Arkadaşla body doubling: yan yana çalışmanın küçük kuralları

Arkadaşla body doubling nasıl yapılır, sohbete dönmeden yan yana nasıl çalışılır? Deneyimimden basit kuralları, olası tuzakları ve önerileri paylaşıyorum.

· · 5 dk okuma

"Yarın bir saat yan yana çalışalım mı?" Bu cümleyi bir arkadaşıma ilk yazdığımda, gönder tuşuna basmadan önce birkaç kez silip yeniden yazdığımı hatırlıyorum. Garip kaçar mı, beni çocuk gibi mi görür, "kendi başına çalışamıyor musun?" diye düşünür mü? Oysa çoğu zaman gelen cevap beni şaşırtıyor: "Çok iyi olur, ben de bir şeyi erteliyorum."

Arkadaşla body doubling, eşlikli çalışmanın belki de en sıcak hâli. Ama sıcaklığın bir bedeli de var: sohbete dalmak çok kolay. Bu yazıda bir arkadaşla yan yana çalışmayı nasıl işler hâle getirdiğimi ve nerelerde takıldığımı anlatıyorum.

Kısaca: Arkadaşla body doubling, bir arkadaşınla aynı odada ya da ekranda, herkesin kendi işini yaptığı bir çalışma seansı. Tanıdık bir yüz başlamayı kolaylaştırabilir, ama sohbet tuzağına düşmemek için süre, başlangıç ve mola gibi basit kuralları önceden konuşmak işe yarıyor.

Arkadaşla body doubling neden iyi gelebilir?

Body doubling, birinin varlığı eşliğinde çalışmak demek. Bu kişi yabancı da olabilir, tanıdık da. Tanıdık biriyle çalışmanın kendine özgü bir rahatlığı var.

Birincisi, güven. Arkadaşımın yanında kendimi açıklamak zorunda hissetmiyorum. Yarım saat boyunca sadece bir e-posta taslağıyla boğuşsam bile bunun yargıya dönüşmeyeceğini biliyorum.

İkincisi, ortak bir taahhüt. Bir arkadaşla saat belirlediğimde, o saati iptal etmek biraz daha zor. Kendi kendime verdiğim sözleri kolayca erteleyebiliyorum, ama birinin beklediğini bilmek beni harekete geçiriyor. Bu sert bir zorunluluk değil, nazik bir hesap verebilirlik. Arkadaşım beni yargılamıyor; sadece o saatte orada olacağımı biliyor.

Üçüncüsü, karşılıklılık. Çoğu zaman arkadaşım da kendi işini erteliyor oluyor. İkimiz de birbirimize destek oluyoruz; kimse kimseye yük olmuyor. Body doubling üzerine yapılmış araştırma çok sınırlı, ama bu karşılıklılık hissinin seansları sürdürülebilir kıldığını kendi deneyimimde açıkça görüyorum.

Sohbet tuzağı: en büyük zorluk

Arkadaşla body doubling'in en büyük tuzağı sohbet. İlk denemelerimizde seansın büyük kısmı konuşarak geçerdi. Keyifliydi, ama işimiz yerinde sayıyordu.

Bu bir kusur değil; arkadaşlar konuşmayı sever. Hele ki uzun zamandır görüşmüyorsanız, sessizce yan yana oturmak neredeyse imkânsız gelebilir. Ama body doubling'in amacı, o sohbetin değil, sessiz varlığın yarattığı etkiye ulaşmak. Bu yüzden zamanla aramızda bazı basit kurallar oluştu.

Sohbetin bir başka hâli de daha sinsi: "Bu konuda bir şey sorabilir miyim?" diye başlayan iş konuşmaları. Birbirinizin işine yardım etmeye başladığınızda, body doubling ortak bir projeye dönüşüyor ve çoğu zaman ikinizin de kendi işi yarım kalıyor. Yardımlaşmak güzel, ama onu da molaya ya da seansın sonuna saklamak daha iyi işliyor.

Arkadaşla body doubling için basit kurallar

Bunlar katı kurallar değil, daha çok aramızda konuştuğumuz küçük anlaşmalar:

  1. Başlangıç saatini net belirleyin. "Öğleden sonra bir ara" yerine "saat üçte" demek, seansın gerçekten başlamasını sağlıyor.
  2. İlk beş dakika sohbet serbest. Hal hatır sormak için kısa bir pencere bırakmak, sonraki sessizliği kolaylaştırıyor.
  3. Herkes niyetini tek cümleyle söylesin. "Ben makalenin girişini yazacağım." Bu kadar.
  4. Çalışma bloğunda konuşma yok. Acil bir şey olmadıkça.
  5. Molaları önceden belirleyin. Örneğin 45 dakika çalışma, 10 dakika mola. Molada istediğiniz kadar konuşabilirsiniz.
  6. Sonunda kısa bir kapanış. "Girişi bitirdim, gelişmeye başladım." Övünmek değil, sadece kapanış.

Bu kurallar bizi robotlaştırmadı; tam tersine, sohbetin de çalışmanın da kendine ait bir yeri oldu. Molada konuşacağımızı bilmek, çalışırken aklıma gelen şeyi söyleme isteğini ertelemeyi kolaylaştırdı. Bazen aklıma gelen şeyi küçük bir kâğıda not alıp molaya saklıyorum.

Bu anlaşmaları yazılı bir liste hâline getirmeye gerek yok. İlk seansın başında iki dakika konuşmak yeterli: "Ne kadar çalışalım, ne zaman mola verelim, arada konuşalım mı?" Sonraki seanslarda zaten alışkanlığa dönüşüyor. Bir şey işlemiyorsa, onu da seansın sonunda yargısızca konuşabilirsiniz: "Bugün çok konuştuk, bir dahakine molaları daha net yapalım mı?"

Hangi arkadaşla body doubling yapmalı?

Her arkadaş body doubling için uygun olmayabiliyor ve bu, arkadaşlığın kalitesiyle ilgili değil. Bazı insanların enerjisi çok yüksek, bazıları sürekli telefonla meşgul, bazılarıyla da aramızda o kadar çok konuşulacak şey var ki sessizlik zor geliyor.

Benim deneyimimde iyi bir body doubling arkadaşının birkaç ortak özelliği oluyor:

  • Kendi de bir işi oluyor ve o işe gerçekten odaklanmak istiyor.
  • Sessizlikten rahatsız olmuyor.
  • Benim çalışma biçimimi yargılamıyor, "neden bu kadar uzun sürdü?" diye sormuyor.
  • Planı iptal ettiğimde ya da o gün yapamadığımda anlayışlı davranıyor.

Arkadaşının DEHB'li olması gerekmiyor. Ama DEHB'yi anlayan biri olması, ilk seansların daha rahat geçmesini sağlayabiliyor. DEHB'den söz etmek zorunda da değilsin; "Biri yanımdayken daha kolay odaklanıyorum" demek çoğu zaman yeterli.

Bir de tek bir arkadaşa yaslanmamak önemli. Aynı kişiyle her gün çalışmak, onun programına bağımlı kalmak demek. O hasta olduğunda, yoğun olduğunda ya da sadece canı istemediğinde senin seansın da düşüyor. İki üç farklı arkadaşla, farklı günlerde çalışmak hem senin için daha sürdürülebilir hem de kimseye yük olmuyor.

Aynı odada mı, ekranda mı?

Arkadaşla body doubling'i yüz yüze de yapabilirsiniz, görüntülü görüşmeyle de. İkisinin de kendine göre artıları var.

Aynı odada çalışmak daha sıcak, varlık hissi daha güçlü. Ama hazırlanmak, bir yere gitmek, ev sahipliği yapmak gibi ek yükleri var. Ekran üzerinden çalışmak ise daha esnek; pijamayla, kendi masanda, kahveni kendin yaparak. Ben enerjimin düşük olduğu günlerde ekranı, sosyal enerjimin yüksek olduğu günlerde yüz yüzeyi tercih ediyorum.

Bir de şunu fark ettim: Bazı arkadaşlarla yüz yüze çalışmak çok iyi gidiyor, bazılarıyla ise ekran üzerinden. Yüz yüzeyken sohbete kaydığımız bir arkadaşla ekranda gayet sessiz çalışabiliyoruz. Bunu da birkaç kez deneyerek öğrenmek gerekiyor.

Yüz yüze çalışıyorsanız, ortamı da düşünmek iyi oluyor. Aynı masada karşılıklı oturmak bazen fazla yakın gelebiliyor; yan yana ya da aynı odanın farklı köşelerinde oturmak, hem varlık hissini koruyor hem de göz göze gelip sohbete başlama ihtimalini azaltıyor. Kafede buluşuyorsanız, sessiz bir köşe seçmek ve masada sadece çalışacağınız şeyleri tutmak da yardımcı oluyor.

Kapanırken

Arkadaşla body doubling bana sadece işlerimi yapmayı değil, bir arkadaşlığın farklı bir boyutunu da gösterdi. Sessizce yan yana oturmak, birbirine "buradayım" demenin başka bir yolu olabiliyor.

Eğer bunu denemek istiyorsan, en zor kısım muhtemelen ilk mesajı yazmak olacak. Kısa tut: "Yarın bir saat yan yana çalışalım mı? Ben de bir şeyi erteliyorum." Çoğu insan bunu duyduğunda rahatlıyor; çünkü ertelemek, sandığımızdan çok daha yaygın.

Sık sorulanlar

Arkadaşla body doubling nasıl yapılır?

Bir saat ve süre belirleyin, başta herkes ne yapacağını kısaca söylesin, seans boyunca sohbeti en aza indirin ve sonunda kısa bir kapanış yapın. Aynı odada ya da görüntülü olarak yapılabilir.

Arkadaşla çalışırken sohbete dalmamak için ne yapmalı?

Sohbeti seansın başına ve sonuna sıkıştırmak işe yarayabilir. Mola zamanını önceden belirlemek ve aranızda kısa bir “şimdi çalışıyoruz” işareti kararlaştırmak da yardımcı olur.

Arkadaşım DEHB'li değilse body doubling yine işe yarar mı?

Evet, eşlikçinin DEHB'li olması gerekmiyor. Önemli olan onun da o sürede kendi işiyle meşgul olması ve senin çalışma biçimine saygı duyması.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir