Pide sevmek ile pide yapmak arasında koskoca bir hamur uçurumu var. Kıymalı lavaş tava, o uçurumu atlayan bir kestirme: hamur yok, mayalanma yok, açma yok. Hazır lavaş senin yerine işi yapıyor.
Neden işe yarıyor?
DEHB'li biri olarak bazı yemeklerin cazibesi bende “bir şey oluyor” hissi uyandırmasında. Burada o his var: kıyma kokuyor, lavaş kızarıyor, kaşar eriyor. Sıradan bir akşam yemeği gibi durmuyor.
Adımların sırası da mantıklı: önce harç, sonra sarmak, sonra kızartmak. Aynı tava iki işte kullanılıyor, o yüzden bulaşık yükü düşük. Aklımda tutmam gereken şey sadece sıra.
Kendini zorlamadan
Çok yorgun bir akşamda soğanı ve salçayı atla. Kıymayı tuz ve karabiberle kavur, kaşarı ekle, lavaşa sar, tavada ısıt. Ya da harcı hiç sarmadan ekmekle ye. İkisi de yeterli bir akşam yemeği.
Lavaş yoksa tost ekmeği ya da pita ekmeğiyle de deneyebilirsin. Elinde ne varsa onunla çalış.
Tavayı silmek yeter
Kıymayı pişirdikten sonra tavayı yıkamaya gerek yok. Harcı lavaşa aldıktan sonra tavayı kâğıt havluyla bir kez silmen yeterli; geride kalan ince yağ lavaşı çıtır kızartmaya yetiyor. Sıcak tavayı silerken kâğıt havluyu maşayla tutmayı unutma, elini yakma.
Kıymanın içinde pembelik kalmadığından emin olmak da önemli. Sayaçla beş altı dakikalık bir süre koyuyorum; çaldığında kıymaya bakıp devam ediyorum.
Yanına ne iyi gider?
Ben genellikle yanına bir kase yoğurt ya da domates, salatalık gibi soğuk bir şey koyuyorum. Lavaşın sıcak ve yağlı, yoğurdun serin olması hoşuma gidiyor. Yanına ne olacağını uzun uzun düşünmüyorum; dolapta ne varsa onu alıyorum, bazen sadece bir parça turşu. Yemeğin yanına bir şey bulmak zorunda olmadığını hatırlamak, yükü hafifletiyor.
Bu yemeği yapıp yemek, o akşam kendin için yapabileceğin güzel bir şey olabilir.