Doktora DEHB belirtilerini anlatmak: kendimi nasıl ifade ederim?

Doktora DEHB belirtilerini anlatmak, kapıdan girince her şey unutulduğunda zorlaşır. Kendini somut örneklerle ve rahatça ifade etmek için önerilerim burada.

· · 5 dk okuma

“İyiyim aslında.” Bu iki kelime ağzımdan o kadar otomatik çıkıyor ki, bazen doktor odasında bile ilk söylediğim şey bu oluyor. Oysa oraya “iyi” olmadığım için gitmişimdir. Doktora DEHB belirtilerini anlatmak, kâğıt üzerinde basit bir iş gibi görünse de, içinde böyle küçük tuzaklar barındırıyor.

Yıllarca idare ediyormuş gibi görünmeyi öğrenmiş biri için, birdenbire bütün zorluklarını açık açık anlatmak kolay değil. Bir yanın küçültmek ister, bir yanın da ciddiye alınmamaktan korkar. Bu yazıda kendimi daha net ifade etmek için işime yarayan yolları ve sık düştüğüm tuzakları paylaşıyorum.

Kısaca: Doktora DEHB belirtilerini anlatmak için genel cümleler yerine somut sahneler kullan; ne olduğunu, ne sıklıkla olduğunu, ne zamandır sürdüğünü ve sana neye mal olduğunu anlat. Not okumak, anlamadığını sormak ve maskeyi biraz indirmek görüşmeyi çok daha verimli hâle getirir.

Neden doktor odasında her şey küçülür?

Bunun birkaç nedeni var ve hepsini tanımak, onlarla başa çıkmayı kolaylaştırıyor. İlki heyecan. Önemli bir görüşmede gerilen zihin, bilgiyi geri çağırmakta zorlanabilir. DEHB'li biri için bu zorluk daha da belirgin olabiliyor: haftalarca yaşadığın örnekler, tam ihtiyacın olduğu anda kayboluyor.

İkincisi maskeleme. Birçok DEHB'li yetişkin, zorluklarını gizlemek için farkında olmadan çeşitli stratejiler geliştirir. Toplantılarda dikkatli görünmek, unuttuğu şeyleri hızla telafi etmek, dağınıklığı bir esprili tavırla örtmek... Bu maske doktor odasında da kolay kolay inmiyor.

Üçüncüsü utanç. Bazı zorlukları dile getirmek insana ağır gelir. Faturaları ödeyememek, randevuları kaçırmak, bir işi defalarca yarım bırakmak... Bunları bir yabancıya anlatmak, insana kendini açıkta hissettirebilir.

Son olarak da “Ya abartıyorsam?” korkusu var. Kendi deneyimini küçümseme alışkanlığı, doktor odasında “Herkes biraz böyledir ama…” diye başlayan cümlelere dönüşebiliyor. Bu cümleler, anlatmak istediğin şeyin ağırlığını farkında olmadan hafifletiyor.

Genel cümleler yerine somut sahneler

Benim en çok işime yarayan değişiklik, genel ifadeleri somut sahnelerle değiştirmek oldu. Çünkü “dağınığım” kelimesi herkes için farklı bir şey anlatır. Ama bir sahne, ne yaşadığını çok daha net gösterir.

Birkaç örnek vereyim:

  • “Unutkanım” yerine: “Bu ay iki kez önemli bir randevuyu tamamen unuttum, hatırlatıcı kurmama rağmen.”
  • “Odaklanamıyorum” yerine: “Bir raporu okurken aynı paragrafı beş kez okuyorum ve hâlâ ne yazdığını anlamıyorum.”
  • “Erteliyorum” yerine: “Bir e-postayı yanıtlamam gerekiyor, sadece birkaç dakikalık bir iş, ama günlerdir açamıyorum.”
  • “Sabırsızım” yerine: “Bir sırada beklerken içimde dayanılmaz bir huzursuzluk oluyor, bazen sırayı bırakıp gidiyorum.”

Bu sahneleri kurmak için randevudan önce birkaç gün kendini gözlemlemek çok faydalı. Zorlandığın bir an olduğunda, telefonuna kısaca not et. Randevu günü elinde gerçek ve taze örnekler olur.

Doktora DEHB belirtilerini anlatmak için basit bir çerçeve

Somut sahneler önemli ama tek başına yetmeyebilir. Uzmanın tabloyu bütün olarak görebilmesi için bazı soruların cevabını da vermek gerekiyor. Ben kendime şöyle bir çerçeve kurdum:

  1. Ne oluyor? Zorluk tam olarak nasıl görünüyor? Bir sahneyle anlat.
  2. Ne sıklıkla? Bu ara sıra mı oluyor, yoksa neredeyse her gün mü?
  3. Ne zamandır? Hatırlayabildiğin kadarıyla hep mi böyleydi, yoksa son dönemde mi başladı?
  4. Nerede? Sadece işte mi, yoksa evde, ilişkilerde, para konusunda da mı?
  5. Ne pahasına? Bunun sana bedeli ne? Kaybedilen fırsatlar, yorgunluk, gerilen ilişkiler.
  6. Ne denedin? Bununla başa çıkmak için hangi yolları denedin, ne işe yaradı, ne yaramadı?

Bu çerçeveyi her belirti için doldurmak zorunda değilsin. En çok zorlandığın iki üç alanı seçip bu sorularla düşünmek bile görüşmeyi çok daha zengin hâle getirir.

Bu çerçeveyi kullanırken kendine tanı koymaya çalışmamaya dikkat et. Amacın “Bende şu belirti var” demek değil, “Benim hayatımda şunlar oluyor” demek. Teknik terimleri bilmek zorunda değilsin; kendi kelimelerinle anlatman çoğu zaman daha açıklayıcı oluyor. Uzman, anlattıklarını kendi bildiği çerçeveye yerleştirmeyi zaten bilir.

Maskeyi biraz indirmek

Maskeleme, DEHB'li birçok yetişkinin hayatta kalma biçimi. Dışarıdan toparlanmış görünmek, zorlukları gizlemek, her şey yolundaymış gibi davranmak... Bunlar yıllar içinde o kadar otomatik hâle geliyor ki, ne zaman yaptığını fark etmiyorsun bile. Doktor odasında da bu otomatik pilot devreye girebiliyor.

Benim fark ettiğim bir işaret, cümlelerimin sonuna eklediğim küçük yumuşatıcılar. “Ama çok da önemli değil”, “Herkes yaşıyordur herhalde”, “Bir şekilde hallediyorum yine de”. Bu ifadeler kendini korumanın bir yolu ama aynı zamanda anlattığın şeyin gerçek ağırlığını gizliyor.

Maskeyi tamamen çıkarmak zorunda değilsin; bu her zaman mümkün de olmayabilir. Ama en azından ne zaman taktığını fark etmek ve uzmana bunu söylemek bile işe yarar. “Dışarıdan iyi görünüyorum ama bunun için çok çabalıyorum” cümlesi, bazen bütün bir listeden daha fazla şey anlatır.

Bir de “bir şekilde hallediyorum” cümlesinin içini açmayı dene. Nasıl hallediyorsun? Gece geç saatlere kadar çalışarak mı, sürekli özür dileyerek mi, başkalarından yardım isteyerek mi? Hallederken ne kaybediyorsun? Bu soruların cevabı, görünen başarının arkasındaki görünmeyen emeği ortaya çıkarıyor.

Söylemesi zor şeyler

Bazı konular var ki anlatması gerçekten zor. Ama uzmanın tabloyu doğru görmesi için bunlar da önemli olabiliyor. Para yönetimindeki zorluklar, ilişkilerde yaşanan sorunlar, uyku düzeni, madde ya da alkol kullanımı, ruh hâlindeki dalgalanmalar...

Bu konuları açmakta zorlanıyorsan, bunu da söyleyebilirsin: “Bunu anlatmak benim için zor ama önemli olduğunu düşünüyorum.” Bu cümle hem seni hem de uzmanı hazırlıyor. Uzmanlar bu tür konuları dinlemeye alışkındır ve amaçları seni yargılamak değil, anlamaktır.

Bir de şunu hatırlatmak isterim: hiçbir şeyi abartmak ya da küçültmek zorunda değilsin. Olduğu gibi anlat. Bir şeyin ne kadar ciddi olduğuna karar vermek senin değil, değerlendirmeyi yapan uzmanın işi.

Görüşme sırasında işini kolaylaştıracak küçük şeyler

Hazırlık kadar görüşmenin kendisi de önemli. Görüşme sırasında şunlar bana çok yardımcı oluyor:

  • Notlarını açıkça kullan: “Unutmamak için yazdım, bakabilir miyim?” demek tamamen olağan.
  • Anlamadığını sor: Bir soruyu anlamadıysan ya da bir terim yabancı geldiyse, açıklama istemekten çekinme.
  • Düşünmek için zaman iste: “Bir saniye, düşünmem gerekiyor” demek gayet yerinde.
  • Dağıldığını fark edersen söyle: “Konudan uzaklaştım, nerede kalmıştık?” diye sormak sorun değil.
  • Özet iste: Görüşmenin sonunda “Bugün konuştuklarımızı kısaca özetleyebilir misiniz?” diye sorabilirsin.
  • Not al: Söylenenlerden önemli olanları kısa kısa yaz. Görüşmeden sonra hafızan yine bulanıklaşabilir.

Bu küçük adımlar, görüşmenin senin için daha az yorucu ve daha verimli geçmesini sağlıyor.

Kapıdan çıkarken

Doktora DEHB belirtilerini anlatmak bir performans değil. Mükemmel cümleler kurman, her şeyi sırayla anlatman ya da hiç tutulmaman gerekmiyor. Sadece olduğun gibi görünmen yeterli.

Görüşmeden çıktığında aklına söylemeyi unuttuğun bir şey gelirse, kendine kızma. Bunu bir sonraki görüşme için not et ya da gerekirse kliniğe ulaşıp nasıl iletebileceğini sor. Bu bir kerelik bir sınav değil; bir süreç. Ve sen bu süreçte kendini anlatmayı her seferinde biraz daha iyi öğreniyorsun.

Sık sorulanlar

Psikiyatriste DEHB belirtilerimi nasıl anlatmalıyım?

Genel ifadeler yerine somut örneklerle, bu zorlukların ne sıklıkla yaşandığını, ne zamandır sürdüğünü ve hayatını nasıl etkilediğini anlatmak işe yarar. Önceden not almak da çok yardımcı olur.

Doktora giderken not okumak garip mi?

Hayır, gayet olağan bir şey. Notlar, heyecanla unutabileceğin örnekleri eksiksiz aktarmana yardım eder.

Belirtilerimi abarttığımı düşünürlerse ne olur?

Olduğun gibi, somut örneklerle anlatmak en iyi yol. Değerlendirmeyi yapan uzman tabloyu bütün olarak ele alır; senin işin sadece dürüst olmak.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir