"Nörogelişimsel" kelimesini ilk duyduğumda bana biraz soğuk, biraz da korkutucu gelmişti. Tıbbi bir rapordan çıkmış gibi duran, uzun ve resmî bir kelime. Ama zamanla bu kelimenin bana tahmin ettiğimden çok daha fazla şey anlattığını fark ettim. Hatta bir noktada, kendime yıllardır taktığım bazı sıfatları bırakmamı sağlayan şey bu kelime oldu.
Nörogelişimsel ne demek ve DEHB'yi anlamak için neden bu kadar önemli? Bu yazıda bu kavramı uzman olmayan biri olarak, ama mümkün olduğunca doğru ve sade bir dille açmaya çalışacağım.
Kısaca: Nörogelişimsel, beynin gelişimiyle ilgili olan ve çocuklukta ortaya çıkan durumlar için kullanılan bir ifade. DEHB de nörogelişimsel bir durum; yani bir karakter kusuru, tembellik ya da yetiştirilme hatası değil. Bu kavram, DEHB'nin neden çocuklukta başladığını ve neden çoğu zaman yetişkinlikte de sürdüğünü anlamamıza yardımcı oluyor.
Nörogelişimsel ne demek?
Kelimeyi ikiye ayırınca anlamı daha kolay açılıyor. "Nöro" kısmı sinir sistemine, özellikle beyne işaret ediyor. "Gelişimsel" kısmı ise gelişim sürecine, yani doğumdan itibaren çocukluk ve ergenlik boyunca süren büyüme ve olgunlaşma dönemine.
İkisini bir araya getirdiğimizde ortaya şöyle bir anlam çıkıyor: Beynin gelişimiyle ilgili olan ve gelişim döneminde ortaya çıkan farklılıklar. Bu farklılıklar dikkat, öğrenme, iletişim, hareket ya da davranış gibi alanlarda kendini gösterebiliyor ve kişinin günlük hayattaki işleyişini etkileyebiliyor.
Burada önemli bir ayrıntı var: Nörogelişimsel durumlar, sonradan "edinilen" şeyler olarak düşünülmüyor. Belirtileri zamanla daha görünür hâle gelebiliyor ya da biçim değiştirebiliyor, ama kökleri gelişim döneminde. Bu yüzden DEHB tanısında belirtilerin çocuklukta başlamış olması bekleniyor.
Bu, yetişkinlikte DEHB'sini fark eden biri için kafa karıştırıcı olabiliyor. "Çocukken bir sorunum yoktu ki" diye düşünebilirsin. Ama çoğu zaman belirtiler o dönemde de vardı; sadece farklı yorumlandı, telafi edildi ya da kimse üzerinde durmadı. Karne yorumlarında, öğretmen notlarında ya da ailenin anlattığı hikâyelerde bu izlere rastlamak mümkün olabiliyor. Bunları değerlendirmek ise bir psikiyatristin işi.
Hangi durumlar nörogelişimsel olarak anılır?
DEHB, nörogelişimsel durumlar olarak anılan geniş bir ailenin üyelerinden biri. Bu ailede yer alan ve sık duyulan bazı durumlar şunlar:
- Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB)
- Otizm spektrum bozukluğu
- Disleksi gibi özgül öğrenme güçlükleri
- Tik bozuklukları
- Bazı dil ve iletişim güçlükleri
Bu durumların bazıları aynı kişide birlikte görülebiliyor. Örneğin DEHB'li biri aynı zamanda bir öğrenme güçlüğü yaşayabiliyor. Bu da nörogelişimsel durumları değerlendirmenin neden dikkat ve uzmanlık gerektirdiğini gösteriyor. Değerlendirmeyi bir psikiyatrist yapar; gerektiğinde başka uzmanlarla birlikte çalışabilir.
DEHB için bu kavram neden önemli?
Bu kavramın DEHB'yi anlamakta neden bu kadar kritik olduğunu birkaç başlıkta toplamak istiyorum.
Karakter değil, beyin işleyişi
DEHB'li pek çok insan gibi ben de yıllarca "tembel", "dağınık", "sorumsuz" sıfatlarıyla yaşadım. Bu sıfatların hepsi bir karakter yargısı içeriyordu: Sanki ben isteseydim, biraz daha disiplinli olsaydım, her şey düzelecekti.
"Nörogelişimsel" kelimesi bu yargıyı kökünden sarstı. Zorlandığım şeylerin bir karakter seçimi değil, beynimin gelişimi ve işleyişiyle ilgili olduğunu anlamak, kendime bakışımı değiştirdi. Bu, sorumluluktan kaçmak anlamına gelmiyordu. Ama sorumluluğu suçlamadan ayırmama yardım etti.
Yetiştirilme biçiminin sonucu değil
DEHB hakkında en incitici yanlış inançlardan biri, kötü ebeveynliğin ya da "şımartmanın" sonucu olduğu. DEHB'nin nörogelişimsel bir durum olarak kabul edilmesi, bu inancın neden yanlış olduğunu açıkça gösteriyor. Aile ortamı ve yaşam koşulları, belirtilerin ne kadar zorlayıcı yaşandığını etkileyebilir; ama DEHB'nin kaynağı bunlar değil. Ayrıca DEHB'de genetik yatkınlığın önemli bir rol oynadığı düşünülüyor; bu yüzden aynı ailede benzer özellikler sık görülebiliyor.
Çocuklukta başlar, çoğu zaman sürer
Nörogelişimsel olması, DEHB'nin bir "dönem" olmadığını da anlatıyor. Çocuklukta başlıyor ve birçok insanda yetişkinlikte de devam ediyor. Bu, yetişkinlikte DEHB'sini fark eden biri için önemli bir bilgi: Yaşadığın zorluklar muhtemelen çocukluğundan beri bir biçimde oradaydı, sadece adı konmamıştı.
Uzun vadeli bakış gerektirir
Bir şeyin nörogelişimsel olduğunu bilmek, ona yaklaşımı da değiştiriyor. "Bir haftada düzeltirim" yerine "bununla nasıl daha iyi yaşarım" sorusu geliyor. Bu soru bence çok daha gerçekçi ve çok daha şefkatli.
Nörogelişimsel olması "değişmez" demek mi?
Bu soruyu sıkça duyuyorum ve cevabı bence umut verici. Nörogelişimsel bir durum, kişinin temel işleyişiyle ilgili olsa da bu, hayatın sabit ve değiştirilemez olduğu anlamına gelmiyor.
Belirtilerin günlük hayata etkisi pek çok şeye bağlı olarak değişebiliyor: destek alıp almamak, kendine uygun bir ortam kurabilmek, stratejiler geliştirmek, anlayışlı insanlarla çevrili olmak, uyku ve genel sağlık durumu... Ben de kendi hayatımda bu faktörlerin ne kadar fark yarattığını gördüm. DEHB'm aynı kaldı, ama onunla yaşama biçimim değişti.
Bu yüzden "nörogelişimsel" kelimesini bir kader gibi değil, bir başlangıç noktası gibi görmeyi tercih ediyorum. Neyle çalıştığımı bilmek, nasıl çalışacağımı planlamamı kolaylaştırıyor. Hangi desteklerin sana uygun olabileceğini bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak da bu planın önemli bir parçası.
Nöroçeşitlilik kavramına kısa bir bakış
Nörogelişimsel durumlardan söz ederken, son yıllarda sık duyulan bir kavramdan da bahsetmek istiyorum: nöroçeşitlilik. Bu kavram, insan beyninin işleyişinde doğal bir çeşitlilik olduğunu ve DEHB, otizm gibi farklılıkların bu çeşitliliğin bir parçası olarak görülebileceğini vurguluyor.
Bu bakış açısı benim için çok değerli, çünkü DEHB'yi utanılacak bir şey olmaktan çıkarıyor. Ama bir dengeyi de korumak gerekiyor: Nöroçeşitlilik fikrini, yaşanan gerçek zorlukları görmezden gelmek için kullanmamak. DEHB'nin bir farklılık olması, onun zorlayıcı olmadığı ya da desteğe ihtiyaç duyulmadığı anlamına gelmiyor. Ben ikisini birlikte taşımayı deniyorum: Farklıyım ve bazı konularda desteğe ihtiyacım var.
Bu dengeyi kurarken bana yardımcı olan bir düşünce şu: Pek çok ortam, belirli bir çalışma biçimine göre tasarlanmış. Uzun ve sessiz toplantılar, ezbere dayalı sınavlar, sürekli takip gerektiren bürokrasi... Bunlar DEHB'li bir beyin için daha zorlayıcı. Bu zorluğun bir kısmı benim içimde, bir kısmı ise ortamın tasarımında. İkisini birden görmek, hem kendimden hem de çevremden daha gerçekçi şeyler beklememi sağlıyor.
Kendime not
"Nörogelişimsel" kelimesi ilk başta bana soğuk gelmişti. Şimdi ise o kelimede bir tür sıcaklık buluyorum. Çünkü bana şunu söylüyor: Zorlandığın şeyler senin suçun değil; beyninin nasıl geliştiğiyle ilgili. Ve bu bilgiyle birlikte, kendine daha uygun bir hayat kurmak mümkün.
Belki sen de bu kelimeyi ilk kez duyuyorsun ya da yıllardır duyup üzerine hiç düşünmedin. Ona bir şans ver. Bazen bir kelime, insanın kendine anlattığı hikâyeyi değiştirmeye yetiyor.