Banka uygulamasını açmadan önce derin bir nefes aldığım dönemler oldu. Bazen o nefes yetmiyordu ve uygulamayı hiç açmıyordum. Telefonu ters çevirip başka bir şeyle meşgul oluyordum. Bakmazsam, durum ne olursa olsun, en azından o an bilmek zorunda değildim.
Para kaygısı bende çoğu zaman bu şekilde, bir kaçınma olarak ortaya çıktı. Bakiyeye bakamamak, faturaları açamamak, parayla ilgili konuşmalardan kaçmak. DEHB'li biri olarak bu kaygının unutkanlıkla, dürtüsellikle ve geçmişteki pişmanlıklarla nasıl iç içe geçtiğini zamanla fark ettim. Bu yazıda bu iç içe geçmişliği, bakmamanın neden bir kaçış olduğunu ve bakmayı nasıl daha küçük ve güvenli hale getirdiğimi anlatıyorum.
Kısaca: Para kaygısı DEHB'de çoğu zaman unutulan ödemeler, plansız harcamalar ve bunların yarattığı sürprizlerle beslenen bir döngüye dönüşebiliyor. Bakmamak kısa vadede rahatlatıyor ama uzun vadede kaygıyı büyütüyor. Bende işe yarayan, hesaba bakmayı çok küçük ve öngörülebilir bir rutine dönüştürmek ve kaygı ağırlaştığında profesyonel destek almaktan çekinmemek oldu.
Para kaygısı neden DEHB'le iç içe geçiyor?
Para kaygısı tek başına DEHB'ye özgü bir şey değil; pek çok insan parayla ilgili kaygı yaşıyor. Ama benim deneyimimde DEHB bu kaygıya kendine özgü bir doku katıyor.
İlk olarak sürprizler. Unuttuğum bir ödeme, fark etmediğim bir abonelik, hatırlamadığım bir harcama. DEHB'li hayatta para tarafında sürprizler sık oluyor ve çoğu hoş sürprizler değil. Bu da hesabıma her baktığımda “bu sefer ne çıkacak?” diye bir gerginlik yaratıyor.
İkinci olarak geçmişin yükü. Plansız harcamalar, kaçırılan son tarihler, ödenen gecikme bedelleri. Bunların hepsi zihnimde birikiyor ve paraya dair her yeni düşünce, birikmiş pişmanlıkları da beraberinde getiriyor. Kaygı sadece bugünün değil, geçmişin de kaygısı oluyor.
Üçüncü olarak belirsizlik. Zaman algısı farklı işleyebildiği için ay sonunun nasıl geleceğini, önümüzdeki haftalarda neler ödeyeceğimi net bir şekilde öngörmek zor olabiliyor. Belirsizlik ise kaygının en sevdiği zemin.
DEHB ile kaygının birlikte görülebildiği biliniyor. Para kaygısı genel bir kaygının parçası olabilir ya da tek başına durabilir. Bunu ayırt etmek ve doğru desteği bulmak için bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak en sağlıklı yol.
Bakmamak da bir kaçış
Bakmamanın verdiği rahatlamayı çok iyi biliyorum. Hesabımı açmadığım sürece durum hakkında hiçbir şey bilmiyorum ve bilmediğim şey beni o an rahatsız etmiyor. Kaçınma, kısa vadede gerçekten işe yarıyor.
Ama bu rahatlamanın bir bedeli var. Bakmadığım sürede sorunlar büyüyor. Fark etmediğim bir ödeme gecikiyor, takip etmediğim harcamalar birikiyor. En sonunda bakmak zorunda kaldığımda karşılaştığım tablo, bakmadığım dönemden çok daha ağır oluyor. Bu da bir sonraki seferde bakmayı daha da zorlaştırıyor.
Bir de kaygının kendisi büyüyor. Bilmemek, zihnimin boşlukları en kötü senaryolarla doldurmasına izin veriyor. Gerçek durum çoğu zaman kafamda kurduğum senaryodan daha hafif oluyor, ama bunu öğrenmek için bakmam gerekiyor.
Bu döngüyü fark ettiğimde, bakmanın kendisini bir sorun olarak değil, bir beceri olarak görmeye başladım. Bakmak öğrenilebilir, pratik edilebilir ve kolaylaştırılabilir bir şeydi.
Bakmayı küçük ve güvenli hale getirmek
Hesabıma bakmayı kolaylaştırmak için onu olabildiğince küçük, kısa ve öngörülebilir bir eyleme dönüştürdüm:
- Sabit bir zaman. Haftada bir, her zaman aynı gün ve saatte bakıyorum. Ne zaman bakacağımı bildiğim için arada sürekli düşünmüyorum.
- Kısa bir süre. Kendime sadece birkaç dakika veriyorum. “Sadece bakıp kapatacağım” demek, işi daha az tehditkâr kılıyor.
- Sadece bakmak. İlk adımda hiçbir şeyi çözmeye, düzeltmeye çalışmıyorum. Sadece görüyorum. Çözüm ayrı bir adım.
- Güvenli bir ortam. Bakarken yanımda sevdiğim bir içecek oluyor, bazen hafif bir müzik çalıyor. Bazen de güvendiğim birinin yanında bakıyorum.
- Sonrasında küçük bir nefes. Baktıktan sonra kısa bir yürüyüş, bir esneme ya da birkaç derin nefes. Bedenime bu işin bittiğini haber veriyorum.
Bu adımlar başta bana fazla basit geldi. Ama kaygı karmaşık çözümlerle değil, küçük ve tekrarlanan güvenli deneyimlerle azalıyor. Her baktığımda ve dünyanın yıkılmadığını gördüğümde, beynim biraz daha sakinleşiyor.
Kaygıya eşlik eden düşünceler
Para kaygısıyla birlikte gelen bazı düşünceler var ve onları tanımak bana çok yardımcı oldu: “Asla düzelmeyecek.” “Herkes bunu becerebiliyor, bir tek ben…” “Bakarsam her şey daha da kötüleşecek.”
Bu düşünceler kaygının sesi, gerçeğin değil. Onlarla tartışmaya çalışmak yerine sadece fark etmeye çalışıyorum: “Şu an kaygı konuşuyor.” Bu basit etiketleme, düşüncenin gücünü bir miktar azaltıyor.
Bir de kendime, en sevdiğim arkadaşıma konuşur gibi konuşmayı deniyorum. O arkadaş bana “bakiye ekranına bakamıyorum” dese ona ne derdim? Muhtemelen onu yargılamaz, “gel, birlikte bakalım” derdim. Aynı şefkati kendime göstermek kolay değil, ama denemeye değer.
Kaygı büyüdüğünde
Bu yazıdaki önerilerin hepsi gündelik başa çıkma yolları. Ama para kaygısı bazen bunların ötesine geçebiliyor. Uykunu kaçırıyorsa, gününün büyük bölümünü para düşünceleriyle geçiriyorsan, bedeninde belirgin gerginlikler yaşıyorsan ya da hayatın bu kaygı tarafından yönetiliyormuş gibi hissediyorsan, bir psikolog ya da psikiyatristle konuşmak çok değerli olabilir.
Kaygının kaynağında somut bir borç ya da ödeme sorunu varsa, bir finansal danışmandan destek almak da kaygıyı hafifletebilir. Bazen sadece bir planın varlığı bile, belirsizliği azaltarak kaygıyı yatıştırıyor.
Destek istemek bir zayıflık değil. Para hayatın en stresli alanlarından biri ve bu stresi tek başına taşımak zorunda değilsin.
Kapanırken
Banka uygulamasını açmadan önce hâlâ bazen derin bir nefes alıyorum. Ama artık o nefes kaçmak için değil, bakmak için alınan bir nefes. Bu fark bana küçük ama önemli bir şey öğretti: Kaygı tamamen geçmese de, onunla birlikte bakmayı öğrenebilirim.
Şu an hesabına bakamadığın bir dönemdeysen kendini suçlama. Sadece bu hafta için kendine küçük bir randevu ver. Birkaç dakika, sadece bakmak için. Çözmek, düzeltmek sonra gelir. Önce gözünü açman yeterli.