Bir akşam telefonda kısa bir video izliyorsun. Konuşan kişi "şu belirtilerden birkaçı sende de varsa..." diye sıralamaya başlıyor ve sen listenin neredeyse tamamına kafa sallıyorsun. Yıllardır tuhaf ya da yetersiz diye sakladığın şeylerin bir ismi olabileceği fikri insanın içinde bir şeyleri yerinden oynatıyor. Bu hissi bilirim; o anın rahatlaması da heyecanı da gerçek.
O anın hemen ardından ise bir soru geliyor: "Peki şimdi kendime DEHB teşhisi koyabilir miyim?" Bu yazıda kendi kendine DEHB teşhisi koymanın neden güvenilir bir yol olmadığını, buna karşın kendini fark etmenin neden değerli olduğunu konuşmak istiyorum. Doktor değilim; DEHB ile yaşayan bir yetişkin olarak gördüklerimi ve düşündüklerimi paylaşıyorum.
Kısaca: Kendinde DEHB belirtileri görmek, bir uzmana gitmek için yeterli ve değerli bir başlangıç. Ama birçok farklı durum benzer belirtiler verebildiği için teşhis tek başına konulamaz. Yetişkinlerde tanıyı psikiyatrist koyar; kendi gözlemlerin bu sürecin en işe yarar malzemesidir.
Kendi kendine DEHB teşhisi neden bu kadar cazip?
Çünkü açıklama arayışı insanca bir ihtiyaç. Uzun süre "neden bana bu kadar zor geliyor?" diye sormuş birine, bir listenin ya da bir videonun "bunun bir açıklaması olabilir" demesi çok rahatlatıcı. Üstelik internet bu rahatlamayı birkaç dakikada, ücretsiz ve randevusuz sunuyor.
Sosyal medyanın akışı da bu cazibeyi büyütüyor. Bir iki video izledikten sonra önüne benzer içerikler dizilmeye başlıyor ve bir süre sonra herkes DEHB'liymiş gibi görünüyor. Oysa akış, senin ne izlediğini yansıtıyor; ne olduğunu değil.
Bir de bekleme meselesi var. Değerlendirme için randevu bulmak, sıra beklemek, gitmeye cesaret etmek zaman alıyor. Bu arada "zaten biliyorum" diyerek süreci kısaltmak istemek çok anlaşılır. Ben de bir dönem kendimi tanıdığım anlar yaşadım ve o anlarda içimdeki ses "daha ne bekliyorsun, her şey ortada" diyordu. Ortada olan şey bir ipucuydu, bir sonuç değil.
Kendi kendine teşhisin riskleri neler?
Teşhisi kendimiz koyduğumuzda neyin kaçabileceğini şöyle sıralayabilirim:
- Başka bir açıklama gözden kaçabilir. Dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve yorgunluk birçok farklı nedenden gelebilir. Yanlış bir etiketle yola çıkarsan asıl nedenin üzerinden geçmiş olursun.
- Birlikte görülen durumlar fark edilmeyebilir. DEHB ile kaygı ya da depresyon gibi durumlar bir arada olabiliyor. Tek başına bakınca hangisinin hangisini beslediğini ayırmak zor.
- Yanlış stratejilere yönelebilirsin. Sorunun kaynağını yanlış koyarsan seçtiğin yöntemler de oraya uymayabilir ve "bende bile işe yaramıyor" hissi büyüyebilir.
- Kendi başına çözüm aramaya kayabilirsin. Takviye, ilaç ya da yoğun diyet gibi şeylere yönelmek, özellikle doktor kontrolü olmadan, ciddi bir risk. Bu konular tamamen bir hekimin alanı.
- Etiket fazla erken sertleşebilir. "Ben DEHB'liyim" demek, değerlendirme sonucunda başka bir tablo çıkarsa kendini yeniden anlamayı zorlaştırabilir.
Bunların hiçbiri "bilgi edinme, kendini tanıma" çabasını küçümsemek için değil. Sadece teşhis ile ipucunu birbirinden ayırmak için.
Bir noktayı da eklemek istiyorum: herkes zaman zaman unutkan, dağınık ya da ertelemeci olabilir. Bir belirtiyi tanımak, onun bir bozukluk olduğunu göstermiyor. Önemli olan, belirtinin ne kadar sık ve ne kadar uzun süredir sürdüğü ve hayatının hangi alanlarını zorladığı. Bu soruyu kendi içinde dürüstçe tartmak çok zor; çünkü hem kendi normalini hem de başkalarının normalini bilemiyoruz.
DEHB'ye benzeyen ama başka olabilen durumlar
Dikkat, enerji ve düzen konuları beyinden vücuda birçok şeyden etkileniyor. Uykusuz geçen haftalar, süren bir kaygı, çökkün bir dönem, yoğun stres ya da bazı tıbbi durumlar, DEHB'de görülenlere çok benzeyen sıkıntılar yaratabilir. Bu yüzden "şu belirtiler bende var, öyleyse DEHB" mantığı çoğu zaman yanıltıcı.
Bu bir tehdit gibi okunmamalı. Aksine, iyi bir değerlendirme bunları ayırt etmek için var. Bazen sonuç "DEHB var" oluyor, bazen "başka bir şey var", bazen de "ikisi birden". Hangisi çıkarsa çıksın, doğru adı bilmek doğru desteği bulmayı kolaylaştırıyor.
Ayrıca bir belirtinin ne zamandır var olduğu da önemli. Genel olarak DEHB değerlendirmesinde çocukluktan beri süren bir örüntü aranır ve bu, kendi başına yapılması zor bir sorgulama. Geçmişi hatırlamak, başkalarının gözünden de bakmak ve belirtilerin hayatın farklı alanlarındaki etkisini bir arada görmek bir uzmanın çalışmasının parçası.
Kendini fark etmek ile teşhis koymak aynı şey değil
Burası benim için en önemli ayrım. "Bende DEHB olabilir" demek meşru bir gözlem ve değerlendirmeye gitmek için gayet sağlam bir sebep. Bunu düşünmek seni "kendini hasta sanan biri" yapmıyor.
Teşhis ise bu gözlemin sınanması: öykü dinlenir, günlük işleyiş sorulur, başka olasılıklar elenir. Bu işi bir kitap, bir test ya da bir video yapamaz, çünkü senin hayatını bilmiyorlar. Online testler ve ölçekler de aynı şekilde sadece bir yön gösterebilir; sonucu söyleyemez.
Kısacası: fark etmek senin işin, teşhis uzmanın işi. İkisi birbirinin yerine geçmiyor ama birbirini çok güçlendiriyor.
Şüphe varken sakin bir yol nasıl olur?
Benim "böyle olsa iyi olurdu" diye düşündüğüm bir sıra var:
- Gözlemini yaz. Hangi durumlarda zorlandığını, ne sıklıkla yaşadığını kısa notlarla kaydet. Konuşma sırasında unutacağın şeyler kâğıtta kalır.
- Testlere ipucu gibi bak. Bir ölçeğin sonucu seni bir kapıya götürebilir; o kapının ardındakini söyleyemez.
- Bir psikiyatriste randevu al. Yetişkinlerde tanıyı psikiyatrist koyar. Randevuyu almak zor gelirse bile, ilk adım olarak sadece bunu hedefle.
- Yakınına danış. Güvendiğin biri senin göremediğin örüntüleri fark etmiş olabilir. Ama onun "sende yok" ya da "sende var" demesi de teşhis değil.
- Beklerken kendine nazik ol. Küçük düzenlemeler tanıdan bağımsız olarak işe yarayabilir; hatırlatıcılar, sadeleşmiş bir masa ya da kısa görev listeleri gibi.
Randevuya gittiğinde de "teşhis koyun" diye gitmek yerine "kendimde şunları fark ediyorum, birlikte bakabilir miyiz?" demek bence çok daha rahatlatıcı bir tavır. Çünkü değerlendirme, bir sınav değil, bir ortak bakış.
Sonuç beklediğin gibi çıkmazsa
Bu da konuşulması gereken bir ihtimal. Bazen kişi değerlendirmeye "kesin DEHB'im" diye gider ve sonuç farklı çıkar. Bu durumda hayal kırıklığı, hatta bir tür itiraz hissetmek normal. Yine de o sonuç, yaşadığın zorlukların gerçek olmadığı anlamına gelmiyor; sadece açıklamanın başka bir yerde olabileceğini söylüyor.
Aynı şekilde, "DEHB var" sonucu çıktığında da süreç bitmiyor; yeni bir anlama dönemi başlıyor. İki durumda da önemli olan, zorlandığın şeylerin görülüp ele alınması.
Kendime not
Bir şeyi adlandırmak güçlü bir hissi, ama adı yanlış koymak da o kadar yorucu olabilir. Kendi kendine teşhis koymak yerine, merakını ve gözlemlerini bir uzmanın önüne koymayı seçtiğinde hem kendine hem de sürece haksızlık etmemiş oluyorsun.
Sen zaten bir yere bakıyorsun, bir şeyleri fark ediyorsun. Şimdi bunu doğru kişiyle, doğru sırayla konuşmanın zamanı olabilir.