili bir gözlem.

Bu yüzden bence soru çoğu zaman “neden bu kadar harcıyorum?” değil, “o an ne hissediyordum?” olmalı.

Harcamanın altında hangi duygular olabilir?

Kendi gözlemlerimde ve başkalarının anlattıklarında sık sık duyduğum bazı hisler var. Hiçbiri “kötü” ya da “yanlış” değil; sadece bilgi:

  • Sıkıntı. Yapacak bir şey yokmuş gibi hissettiğimde ya da bir işi başlatmakta zorlandığımda, ekranda yeni bir şey bulmak kısa bir canlılık veriyor.
  • Yorgunluk. Gün boyunca kendimi toparlamaya çalıştıktan sonra “bunu hak ettim” cümlesi çok kolay geliyor.
  • Heyecan. Yeni bir ilgi alanı ya da plan başladığında, ona ait bütün malzemeleri bir an önce almak isteği.
  • Sevilme ve değerli hissetme isteği. Hediyeler almak, hesabı ödemek, ikram etmek; bazen sevgiyi gösterme biçimi, bazen de sevilmeyi güvenceye alma çabası.
  • Utanç ve eksik hissetme. “Yeterince düzenli değilim” hissini bir ürünün düzeltebileceği düşüncesi.
  • Kaygıdan kaçış. Bakiyeye bakmamak da, tersine rahatlamak için bir şey almak da bir kaçış biçimi olabiliyor.

Bunlardan birkaçı aynı anda da olabiliyor. Hissi bir isimle adlandırmaya çalışmak, çoğu zaman o hissin gücünü biraz azaltıyor.

Sevgiyi parayla göstermek

Harcamanın başkaları için yapıldığı anlar da var ve bunlar bana en karmaşık gelenler. Birine hediye almak, hesabı üstlenmek, “ben hallederim” demek çoğu zaman sıcak bir niyetle başlıyor. Sorun, bunun arkasında “bana kızmasın”, “beni sevsin” ya da “yeterince iyi bir arkadaş olayım” gibi sessiz bir beklenti büyüdüğünde çıkıyor.

Kendimde fark ettiğim şey şu: Cömertlik ile onay arayışı bazen aynı hareketin içinde duruyor ve dışarıdan hiç ayırt edilemiyor. İçeriden ise ufak bir ipucu var. Verirken içim genişliyorsa, bu muhtemelen cömertlik. Verirken içim kasılıyorsa, belki o an başka bir şeye ihtiyacım var; bir teşekkür, bir sarılma, “sen yeterlisin” duymak gibi.

Bu ayrımı her zaman yapamıyorum; yaptığımda da her zaman değiştirmiyorum. Yine de sadece fark etmek, ertesi gün hissettiğim tadı farklı kılıyor.

Fişte yazmayan şey: harcamaya tek kelimelik bir not eklemek

Benim denediğim en küçük ve en işe yarar şeylerden biri şu: Harcamanın yanına tek kelimelik bir duygu notu eklemek. Bütçe tablosu ya da özel bir uygulama gerekmiyor; telefonda bir not ya da bir kâğıt yeterli.

  1. Harcamadan sonra bir kelime yaz. “Sıkıntı”, “heyecan”, “yorgun”, “merak”, “ihtiyaç”. Doğru kelimeyi bulmak şart değil.
  2. Haftada bir kısaca bak. Yargılamadan, sadece örüntüye. Hangi kelime en çok tekrarlanıyor?
  3. Soru sorma, sadece fark et. “Neden yine yaptım?” yerine “Demek ki yorgunken böyle oluyor.”

Alışverişten önce de kendime sormaya çalıştığım küçük bir üçlü var:

  • Şu an ne hissediyorum?
  • Bu satın alma o hissin neyine iyi gelecek?
  • Aynı hissin başka bir karşılığı olabilir mi? Bir bardak su, kısa bir yürüyüş, birine yazmak...

Bunu her zaman yapamıyorum. Bazı günler hiç aklıma gelmiyor, bazı günler gelip de görmezden geliyorum. Ama sorunun kendisi, fark etmenin kapısını azıcık aralıyor.

Parayla ilgili kendi hikâyen ne diyor?

Bazen harcamanın altındaki his o anın değil, daha eski bir hikâyenin parçası oluyor. Evde para hakkında nasıl konuşulduğu, hiç konuşulmadığı, “biz zengin değiliz” ya da “para konuşulmaz” gibi duyduğun cümleler, yetişkinlikte sana ait bir iç sese dönüşebiliyor.

Kendime sorduğum sorulardan bazıları şunlar. Bunları yazılı olarak cevaplamak, bende zihinde döndürmekten daha çok işe yarıyor:

  • Çocukken parayla ilgili neler duydum, neler görmedim?
  • Harcarken ya da harcamazken kendimi nasıl biri gibi hissediyorum?
  • Hangi harcamalar bana suçluluk veriyor, hangileri rahatlık?
  • Para konusunda kimin onayını arıyorum, kimden saklıyorum?

Bu soruların doğru ya da yanlış cevabı yok. Amaç kendini analiz etmek değil, hislerin nereden geldiğine biraz merakla bakmak. Bu konular ağırlaşırsa, geçmişle bağlantılı duygular canını yakıyorsa, bir psikologla birlikte bakmak çok daha güvenli.

Pişmanlık, utanç ve “bir daha yapmayacağım” döngüsü

Harcamadan sonra gelen pişmanlığı iyi tanıyorum. Önce kısa bir rahatlama, sonra suçluluk, ardından “bir daha asla” cümlesi. Birkaç hafta sonra döngünün yeniden başlaması da neredeyse kuralı oluşturuyor.

Pişmanlığın bu döngüdeki işlevi garip: İçimde bir ses beni cezalandırmaya çalışıyor, ama ceza çoğu zaman yeni bir kaçış ihtiyacı doğuruyor. Yani utanç, bir sonraki harcamanın yakıtı olabiliyor. Bunu fark etmek benim için bir dönüm noktasıydı.

O yüzden harcama sonrasında kendime yaklaşımımı değiştirmeye çalışıyorum:

  • Önce olanı kabul etmek: “Evet, aldım.”
  • Sonra geri dönüşü olup olmadığına bakmak. Bazen iade mümkün, bazen değil.
  • Hissin ne olduğunu not etmek.
  • Sonra bırakmak. Üzerine sürekli düşünmenin hiçbir şeyi düzeltmediğini hatırlamak.

Bu, hatayı küçümsemek değil; hatadan öğrenebilmek için utancı biraz kenara koymak.

Ne zaman yalnız kalmamak gerekir?

Para ve duygular arasındaki bağ günlük bir gözlem olarak ilginç ve işe yarar. Ama bazı durumlarda destek almak gerekiyor:

  • Harcamalar kontrolünün tamamen dışına çıktığını hissediyorsan,
  • Borçlar kaygı ve uykusuzluk üretiyorsa,
  • Parayla ilgili duygular günlük işleyişini ve ilişkilerini zorluyorsa,
  • Umutsuzluk ya da kendine zarar verme düşünceleri varsa.

Bu durumlarda bir psikolog ya da psikiyatristle konuşmak ve borç konusunda bu işi bilen bir uzmana danışmak çok değerli. Kendine zarar verme düşüncesi varsa, beklemeden bir sağlık kuruluşuna başvur ya da 112'yi ara.

Kendime not

Para, kendime ne kadar şefkatle baktığımı da ele veren bir ayna gibi. Ona baktığımda bazen yorgunluğumu, bazen heyecanımı, bazen de görülmek isteğimi görüyorum. Bunları suçlamadan görebilmek, rakamları yönetmekten daha derin bir işe benziyor.

Bu hafta bir harcamanın yanına sadece tek bir kelime yazmayı dene. “Sıkıldım” de, “yorgundum” de, “mutluydum” de. Hepsi aynı derecede geçerli.

Sık sorulanlar

Duygusal harcama nedir, DEHB'le ilgisi var mı?

Duygusal harcama, ihtiyaçtan çok bir hissi yatıştırmak ya da değiştirmek için yapılan harcamadır. DEHB'li birçok insan anlık hissin ve dürtünün güçlü olduğu anlarda bunu daha sık fark ettiğini anlatıyor; ancak bu bir tanı değil, günlük bir gözlem.

Harcama sonrası pişmanlık ve utançla nasıl baş edebilirim?

Önce harcamayı suçlamadan, ne hissederek yaptığını fark etmeye çalışmak yardımcı olabiliyor. Pişmanlık günlük hayatını ve ilişkilerini ciddi biçimde etkiliyorsa bir psikolog ya da psikiyatristle konuşmak iyi olur.

Paramla ilgili duygular çok ağırlaştığında kime başvurmalıyım?

Duygusal tarafı için psikolog ya da psikiyatrist, borç ve mali düzen tarafı için de bu konuda bilgi sahibi bir uzman düşünülebilir. İkisini birden aramak zorunda değilsin; hangisi seni daha çok zorluyorsa oradan başla.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir