Dolabın üstündeki o kutuyu hepimiz biliriz. İçinde yarısı kullanılmış boya tüpleri, iç içe geçmiş iplik yumakları, bir kutu boncuk, bir deste kâğıt, hiç açılmamış bir kitap. Her birini heyecanla almıştım. Her biri bir zamanlar “bu sefer gerçekten yapacağım” demişti.
Hobi malzemeleri dağınıklığı, ev düzeninin en duygusal alanlarından biri. Çünkü ortada sadece eşya değil, bir niyet, bir hayal, bazen de bir suçluluk var. Bu yazıda, DEHB ile yaşarken hobi malzemelerinin neden çabuk biriktiğini ve bende neyin işe yaradığını anlatıyorum.
Kısaca: Hobi malzemeleri, yeni bir uğraşa duyulan heyecanla alınır ve ilgi dağılınca yerinde kalır. Bu birikimle başa çıkmak için malzemeleri “şu an kullandıklarım”, “uyuyanlar” ve “vedalaşacaklarım” diye üçe ayırmak, her projeye etiketli bir kutu vermek ve yeni malzeme almadan önce yer düşünmek işe yarayabilir. Suçluluk bu işin parçası olmak zorunda değil.
Hobi malzemeleri dağınıklığı neden bu kadar çabuk birikiyor?
Bende birkaç şey aynı anda oluyor.
Heyecan alışverişi. Yeni bir hobi fikri geldiğinde ilk yaptığım şey çoğu zaman araştırmak, sonra malzeme almak oluyor. Malzeme, hobinin henüz başlamamış hâlidir; bir tür “ciddiyim” işareti. Alırken çok iyi hissediyorum.
Yarım kalma doğası. DEHB'de ilgi çabuk başlar, bazen çabuk söner. Hobi bittiğinde ya da arada kaldığında malzeme ortada kalıyor. Kutu kapanmıyor, çünkü proje de kapanmadı.
“Bir gün lazım olur” düşüncesi. Bir şeyi atmak, o hobiye bir daha dönmeyeceğimi kabul etmek gibi geliyor. Dönme ihtimalini kaybetmek istemiyorum.
Kurulum yükü. Bazı hobilerde işe başlamak için masayı boşaltmak, malzemeleri çıkarmak, bir alan hazırlamak gerekiyor. Bu hazırlık bile bazen o kadar büyük geliyor ki hobiye başlamıyorum; malzeme ise yerinde bekliyor.
Bunların hiçbiri bir karakter kusuru değil. Hepsi, yeniliğe yatkın ve başlamakta zorlanan bir zihnin doğal sonuçları.
Hobi malzemelerinin sessiz yükü
Dağınık bir hobi köşesinin sadece fiziksel yer kaplamadığını fark ettim. Üç türlü yük taşıyor:
- Görsel yük. Her baktığımda bir yığın görüyorum. Beyin her yığını küçük bir “yapılacaklar” maddesi gibi kaydediyor.
- Suçluluk. Yarım kalan her proje, “yine yarım bıraktım” cümlesini fısıldıyor.
- Karar yükü. Kutuya her baktığımda “bunlarla ne yapacağım?” sorusu geri dönüyor ve cevapsız kalıyor.
Bunlara bir de zaman kaybı ekleniyor: Malzemenin hangi kutuda olduğunu aramak, yarım bir projenin parçalarını toplamaya çalışmak, tekrar almak zorunda kalmak. Bir şeyi aradığım her an, hobinin kendisinden uzaklaşıyorum.
Bu yükün adını koymak bana iyi geldi. Çünkü sorunun sadece “fazla eşya” olmadığını, aynı zamanda “cevapsız kalmış sorular” olduğunu gösterdi.
Üç gruba ayırmak: şu an, uyuyan, vedalaşılan
Hepsini bir günde ayıklamaya kalkmak bende hep tıkanmayla bitti. Bu yüzden malzemeleri üç gruba ayırma fikri benim için daha yumuşak bir yol oldu:
- Şu an kullandıklarım. Bu hafta ya da bu ay elime aldığım ya da alacağım şeyler. Bunlar kolay erişilir bir yerde, görünür duruyor.
- Uyuyanlar. İleride dönebileceğim ama şu an değil. Bunlar etiketli bir kutuya, “uyuyan hobiler” diye giriyor ve dolabın daha az erişilen bir yerine gidiyor.
- Vedalaşacaklarım. Artık beni çağırmayanlar. Bunları bir arkadaşa, bir topluluğa ya da ihtiyacı olan birine vermeyi düşünüyorum.
Üçüncü grup en zoru. Burada kendime iki soru soruyorum: “Bu hobiye son bir yılda kendi isteğimle ne zaman döndüm?” ve “Bu malzemeyi yarın başka biri kullansa üzülür müyüm?” Cevaplar çoğu zaman netleşiyor. Net değilse, malzeme “uyuyanlar” kutusunda kalıyor ve ben bir sonraki bakışta tekrar soruyorum. Hiçbir şeyi bugün karara bağlamak zorunda değilim.
Vedalaşmayı zorlaştıran bir şey de “para verdim” hissi. Malzemeyi bir gün para vererek almıştım ve onu elden çıkarmak, o parayı da çöpe atmak gibi geliyor. Bu his çok doğal. Ama şunu fark ettim: Malzemeyi saklamak parayı geri getirmiyor; yalnızca yer ve dikkat harcamaya devam ediyor. Eşyayı biri kullanacaksa, parasının hâlâ bir işe yaradığını düşünmek bana yardımcı oluyor.
Proje kutusu: her yarım işe bir ev
Yarım kalan projeler benim için en dağınık kısım. Bir yandan atmak istemiyorum, bir yandan ortalıkta durması beni yoruyor. Çözümüm “proje kutusu” oldu:
- Her proje için bir kutu, bir sepet ya da bir çanta.
- İçinde sadece o projenin malzemeleri.
- Üstünde proje adı ve bir not: “Kaldığım yer: …”.
Bu not çok işe yarıyor. DEHB'de projeye geri dönmenin en zor yanı, nerede kaldığımı hatırlamamak ve işe baştan başlamak zorunda kalmak. “Kaldığım yer: ikinci sırayı bitirdim, üçüncü sıra için mavi iplik gerekiyor” gibi bir cümle, projeye dönüşü kolaylaştırıyor. Dönmezsem de kutu kapalı ve düzenli duruyor; ortalığa yayılmıyor.
Kutuların sayısını da sınırlıyorum. Raf ya da dolapta üç ya da dört proje kutusuna yer varsa, beşincisi için yer yok demektir. Yeni bir proje başlamadan önce birini bitirmek, “uyuyanlar”a almak ya da vedalaşmak gerekiyor. Bu sınır sert gelebilir; ama bana göre “her şey olur” yerine “sınır var” demek, hobileri daha rahat yaşatıyor.
Hobiye başlamayı kolaylaştırmak: küçük bir köşe
Bir hobiyi sürdürmenin en büyük engeli, kurulum yükü. Bunu azaltmak için küçük bir “hazır köşe” kurmak işe yaradı. Bu bir oda olmak zorunda değil: bir tepsi, bir masa üstü kutusu ya da bir rafın tek bölmesi yeterli.
Mantık şu: O an en çok ilgilendiğim hobinin malzemeleri tek bir yerde, tek hamlede erişilir durumda olmalı. Tepsiyi masaya koyduğumda hazırım. Bitirdiğimde tepsiyi alıp kaldırıyorum. Kurulum ve toparlama bir iki dakikaya iniyor. Başlamak kolaylaşınca hobi de yaşamaya devam ediyor.
Yeni malzeme almadan önce
Yeni bir hobi heyecanı geldiğinde malzeme almak çok cazip. Burada kendime birkaç kural koydum:
- Önce yer. Yeni malzemenin sığacağı yeri düşünüyorum. Yer yoksa malzeme de yok.
- Önce ödünç ya da deneme. Bir arkadaştan kullanılmış bir şey ödünç almak ya da küçük bir başlangıç paketiyle denemek, büyük bir alışverişten daha az yük bırakıyor.
- Birkaç gün beklemek. Heyecan ilk gün en yüksek, üçüncü günde çoğu zaman biraz sakinleşiyor. Hâlâ istiyorsam, o zaman karar veriyorum.
Bu kurallar heyecanı söndürmüyor; sadece alışverişe bir nefeslik süre veriyor.
Kendime not
Hobi malzemeleri, geçmişte bir şeylere duyduğum ilginin fiziksel izleri. Bu izleri utanmadan taşıyabilirim, bir kısmını saklayıp bir kısmına veda edebilirim. Hepsini bir günde çözmem gerekmiyor.
Bugün bir tane kutuyu seçip içine bakabilirsin. Önce sadece üç gruba ayır: şu an, uyuyan, vedalaşılan. Vedalaşılanları ayrı bir poşete koy ve o poşeti kapının yanına bırak. Gerisi için acele yok.