Çok sekme açmak ve ekran düzeni: pencereleri sadeleştirmek

Çok sekme açmak neden bu kadar kolay biriktiriyor? Ekranımı sadeleştirmek için denediğim pencere, sekme ve masaüstü düzenlerini DEHB gözünden paylaşıyorum.

· · 5 dk okuma

Tarayıcımda sekmelerin başlıkları artık okunmuyor; her birinden geriye sadece minik bir simge kalmış. Hangisi hangi işe aitti, hangisini sadece "birazdan okurum" diye açmıştım, hatırlamıyorum. Üstelik bir tanesi bir yerden ses çıkarıyor ve ben hangisi olduğunu bulamıyorum.

Çok sekme açmak benim için küçük bir alışkanlık değil, çalışma biçimimin bir yansıması gibi. Bu yazıda neden böyle olduğunu, ekranı düzenlemeye çalışırken neler denediğimi ve nerede takıldığımı yazıyorum. Uzman değilim; yazdıklarım kendi masamdan gözlemler.

Kısaca: Açık kalan her sekme zihinde küçük bir "yarım iş" olarak yer tutabilir. Ekran düzenini sadeleştirmek için aynı anda tek iş, tek pencere; kapatmadan önce park listesi; iş ve dağılma alanlarını ayrı pencerelere bölmek işe yarayabilir. Kusursuz sistem aramak yerine, sekmelerin birikmesini yavaşlatmak yeterli.

Çok sekme açmak neden bu kadar kolay oluyor?

Bir şey merak ettiğimde, o an cevabı bulmak için yeni bir sekme açıyorum. Cevabı bulduğumda ise o sekmenin ne işe yaradığı bende bitmiş sayılıyor, ama sekme duruyor. Beynim konuyu kapatıyor, ekran kapatmıyor.

Birkaç mekanizma işin içinde gibi geliyor:

  • "Sonra bakarım" sözü. İlginç bir yazı ya da faydalı bir kaynak gördüğümde, onu kapatmak sanki bir fırsatı kaçırmak gibi hissettiriyor.
  • Bellek yerine sekme. Çalışma belleğimi yormak istemediğimde, hatırlamayı sekmeye devrediyorum. Sekme açık kaldıkça hatırlamam gerekmiyor sanıyorum.
  • Kapatmanın sürtünmesi. Bir sekmeyi kapatmak için ona bakıp karar vermem gerekiyor: lazım mı, değil mi? Karar vermek bende yorucu, açık bırakmak ise bedava gibi duruyor.

Üstelik bu birikim görünür bir yük olarak başlamıyor; bir noktaya kadar fark etmiyorum bile. Bir gün ekranda aradığım şeyi bulamayınca, "ben bu dağınıklığı ne zaman yarattım?" diye şaşırıyorum.

Sekmeler dikkati nasıl etkiliyor?

Benim için en büyük etki, görsel kalabalık. Her sekme başlığı küçük bir davet gibi; bir tanesine tıklayınca elimdeki işi bırakıp başka bir yere gitmiş oluyorum. Üstüne bir de bildirim ve ses işareti eklenince, hangi pencerede ne yaptığımı unutuyorum.

İkincisi, bağlam kaybı. Bir işten diğerine geçince, ilk işe dönmek için kaldığım yeri hatırlamam gerekiyor. Sekmeler iç içe geçmişse, hangisinin hangi işe ait olduğunu çözmek bile zaman alıyor.

Üçüncüsü, suçluluk. Açık duran sekmelerin sayısına baktıkça "ben bunları ne zaman bitireceğim" duygusu çıkıyor. Bu duygu da başlamadan yorulmama sebep oluyor. Bu yüzden ekran düzenini bir verimlilik meselesi olarak değil, rahatlama meselesi olarak görmeye başladım.

Tek iş, tek pencere

En çok işe yarayan şey, ilk bakışta çok basit görünen bir kural oldu: Şu an yaptığım iş için ayrı bir pencere açıyorum, başka hiçbir şey o pencerede yok.

Nasıl uyguluyorum:

  1. İşe başlarken yeni bir tarayıcı penceresi açıyorum; eski pencereyi kapatmıyorum, sadece arka plana alıyorum.
  2. Yeni pencerede sadece işle doğrudan ilgili sekmeler duruyor. Tek bir dikkat dağıtıcı sekmeye bile izin vermemeye çalışıyorum.
  3. Merak ettiğim ve işle ilgisiz bir şey aklıma gelince, onu hemen açmak yerine "park listesine" yazıyorum (aşağıda anlatıyorum).
  4. İş bitince pencereyi bütünüyle kapatıyorum. Tek tek sekme kapatmak yerine tek bir hamle yapıyorum.

Tam ekran modu da bazı işlerde iyi geldi. Görev çubuğunu ve diğer pencerelerin kenarlarını görmemek, bana ekranda tek bir "oda" varmış hissi veriyor. Her zaman işe yaramıyor; bazen tam ekran, referans bakmam gereken bir şeyi kapatıp işi zorlaştırıyor.

İş, kaynak ve dağılma: üç ayrı alan

Bir süre sonra tek pencere kuralını biraz genişlettim ve ekranı üç ayrı alana böldüm. Birincisi iş penceresi: o an yaptığım işin kendisi. İkincisi kaynak penceresi: iş için bakmam gereken belgeler, notlar, tanımlar. Üçüncüsü dağılma penceresi: haber, video, alışveriş, merak ettiğim her şey.

Dağılma penceresini yasaklamıyorum; bunu özellikle söylemek istiyorum. Çünkü aklıma düşen bir şeyi tamamen engellediğimde, bir süre sonra o düşünce işin içine daha güçlü sızıyor. Dağılma penceresi hazırda duruyor, ama başka bir masaüstünde ya da ayrı bir pencerede. Oraya geçmek için bir hareket yapmam gerekiyor ve bu küçük sürtünme, çoğu zaman "gerçekten şimdi mi bakmam lazım?" diye düşünmeme yetiyor.

Park listesi: kapatmadan önce nereye koyuyorum?

Sekmeyi kapatma korkusunu azaltan şey, bilgiyi başka bir yere taşımak oldu. Elimde basit bir "park listesi" var: bir not defteri ya da tek bir dosya. İşle ilgisiz ama aklımda kalmasını istediğim her şeyi buraya tek satırla yazıyorum: bir başlık, bir not, gerekiyorsa kaynağın adı.

Böylece sekme kapanıyor, fikir kalıyor. Park listesine bakmak için de bir zaman ayırıyorum; haftada bir ya da bazı dönemler daha seyrek. Çoğu girişin artık ilgimi çekmediğini görüyorum, bu da beni bir sürü açık sekmenin aslında ne kadar gereksiz olduğuna ikna ediyor.

Park listesi kusursuz bir çözüm değil. Bazı günler listeye yazmayı da unutuyorum ve o gün yine sekmeler birikiyor. Bunu bir kusur olarak değil, normal bir akış olarak görüyorum.

Ekranı bölmek: işe yarayan ve yaramayan durumlar

Bir dönem iki pencereyi yan yana koyarak çalıştım: solda yazdığım belge, sağda referans aldığım kaynak. Bu düzen, sürekli pencere değiştirmeyi azalttığı için bazı işlerde iyi geldi. Özellikle bir şeyi başka bir yerden kopyalayıp düzenlerken.

Ama her iş için uygun değil. Düşünce gerektiren işlerde iki pencerenin yan yana durması beni daha çok bölüyor; kaynak pencerede bir şey beni çekiyor ve işime dönmem uzuyor. O zaman tek pencere, tam ekran daha iyi geliyor.

Bu yüzden ekranı bölmeyi bir kural değil, bir araç olarak tutuyorum: işin yapısına bakıp karar veriyorum.

Beş dakikalık sekme temizliği

Sekme birikmesini tamamen engelleyemiyorum; yapabildiğim, birikme hızını yavaşlatmak. Günün sonunda ya da bir işin bitiminde beş dakikalık küçük bir temizlik yapıyorum:

  1. Önce ses çıkaran ya da bildirim gönderen sekmeleri kapatıyorum; bunlar en çok dikkatimi çekenler.
  2. Sonra aynı siteden açık olan sekmelere bakıp tekrar edenleri kapatıyorum.
  3. Hâlâ gerekli görünenleri park listesine tek satırla yazıyorum.
  4. Geri kalan her şeyi kapatıp "kaybolan bir şey olursa geçmişten bulurum" diye kendime hatırlatıyorum.

Dördüncü adım en zoru. Kapattığım bir şeyin gerçekten lazım olabileceği korkusu bende güçlü; ama zamanla fark ettim ki uzun süre "lazım olur" diye açık bıraktığım sekmelerin çoğuna bir daha dönmedim. Bu fark ediş, kapatmayı biraz kolaylaştırdı.

Masaüstü, bildirim ve açılış düzeni

Sekmelerin yanında masaüstü de bir kalabalık kaynağı. Masaüstüne dosya bırakmak çok kolay; kısa süre sonra arka plan resmi görünmez oluyor. Küçük birkaç şey yaptım:

  • Masaüstüne sadece o gün üzerinde çalıştığım dosyaları koyuyorum, hafta sonu hepsini tek bir klasöre atıyorum.
  • Bildirim sesleri ve görsel uyarıları çalışma saatlerinde kapatıyorum; bunu telefonda da yapıyorum.
  • Tarayıcıyı açtığımda önceki oturumdaki sekmelerin geri gelmesini kapattım; temiz sayfa başlamak bana daha kolay geliyor. (Bu seçenek herkes için uygun olmayabilir; bazen tek tek sekme geri yüklemek lazım oluyor.)

Bu ayarlar hiçbir şeyi bir anda çözmüyor, ama her gün küçük sürtünmeleri azaltıyor.

Kendime not

Sekmelerimin sayısı benim değerimi ya da çalışma tarzımı ölçmüyor. Sadece ekranım zihnimin bir yansıması; kalabalıklaştıkça, ben de kalabalıklaşıyorum. Çok sekme açmak bir ayıp değil. Ama açtığım şeylerin bir çıkışı olması, kendime vereceğim küçük bir nezaket gibi geliyor.

Sık sorulanlar

Çok sekme açmak DEHB belirtisi mi?

Tek başına belirti değil; birçok insan yapıyor. Ama DEHB'li biri için açık kalan her sekme 'sonra bakacağım' diye bellekte yer tutabiliyor. Süren zorlanmalar için psikiyatriste danışmak gerekir.

Sekmeleri kapatınca bir şeyi unutmaktan korkuyorum, ne yapmalıyım?

Sekmeyi kapatmadan önce bir 'park listesine' yazmak ya da yer imine eklemek işe yarayabilir. Böylece bilgi kaybolmuyor, ama ekranda yer kaplamıyor.

Çalışırken ekranı bölmek dikkati artırır mı?

Birine iyi gelir, birine gelmez. İş için gerekli iki pencereyi yan yana tutmak bazı insanlarda geçişleri azaltıyor; ama bunu denemeden kesin söylemek zor.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir