Kumbara fikri bana hep biraz çocukça gelirdi. Birikim dediğin büyük bir şey olmalıydı: düzenli, planlı, ciddi. Ben de birkaç kez büyük birikim planları yaptım. Hepsi aynı kaderi paylaştı. Heyecanla başladılar, birkaç hafta sürdüler, ilk beklenmedik harcamada dağıldılar.
Bir noktada kumbaranın bana bir şey öğretmeye çalıştığını fark ettim. Küçük birikim yapmak, büyük planların yapamadığını yapıyordu: sürdürülebilir olmak. Bu yazıda DEHB'li biri olarak küçük birikim yapmanın neden zor olduğunu, görünmeyen paranın neden daha az harcandığını ve bende işe yarayan küçük ritüelleri anlatıyorum. Paranın nerede ve nasıl değerlendirileceğine dair bir şey söylemiyorum; bu kişisel bir karar ve bir finansal danışmanın alanı. Benim anlattığım, sadece alışkanlık tarafı.
Kısaca: DEHB'de anlık ödül çok çekici olduğu için uzaktaki bir hedef için para biriktirmek zorlaşabiliyor. Bende işe yarayan; büyük hedefler yerine küçük ve düzenli ayırmalar yapmak, ayrılan parayı gözden uzak tutmak ve birikimin ne için olduğunu somut bir isimle tanımlamak oldu. Birikim bozulduğunda kendimi cezalandırmadan yeniden başlamak da işin önemli bir parçası.
Küçük birikim yapmak neden DEHB'de zor?
Birikim, temelde bir erteleme işi. Bugün bir şeyi harcamamak, ödülü çok sonraya bırakmak demek. DEHB'li bir beyin için bu tür bir erteleme özellikle zor olabiliyor, çünkü anlık ödül çok parlak, uzaktaki ödül ise bulanık.
Benim deneyimimde birikim hedefleri soyut kavramlar gibi duruyordu. “Bir gün işime yarar” ya da “acil durumlar için” gibi belirsiz amaçlar, karşımdaki somut ve parlak bir isteğe karşı hiç şansı olmayan rakiplerdi. Bir yanda şimdi alabileceğim güzel bir şey, diğer yanda belki bir gün gerekecek belirsiz bir para.
Bir de düzenlilik meselesi var. Birikim tek bir büyük hareketle değil, tekrar eden küçük hareketlerle oluşuyor. Tekrar ve düzenlilik ise DEHB'de çoğu zaman zorlanılan alanlardan. İlk birkaç hafta heves var; heves gidince düzen de gidiyor.
Ve tabii ki, ay sonunda kalan parayı biriktirme yanılgısı. “Ay sonunda ne kalırsa onu kenara koyarım” dediğim her ay, ay sonunda kenara koyacak bir şey kalmıyordu. Para, harcanmayı bekleyen bir boşluk gibi her zaman kendine bir yer buluyordu.
Görünmeyen para, harcanmayan para
DEHB'de “gözden ırak, gönülden ırak” ilkesi genellikle bir dezavantaj. Faturaları, son tarihleri, eşyaları unutuyorum. Ama birikim konusunda bu ilke beklenmedik bir şekilde işime yaradı.
Kenara ayırdığım parayı her gün baktığım hesaptan ayrı tuttuğumda, onu harcama ihtimalim belirgin şekilde azaldı. Göremediğim parayı harcanabilir para olarak düşünmüyorum. Ana ekranda ne görüyorsam, harcayabileceğim para o kadarmış gibi geliyor.
Bu yüzden birikimi elimle değil, otomatik bir düzenle yapıyorum. Gelir hesaba geçtiği gün küçük bir miktar kendiliğinden ayrılıyor. Benim hatırlamama, karar vermeme, o günkü irademe ihtiyaç kalmıyor. Ayrılan para gözümün önünden kalkıyor ve çoğu zaman ben de onu unutuyorum. Bu, unutkanlığımın bana ender yaptığı iyiliklerden biri.
Paranın nerede tutulacağına dair bir tavsiye vermiyorum; bu herkesin kendi durumuna, ihtiyacına ve tercihine bağlı. Benim için önemli olan, birikimin her gün baktığım bakiyeyle aynı yerde görünmemesi oldu.
Bende işe yarayan küçük ritüeller
Otomatik ayırmanın yanında, birikimi daha somut ve keyifli hale getiren birkaç küçük alışkanlığım var:
- Küçük başlamak. İlk başta neredeyse komik derecede küçük bir miktarla başladım. Amaç miktar değil, alışkanlığın kendisiydi. Alışkanlık oturduktan sonra miktarı yavaş yavaş artırdım.
- Vazgeçilen harcamayı kenara koymak. İki gün bekledikten sonra almaktan vazgeçtiğim bir şey olduğunda, o ürünün fiyatının bir kısmını kenara aktarıyorum. Bu, vazgeçmenin küçük bir ödülü gibi geliyor.
- Bozuk para kavanozu. Nakit kullandığım günlerde cebimde kalan bozuklukları bir kavanoza atıyorum. Belki çocukça, ama kavanozun dolduğunu görmek bana somut bir ilerleme hissi veriyor.
- Küçük kutlamalar. Belirli aralıklarla birikime baktığımda ne kadar ilerlediğimi fark etmeye çalışıyorum. Kendime bir kahve ısmarlamak gibi küçük kutlamalar motivasyonu canlı tutuyor.
- Görsel bir takip. Bir kâğıda basit bir çizelge çizip her ayırmada bir kutuyu boyuyorum. DEHB'li beynim görsel ilerlemeye sayılardan çok daha iyi tepki veriyor.
Bunların hepsini aynı anda yapmıyorum. Bazı dönemler sadece otomatik ayırma devam ediyor, diğerleri bir süreliğine unutuluyor. Önemli olan sistemin tamamen durmaması.
Birikimin bir adı olsun
Birikimimi soyut bir “acil durum parası” olarak düşündüğüm dönemlerde onu korumak çok zordu. Bir şey istediğimde “bu da bir tür acil durum” diye kendimi kolayca ikna edebiliyordum.
Birikime somut bir isim verdiğimde işler değişti: “kış için sağlam bir mont”, “yaz tatili”, “bozulan bir eşyayı değiştirmek için”. İsim verdiğim birikim, gözümde bir hayale dönüşüyor. O hayal de karşımdaki anlık istekle daha eşit şartlarda yarışabiliyor.
Bazen birden fazla küçük hedefim oluyor ve bunları ayrı ayrı izliyorum. Her birinin kendi küçük ilerleme çizelgesi var. Birinin dolduğunu görmek, diğerleri için de motivasyon veriyor.
Birikimi bozduğumda
Birikimimi bozduğum oluyor. Beklenmedik bir masraf çıkıyor, bir dürtüye yenik düşüyorum ya da sadece o ay ayırma yapmayı unutuyorum. Eskiden bu anlarda bütün planı bırakır, “zaten beceremiyorum” der ve bir sonraki büyük plana kadar hiçbir şey yapmazdım.
Şimdi kendime daha nazik davranmaya çalışıyorum. Birikimi bozmak, birikimin işe yaradığını da gösteriyor; beklenmedik bir masrafı karşılayabildiysem, o para tam da görevini yapmış demektir. Bir dürtü yüzünden bozduysam, bunu bir sonraki sefere küçük bir ders olarak not ediyorum.
En önemli şey yeniden başlamak. Kaldığım yerden, hiçbir şeyi telafi etmeye çalışmadan, bir sonraki gelir gününde aynı küçük miktarla. Kayıp ayları geri kazanmaya çalışmak, çoğu zaman tekrar bırakmama yol açıyor.
Birikim yapamamanın sebebi temel giderleri karşılamakta zorlanmak ya da biriken borçlarsa, bu bir alışkanlık meselesinden fazlası olabilir. Böyle bir durumda bir finansal danışmandan destek almak, kendine daha gerçekçi bir yol haritası çizmene yardımcı olabilir.
Kumbaraya son bir not
Küçük birikim yapmak bana sabırdan çok küçüklüğün gücünü öğretti. Büyük planlar heyecan veriyor ama sürmüyor; küçük ve sıkıcı olanlar ise sessizce birikiyor. Sonunda bakıyorum ve bir zamanlar çocukça bulduğum kumbara mantığının, DEHB'li beynim için en gerçekçi yol olduğunu görüyorum.
Bugün tek bir şey yapmak istersen, neredeyse komik derecede küçük bir miktar seç ve onu kenara koy. Miktarın önemi yok. Önemli olan, bu küçük hareketin bir alışkanlığa dönüşmeye başlaması.