LGS döneminde ebeveyn yorgunluğu ve kendine bakım

LGS döneminde ebeveyn yorgunluğu görünmez ama gerçek. DEHB'li çocuğun yanında kendini tüketmeden ayakta kalmak için sade önerilerimi paylaşıyorum.

· · 5 dk okuma

Sabah çocuğu uyandıran sensin, akşam masanın kenarında oturan da. Deneme tarihlerini aklında tutan, ders programını hatırlatan, "yarın ne var" sorusunun cevabını bilen de. Gece herkes uyuyunca bile kafanda hâlâ bir liste dönüyor. LGS dönemi, çocuğun olduğu kadar senin de sınavın gibi geçebiliyor.

Bu yazı çocuk için değil, senin için. Bunu ebeveyn olarak değil, DEHB'li bir yetişkin olarak, çocukken evdeki havanın bana nasıl yansıdığını düşünerek yazıyorum. Tıbbi bir tavsiye vermiyorum; sadece yorgunluğunun görülmeye değer olduğunu söylemek istiyorum.

Kısaca: LGS döneminde ebeveyn yorgunluğu yaygın ve gerçek. Küçük molalar, yükü paylaşmak, kendi kaygını ayrı bir yerde taşımak ve gerektiğinde destek istemek hem senin hem çocuğun için daha sakin bir ortam yaratıyor. Kendine bakmak, çocuğa ayırdığın enerjinin kaynağı.

LGS döneminde ebeveyn yorgunluğu neden bu kadar ağır?

Çünkü bu yorgunluğun büyük kısmı görünmez. Çocuğun ders çalıştığını herkes görür; ama senin plan yapmak, hatırlatmak, ortamı kollamak ve duygusal destek sağlamak için harcadığın emek çoğu zaman kimsenin gözüne çarpmaz.

Birkaç şey bir araya gelince yük ağırlaşıyor:

  • Uzun süre. LGS hazırlığı çoğu zaman aylar sürüyor; yorgunluk yavaş yavaş birikiyor.
  • Belirsizlik. Sonucun ne olacağını bilmemek, kafanın hep "ya olmazsa" ile meşgul olması demek.
  • Kıyas. Çevredeki ebeveynlerin anlattıkları, deneme puanları ve dershane sohbetleri, kendini sürekli bir yerlerde geride hissettirebiliyor.
  • Suçluluk. "Yeterince destek oluyor muyum, fazla mı baskı yapıyorum?" sorusu aslında hiç bitmiyor.
  • DEHB'li çocuğa özel yük. Çocuğun dikkat, düzen ve duygu yönetimindeki zorlukları, ev düzenini ve sabrını sürekli test edebiliyor.

Burada önemli olan şu: yorulmuş olman, iyi bir ebeveyn olmadığın anlamına gelmiyor. Çok ve uzun süre özen göstermiş olduğunun işareti olabilir.

Yorgunluğun işaretleri neler?

Kendi yorgunluğumuzu fark etmek çoğu zaman kolay değil, çünkü o kadar çok işin içindeyiz ki durup bakmıyoruz. Aşağıdakiler bir tanı değil; sadece kendini dinlemeni kolaylaştıracak ipuçları:

  1. Sabırlı olduğun anlarda bile ses tonunun sertleştiğini fark etmek.
  2. Uykuya dalmakta ya da uykunun sürekliliğini korumakta zorlanmak.
  3. Çocukla konuşurken, aslında konuşmak istemediğin hâlde konuşmak zorunda kalmak.
  4. Eskiden keyif aldığın şeylerden uzaklaşmak.
  5. Sürekli bir "yetişemiyorum" hissi taşımak.
  6. Küçük şeylere bile uzun süre kafa yormak ya da çabuk sinirlenmek.

Bunlardan birkaçını fark ediyorsan, durup kendine "ben nasılım?" diye sormanın tam zamanı olabilir.

Neden önemli? Evdeki hava çocuğa yansır

Burada suçlamak istemiyorum, sadece bir gözlemimi paylaşacağım. DEHB'li çocuklar çoğu zaman evdeki gerginliği, söylenmeyen şeyleri bile çabuk yakalayabiliyor. Çocukken ben de evdeki havaya çok duyarlıydım; söylenenden çok, söylenmeyenin ağırlığını hissederdim.

Bu yüzden senin sakinliğin, çocuğun sınav sürecindeki en sessiz desteklerinden biri olabilir. Mükemmel sakin olmanı beklemiyorum; ama sakin kalmana yardım edecek küçük şeyleri korumak, çocuğa yapılabilecek en dolaylı ama en değerli iyiliklerden biri.

Kendine bakım için küçük adımlar

Büyük planlar bu dönemde çoğu zaman ayakta kalmıyor. Ben "çok küçük, ama gerçekten yapılabilir" adımları daha gerçekçi buluyorum:

  • Kendi uykunu korumaya çalış. Çocuğun uykusunu kollarken kendininkini feda etmek kolay; ama yorgun bir ebeveyn, çocuğa yetecek sabrı bulmakta zorlanıyor.
  • Günde on dakika, kimseye cevap vermediğin bir mola. Bir çay, bir pencere kenarı, birkaç nefes. Telefonu elinden bırakarak.
  • Yemek ve su. Çocuk için hazırlanan öğünler arasında senin öğünlerin de olsun.
  • Kısa bir yürüyüş. Hareket, birikmiş gerginliği biraz olsun boşaltabilir.
  • "LGS dışı" bir şey. Haftada bir kez, sınavla ilgisi olmayan bir sohbet, bir dizi bölümü ya da sevdiğin bir uğraş.
  • Gün sonu cümlesi. "Bugün elimden geleni yaptım, yeterliydi" demek, küçük ama etkili bir kapanış olabilir.

"Vaktim yok" cümlesi bu dönemde çok doğru; ama bazen on dakikayı bulmak, onu bir iş gibi takvime yazmakla mümkün oluyor. Çocuğun ders saatine bir "benim saatim" eklemek ya da bir bildirimi "mola" olarak kurmak, kendine bakımı da bir görev hâline getirebilir. Kendi hatırlatmalarını kurmak, özellikle senin de dikkatin yoğun bir dönemde dağılıyorsa, yükü azaltıyor.

Bunlardan birini seç, hepsini yapmaya çalışma. Küçük bir şey, düzenli yapıldığında büyük bir plandan daha kalıcı oluyor.

Yükü paylaşmak ve hayır diyebilmek

"Her şeyi ben yapmalıyım" düşüncesi çoğu ebeveynin sırtına görünmez bir yük bindiriyor. Oysa yükün bir kısmı paylaşılabilir ve paylaşılması gerekiyor.

Sana yakın biri varsa, onunla somut bir iş bölümü konuşmak işe yarayabilir: kim hangi gün ders sonrası çocukla oturur, kim akşam yemeğini hazırlar, kim hatırlatmaları üstlenir? Soyut "yardım et" yerine "salı akşamları sen ders sonrası sohbet eder misin?" gibi net istekler daha az yorucu.

Yaşına uygun olarak çocuğa da bazı sorumluluklar bırakmak, hem senin yükünü hafifletiyor hem de ona güven veriyor. Çantasını kendi hazırlaması, programını kendi işaretlemesi ya da kendi hatırlatmasını kurması gibi küçük işler, "ben de yapabiliyorum" hissini besliyor. Hepsini devretmek zorunda değilsin; sadece her şeyi tek başına taşımadığını fark etmek yeter.

Bir de "hayır" diyebilmek var. Her davete, her veli grubu konuşmasına, her akraba sorusuna cevap vermek zorunda değilsin. Bu dönemde enerjini koruyan sınırlar çizmek, bencillik değil, bir tür bakım. Veli gruplarının yoğun kaygı yayabildiğini de akılda tut; gerekiyorsa bildirimleri sessize almak ya da bazı konuşmalara girmemek tamamen meşru.

Kaygını çocuğa yansıtmadan taşımak

Kendi kaygın tamamen normal. Sorun, bu kaygının farkında olmadan çocuğa geçmesi. "Bu sınav çok önemli" cümlesi tek başına masum; ama sürekli tekrarlandığında çocuk bunu bir yük olarak hissedebiliyor.

Kaygını taşımak için birkaç yol:

  • Başka bir yetişkine anlat. Çocuğun duyması gerekmeyen endişelerini bir arkadaş, bir yakın ya da bir uzmanla paylaş.
  • Yazarak dışarı çıkar. Endişeleri bir kâğıda yazmak, kafadaki döngüyü biraz yavaşlatabilir.
  • "Ne kontrol edebilirim?" sorusu. Sonuç elinde değil; ama akşam yemeğinin sakinliği, evin hazır olması, çocuğa söylediğin ilk cümle elinde.
  • Çocuğa "endişeleniyorum" yerine "yanındayım" demek. İkincisi, çocuğa yük bindirmeden destek veriyor.

Ne zaman destek istemek gerekir?

Yorgunluk bir noktada kendi kendine geçmeyebilir. Eğer uykusuzluk uzun süre devam ediyorsa, yoğun bir kaygı günlük hayatını bozuyorsa, umutsuzluk ya da "hiçbir şeyin anlamı yok" hissi varsa, bir psikolog ya da psikiyatristle konuşmak yerinde olur. Ebeveynler için kendi destek grupları ya da danışmanlık seçenekleri de olabilir; bu bir zayıflık değil, kendine yatırım.

Bir de şunu hatırlatayım: DEHB aile içinde görülebilen bir durum. Çocuğunun yaşadığı zorlukları kendinde de tanıyorsan, bunu suçlama değil, merak olarak alabilirsin. Tanı koymak benim işim değil; bir psikiyatriste danışmak bu konuda sana en doğru bilgiyi verecektir. Acil bir durum varsa, kendine zarar verme düşüncesi gibi, 112'yi aramak her zaman mümkün.

Kendime not

Bir çocuğun yanında olmak, kendini yok saymak demek değil. Sürecin sonunda çocuğun hatırlayacağı, muhtemelen senin kaç saat ders başında oturduğun değil, evde ne kadar güvende hissettiği. Yorgunluğunu görmen, küçük molalar vermen ve yardım istemen, ona verebileceğin en dolaylı ama en sağlam hediyelerden biri.

Sık sorulanlar

LGS döneminde ebeveynin yorulması normal mi?

Evet, oldukça yaygın. Uzun bir hazırlık süreci, belirsizlik ve çocuğun duygusal yükünü taşımak ebeveyni de yorabilir. Bunu fark etmek zayıflık değil, sürecin gerçeğidir.

Kendime zaman ayırmak çocuğuma haksızlık olur mu?

Hayır. Kendine bakmak çocuğa ayıracağın sabrın ve sakinliğin kaynağıdır. Küçük ve düzenli molalar, çocuğun yanında daha dengeli kalmana yardımcı olabilir.

Yorgunluğum çok ağırlaşırsa kimden destek almalıyım?

Uzun süren uykusuzluk, yoğun kaygı ya da umutsuzluk hissi varsa bir psikolog ya da psikiyatriste başvurmak yerinde olur. Acil bir durumda 112'yi arayabilirsin.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir