Akşam yemeğinin zor tarafı hep aynı: bir sürü kap, bir sürü sıra, bir sürü ocak gözü. Fırın tepsisinde tavuk ve sebze tarifi bu karmaşayı tek bir yüzeye indiriyor. Her şey tepsiye giriyor, fırın kendi hâlinde pişiriyor, sen de başka bir işe dönebiliyorsun.
Neden işe yarıyor?
DEHB'li bir mutfakta en sevdiğim şey, bu yemekte aynı anda üç dört şeyi izleme zorunluluğunun olmaması. Ocakta kaynayan bir tencere yok, çevirmen gereken tavuk parçaları yok. Fırın kapalıyken iş sessizce ilerliyor.
Bir de bulaşık meselesi var. Yemekte kullandığım kap sayısı bazen cesaretimi belirliyor. “Yine koskoca bir bulaşık” düşüncesi, bir şeye başlamamak için yeterli bir sebep olabiliyor. Burada tek tepsi ve küçük bir karıştırma kabı var, o kadar.
Kendini zorlamadan
Enerjin çok düşükse sebzeyi sadece patatesle sınırla, tavuğu da tuz, yağ ve biraz kekikle yetin. Salça, havuç, soğan güzel eklemeler ama şart değil. Tavuğu fırına koymak, sebzenin hepsini doğramaktan daha önemli.
Çok bitkinsen hazır, donmuş sebze karışımı da kullanabilirsin. O zaman sebze su bırakabilir; tepsiyi biraz geniş tut ve sebzeyi tavuğun yanına yay.
Beklerken
Bu yemeğin kırk beş dakikası sana ait. Ben o sürede bazen bir köşeyi topluyorum, bazen sadece oturuyorum. İkisi de olur. Sayaç seni çağırdığında kalkıp tepsiyi çevirmen, ardından da pişmiş olup olmadığına bakman yeterli. Tavuğu mutlaka ortasından kesip kontrol et; içinde pembelik kalmasın.
Artan tepsiyle ne yapmalı?
Tepsiden artan olduysa, soğuyunca kapalı bir kaba kaldır ve iki üç gün içinde bitir. Ben bazen artan tavuğu kemiğinden ayırıp ekmek arasına koyuyorum; yeni bir yemek yapmak zorunda kalmıyorum. Ertesi günün yemek kararını bugünden vermiş olmak da güzel bir his. Isıtırken tavuğun her yerinin sıcak olmasına dikkat et.
Bu akşam tek tepsiyle doyduysan, gerisini yarına bırakabilirsin.